Akaryakıtta kaçakçılık mucizesi..

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin 2005 sonu itibariyle genel performansını ortaya koyan bazı ilginç rakamlar yayınlandı..

Örneğin CIA tarafından her yıl yayınlanan ve ülkelerin genel görünümünü ortaya koyan tablolara bakılırsa Türkiye ekonomisi 2005 yılında % 5.1 büyümüş..

Toplam gayri safi hasıla 345 milyar dolara ulaşırken, kişi başına düşen milli gelir de 4950 dolar olarak gerçekleşmiş..

Henüz Devlet İstatistik Enstitüsü (Yeni adıyla Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı) kesin rakamları tam olarak açıklamasa da, tahminler CIA rakamlarının gerçeğe çok yakın olduğunu zaten gösteriyordu..

CIA’ nın Türkiye büyüme rakamlarını açıkladığı günlerde, DİE   2005 yılındaki Motorlu Araç sayılarında meydana gelen değişiklikleri ve yıl sonu rakamlarını yayınladı..

Buna göre Türkiye genelinde son bir yılda trafiğe çıkan araç sayısı yaklaşık 1 milyon (kesin rakam 988.620)  artarak 10,2 milyondan 11,2 milyona çıkmış..

Bir başka deyimle trafiğe çıkan araç sayısı %10 yükselen, bu da yetmezmiş gibi %5 büyüdüğü için akaryakıt tüketimi en az bu oranda artan bir Ülke var karşımızda..

Rakamlardan yola çıkarsak, Türkiye’nin akaryakıt tüketiminin 2005 yılında %15 artması gerekiyor.

Peki ortaya çıkan tablo resmi rakamlara ne ölçüde yansımış?

Şimdi sıkı durun..

Türkiye’nin akaryakıt tüketimi resmi rakamlara göre 2005 yılında %3,1 azalmış..

Yanlış duymadınız, 2004 yılında resmi kayıtlara göre, kaçak hariç 18,1 milyon ton akaryakıt tüketimi 2005 sonunda 17,5 milyon tona gerilemiş..

Dünyaya parmak ısırtan ekonomik büyüme performansına karşın daha az akaryakıt tüketme mucizesini gerçekleştirmiş bir ülke..

Akıl sır ermez bu Türk mucizesinin tek kaynağı var: Sektörü sarıp sarmalayan ve esir alan kaçakçılık..

Çuvalın mızrağa girmeyeceği ortaya çıkınca, 2004 yılında, TBMM “Akaryakıt kaçakçılığını araştırma komisyonu” kurmuş ve 6 ay süren çalışma sonunda,  yüzlerce insanı dinleyip, on binlerce sayfalık belgeleri de ekleyerek Akaryakıt Kaçakçılık Raporunu Meclis Başkanlığına sundu..

O raporda yer alan tüm hesaplama yöntemleri, ülkeye her yıl %15/20 civarında akaryakıt girdiği ve bu yolla 8 milyar dolarlık bir Pazar oluştuğunu ortaya koydu..

Sadece ÖTV başta olmak üzere toplam vergi kaybının yılda 5 milyar dolara ulaştığı bir canavar yaratılmıştı..

Hastane, okul, yol, baraj yapmak için vergi salmak zorunda olan ve bu verginin yaklaşık %20 sini akaryakıta koyduğu ÖTV’ den elde etmeye çalışan bir ülkenin yüzleştiği acı gerçek..

Bir litre akaryakıta %66 vergi yükünün bindiği, bu vergi nedeniyle dünyanın en pahalı ürününü almak zorunda kalan insanların seçtiği vekillerden oluşan Meclis, kendisine sunulan ve gerçekleri olduğu gibi ortaya koyan Araştırma Komisyon Raporu karşısında ne yaptı?..

Tek kelime ile hiçbir şey..

Başbakan Erdoğan’ın “akaryakıt kaçaklığında öyle şirketler ve isimler var ki, açıklasam dudağınız uçuklar” söylemine bakıp aylardır dudaklarının uçuklamasını bekliyor kamuoyu..

İktidar erkini elinde bulunduran en güçlü aktör gereğini yapacağına neden aba altından sopa gösterir..

İktidarların görevi gerçekleri açıklamak bir yana, hırsızlıkların üstüne gitmektir..

Gerçekten raporda öylesine büyük şirketler, isimler, olaylar yer alıyordu ki, ilk okuduğumuzda dudaklarımızın uçuklamasından çok, “Vay anasını” dedirtecek gerçekler karşısında, neden bir şey yapılmadığını düşünüp durduk günlerce..

AK Parti iktidarı, Meclis araştırma komisyonunun raporlarında yer alan ve yıllık 8 milyar dolarlık ürünün kaçak yollarla yurda girdiğini, 3 milyar dolar vergi kaybının söz konusu olduğunu biliyor ve buna rağmen bir şey yapamıyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir..

Böylesine sistemli oluşumların, örgütsüz yapılması mümkün mü?

Yıllık petrol ithalat faturası 8 milyar dolara çıktığı için ekonomi batar mı diye endişe eden ama aynı alandaki kaçakçılık hacmi 8 milyar dolara ulaştığı halde sadece seyreden bir ülke..

Kaçakçılığa akan akaryakıt hortumu kesilebilse, ülkenin yılların ihmaliyle kangren olmuş, eğitim sorununu kökünden çözmek mümkün..

Susurluk benzeri oluşumların at koşturduğu bir ülkede, böylesine verimli! bataklıkları kurutmanın güçlüğünü biliyoruz..

Ama iktidar olmakla muktedir olma arasındaki fark ta zaten burada değil mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s