Erdoğan’ın gezisinin ardından..

AK Parti’nin üç yıllık iktidarı boyunca Mersin, ilk kez iki gün boyunca Başbakan Erdoğan’ı ağırladı..

Genel Başkan yardımcısı M.Dengir Fırat’ın deyimiyle Başbakandan ziyaret anlamında “hayli alacaklı” olan Mersin’in yetkililerinden etkili isimlerine kadar herkes, “bu alacağı kapatırcasına” sorunları aktarma şansını elde etti..

İki gün boyunca yakından tanık olduğumuz temaslarla ilgili izlenimlerimize gelince:

İlk etkinlik Mersin Valiliğinin düzenlediği ve iş dünyasıyla sivil toplum örgüt temsilcilerini bir araya getiren toplantıydı.

Büyükşehir Belediye Başkanı, Rektör, Ticaret Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Deniz Ticaret Odasının Başkan ve yönetim kurulu üyeleri yanında meclis üyeleri, Akdeniz İhracatçı Birlikleri yönetim kurulu başkanları, kentin önemli bazı dernek Başkanlarıyla yöneticilerinin toplantıya ilgisi şaşılacak yoğunluktaydı..

Durum böyle olunca Mersin’de akla gelebilecek hemen herkesin tek çatı altında toplandığı ilginç bir tablo ortaya çıktı.

Mersin’in iş dünyası adına sorun ve beklentilerini anlatmayı MTSO Başkanı Kadri Şaman üstlenmişti. Başkan kentin ayağına gelmiş böylesi önemli şansı, önceliği çöp sorununa ayırıp, Macit Özcan’ ı Erdoğan’a şikayet etme yönünde kullandı..

İyi mi, kötü mü oldu?

Sorunun yanıtı da, tercihin kendisi gibi subjektif olarak kişiden kişiye farklı biçimde değerlendirildi.

Tartışılmayan tek şey, toplantının dağılmasının ardından konuklara yansıyan mırıltılardı..

Bize göre salona hakim olan hayal kırıklığı Şaman kadar, Başbakan’ın konuşmasından da kaynaklanıyordu..

Makro politikaları ve iktidarın Türkiye’yi üç yıl içinde nereden nereye taşıdığını, iyi hatip olmanın avantajını kullanarak mükemmel biçimde karşısındakilere yansıtan Erdoğan’ın, sıra Mersin’de yapılanlara gelince zayıf kaldığını itiraf etmeliyiz..

Bunda, Mersin’in ihmal edilmişliği yanında Başbakan’ı aydınlatması gerekenlerin derslerini iyi çalışmamalarının rolü olduğuna tanık olduk..

En önemli sorunu eğitim ve sağlıktaki dökülmüşlük olan ve özellikle yeni derslik yapımı konusunda bile son dönemde hiç te iyi performans göstermeyen Mersin’in bu alandaki rakamlarının övünülecek yanı yok.. O rakamlar üzerinde oynayarak başarısızlığı başarı gibi yansıtmak, konuşan Erdoğan’da olsa Başbakanlardan çok sihirbazların işi..

Zaten iş rakamlara gelince, kimsenin farkına varmadığı gerçek bir anda ortaya çıktı..

İktidarları boyunca ülkeye 76 bin derslik kazandırdıklarını gür sesle anlatan Erdoğan, sıra aynı dönemde, 600 civarında derslikle yetinen Mersin’e gelince ister istemez durakladı..

Türkiye’nin milli gelirde, nüfusta, banka mevduatında, ülkeye ödediği vergi miktarında %2 lik payına sahip bir kent, en az 1600 dersliği hak ederken 600 de kalıyorsa, üstelik bu kent Mersin gibi ilk öğretim sıralamasında 81 il içinde 54. sıradaysa bu tablonun övülecek yanı yok.. (zaten Başbakan da, ertesi gün katıldığı Merkez ilçe kongresinde Mersin’in acil biçimde 2200 dersliğe ihtiyacı olduğunu dile getirdi)

Erdoğan’ın Mersin’de eğitim ve sağlık gibi düşük performanslı alanlar yerine öne çıkaracağı çok önemli gelişmeler yaşanmıştı oysa..

