RIS Forumu… Mersin’in kaderi…

Son zamanlarda RIS, İnovasyon gibi kelimelerle daha sık karşılaşır olduk..

RIS açılımını bilmeyenler için bilmeceden farksız..

‘İnovasyon’ a gelince; genel tanımıyla yenilikçilik anlamına gelse de, içi somut örneklerle doldurulmadığı sürece toplumun büyük kesimi için soyut bir kavram..

Kökleri Latincedeki "innovatus" sözcüğüne dayanıyor.. 

Eski zamanlarda "Toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması" anlamında kullanılmış..

İnovasyon yenilik, yenilikçilik ama ‘buluş’ yani ‘icat’ karıştırmamak lazım…

Günümüzdeki en geçerli tanımıyla “Yeni veya var olup iyileştirilmiş bir ürün ve hizmetin üretim yöntemini geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen tüm süreçler” olarak tarif etmek mümkün…

 Küresel boyutlarda acımasız bir rekabetin yaşandığı günümüzde, babadan kalma üretim modelleriyle kuruluşlar bir yana kişilerin bile ayakta kalma olanağı yok..

İşte RIS düşüncesinin temelinde de, ilerleyenlerin gerisine düşmeme kaygısı yatıyor…

RIS, