Sine-i Millete dönmek…

Sine-i Millete dönmek…

Her dönemin kendine uygun köşe yazarları olur..

Olmazsa da dinamikler kendiliğinden bulur çıkarır..

Nasıl AK Parti realitesi Ahmet Hakan’ ı Hürriyet’ te köşe sahibi yaptıysa, son zamanlarda derinlerden hissedilen uğultular Fatih Çekirge’ nin hatırlanıp kıymete binmesine yol açmıştır..

Ara sıra bir yerlerden alınan mesajların kamuoyuna duyurulması gerekir..

Bu görevi de ancak ‘o bir yerlere’ yakınlığı olan gazetecilerle yerine getirme özelliği vardır benim dünyada örneği kalmamış medyamın..

Her neyse medya analizlerini bir yana bırakıp, Fatih Çekirge’ nin patlattığı Deniz Baykal’ın son şok! açıklamalarına değinelim..

Çekirge’ ye göre esip gürleyen Baykal, AK Partiye Cumhurbaşkanı seçtirmemek için gerekirse ‘sine-i millete dönme kararı’ alabileceklerini fısıldamış.. Gazeteci de görevini yerine getirecek ya, bunu köşesine taşımış..

Siyasi hayatımızdaki bu sine-i millete dönme muhabbeti yeni değildir..

Çoğu zaman topallamasıyla ünlü 60 yıllık demokrasi tarihimizle neredeyse eş zamanlıdır..

Son yıllarda aklına esenin diline doladığı söylemi ilk dile getiren Demokrat Partidir..

1946 yılında girdikleri ilk seçimde jandarma denetimindeki sandıklardan kendilerine ilginç biçimde oy çıkmayınca haklı olarak “sine-i millete döneriz haaa..” demişlerdir..

O seçimlerde oyunun kuralını belirleyen tek parti iktidarı CHP ve lideri İsmet Paşa, dünyada eşi benzeri olmayan “oy vermenin açık, sayımın gizli” kuralını getirmişti..

Bu kuralı iktidarın emrindeki jandarma güçleri, hakkıyla uygulamış, kontrollerindeki ülkenin %75’ini kapsayan sandıklardan Demokrat Partiye oy çıkmamıştı..

Oy çıkmadığı açıklanan o sandıklardan, iktidar olsun diye DP’ ye o verdiğini ifade eden milyonlarca seçmenin isyanına tercüman olmak amacıyla DP’ nin kurmayları siyasi literatüre geçen ünlü, sine-i millete dönme mesajını dillendirmişlerdir..

Milletvekilliğinden istifa ederek, halkın bağrına dönmeyi söylemişlerdir de, gerçekleştirmişler midir?..

Asla..

Dişlerini sıkıp, dört yıl beklemiş, CHP nin kurguladığı seçim tuzağının ters tepmesiyle 1950 de eşsiz bir zaferle iktidar olmuşlardır..

Ama o gün bugündür, boyuna bosuna bakmadan başı sıkışan her siyasetçi “dönerim haa”  sopasını göstermiştir..

Aslında her dönem seçilmesi ülke genelinde derin krizlere yol açan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle bu sine-i millet muhabbeti de hep el ele yürümüştür..

Örnek mi?..

1971 muhtırasının acı günleri..

Meclisi kapatmayla bir yere varılmayacağı dersini almış asker, süngülerin gölgesinde Nihat Erim’e teknokratlar hükümetini kurdurmuş, yetmezmiş gibi dönemin Genel Kurmay Başkanı Faruk Gürler’ in Cumhurbaşkanı olmasını arzulamıştı..

Tankların çevirdiği TBMM tüm baskılara rağmen o gün ince bir çalımla Gürler paşayı ortalıkta bırakmış, dayatmaya kafa tutmuştu..

“Aman askeri huzursuz etmeyelim” korkusu CHP’ ye, o günlerde görev süresi dolan Cumhurbaşkanı Sunay’ın görev süresini uzatma önerisini yaptırmıştı..

O günlerde Demirel’in Adalet Partisi unutulmaya yüz tutan söylemi tozlu arşivlerden indirdi..

Görev süresinin uzatılma önerisi Meclise gelirse sine-i millete döneceklerdi..

Ne mi oldu?

Tankların gölgesindeki Meclis, askeri rahatlatma adına Sunay’ ın görev süresinin bir kereliğine uzatılma önerisini görüşmek üzere toplandı.  Sürenin uzatılması için anayasa değişikliği gerekiyordu ve bunun için de 300 Milletvekilinin kabul oyu..

Nefesler tutuldu, Vekiller önlerine koyulan sandığa oylarını attılar.. İster inanın ister inanmayın sayım sonucunda 300 den tam bir eksik, 299 oy çıktı..

Böylece Demirel’in kurmayları ‘millete dönme!’ derdinden kurtuldular..

Meclis te dayatmalar yerine kendi gönlüyle Fahri korutürk’ ü Cumhurbaşkanı seçti..

Korutürk’ te emekli bir deniz paşasıydı ama ne gam..

Yıllar sonra..

Evren’in görev süresi sona erip, Özal ben köşke çıkacağım deyince az da olsa yine sancılanmalar, sine-i millete dönme mesajları ortaya çıkmaya başladı..

O günlerin renkli simalarından Hatay Milletvekili Murat Sökmenoğlu, lideri Demirel’in nasihatlarına aldırmadan Özal’ın seçilmesi halinde vekillikten istifa edeceğini dile getirdi..

Sökmenoğlu iddia etmekle kalmadı..

45 yıldır fantezisi kurulan hayali gerçekleştirdi de…

Tarihimiz boyunca dediğini yapan ve sine-i millete dönen tek adamdır Sökmenoğlu..

Baykal’ın bugünlerde dile getirdiği millete dönme önerisi söylemesi kolay, yapması nerdeyse olanaksız ve sonu meçhul bir yoldur..

Gidip te gelmeme gibi bir riski vardır..

Hele 2002 Kasım seçimlerinde aldığı kadar oy alacağı şüpheli bir parti için..

Adaylığı garanti olmayan, aday olsa da, seçilmesi şüpheli bir seçim macerasına atılmak CHP’ li bir vekil için kolay mıdır sanıyorsunuz?

Merak etmeyin Baykal dahil kimse sine-i millete dönmez, dönemez…

Geçmişin fantezi sözcüğü bir süre daha seslendirilir, sonra unutulur gider..

Günü geldiğinde de köşk boş kalmaz..

Meclis nasıl olsa oraya çıkacak birini bulup seçer..

Bu arada gerginliklerden kim kazanır derseniz, yanıtı zor değil:

Borsa, döviz, faiz üçgeninde gezinen spekülatörlerle onlara çanak tutanlar…