Örneğin yapıldığı 1964 ten beri vinçleri bile yenilenmeyen, devlet eliyle ne kadar kötü yönetilebilirse öylesine yönetilen Mersin limanının makus talihi ilk kez bu iktidar döneminde döndü. Olamaz denilen özelleştirme bir yıl içinde tamamlanıp liman yeni sahibini buldu. Üstelik AKFEN gibi İstanbul ve Antalya hava limanlarında işletmecilik mucizesi yaratan bir grubun elinde Mersin limanının, önümüzdeki birkaç yıl içinde doğu Akdeniz’in dış ticaret alanındaki en önemli merkezi haline gelmesi hiç te zor değil..

Başbakan göğsünü gere gere çıkıp bunu anlatabilir, limanın yeni dönemde 500 bin olan kontayner elleçleme miktarının 1,5 tona çıkarılmasıyla sağlanacak ekonomik yararın ve üç katına çıkacak istihdamın öneminden söz edebilirdi.. Hükümetinin artı hanesine yazılan bu başarıyı kitlelere yansıtmak en doğal hakkıydı ve doğrusu iyi de puan toplardı..

Böyle bir ‘golü atamamasını’ kendisinden çok pas vermesi gerekenlerin acemiliğine bağlıyorum..

Doğal gazda konusunda da benzer şans kaçırıldı.

Hükümet üzerine düşeni yapmış.. Boruları döşeyip doğalgazı liman giriş kapısının önüne kadar getirmiş. Bundan sonrası kent içi dağıtım ihalesini yapacak EPDK ve kurulacak şirketin önünü açacak Büyükşehir Belediye Başkanlığına düşüyor..

İktidarın başı olarak Erdoğan’ın, bu alandaki başarılı icraatı yeterince anlatamamasının izahı oldukça zor..

Mersin tarım üreticisinin en büyük şikayet konusu olan limona gelince..

Erdoğan Mersin’e gelmeden iki gün önce limon ihracatına verilen teşvik primi ton başına 50 dolardan 75 dolara çıkarıldı. Bunu önce Genel Başkan Yardımcısı Fırat ve ardından Başbakan Erdoğan öylesine olağan bir şeymiş gibi anlattılar ki, üretici ve ihracatçı adına çok önemli gelişme arada kaynadı..

Tıpkı Başbakanın, Üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturmaya engel olan ve maliyetleri alabildiğine şişiren “Hâl yasasının narenciye ürünleri için 31 Mart 2006 tarihine kadar askıya alındığı” müjdesinin arada kaynaması gibi..

Oysa özellikle “Hâl yasasının geçici de olsa narenciyede askıya alınması” devrim niteliğinde bir karar.. Üreticinin malını doğrudan tüketiciye yansıtmasına olanak verecek olan böylesine önemli bir adım gümbür gümbür anlatılmalıydı..

Başbakan’ın günler öncesinden spekülasyonları yapılan diğer temaslarına gelince..

Örneğin Rektör ve Büyükşehir Belediye Başkanını ziyaret etmedi Başbakan ama onlardan gelen görüşme taleplerini de red etmedi. Hilton otelinde kısa süreliğine de olsa Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Mersin üniversitesi Rektörü Uğur Oral ve Tıp Fakültesi Dekanı Esat Yılgör’ ü dinledi..

Tıp Fakültesi araştırma hastanesinin tamamlanması için yurt dışından sağlanacak kredi için hazine garantisi isteyen yetkililere kapıları kapatmadı Erdoğan.. “Bakarız” demekle yetindi..

Buna karşın aylardır ülkenin çoğu tıp Fakültesi hastanesinde uygulamaya geçilmesine rağmen, Mersin Tıp Fakültesi hastanesine kabul edilmeyen SSK ve Bağkur’ lu hastalarla ilgili ayak diremelere Erdoğan kesin tavır koydu..

Rektör Oral ve Dekan Yılgör yanında Sağlık Bakanını arayarak sorunun çözülmesini ve taraflar arasında gerekli anlaşmanın bir an önce imzalanması hususundaki dileğini ilettiğini ifade etti..

Yerimiz dar, izlenimlerimiz ise fazla…

Başbakana tek proje olarak yeni hizmet binasını anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Özcan’ın görüşmenin ardından AK Parti Milletvekillerine söylediklerini,  çöp konusunda MTSO ve Büyükşehir arasındaki kavgayı anlamakta zorlanan Erdoğan’ın önerdiği çözümü ve diğer ayrıntıları bir başka yazıda ele alacağız..

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s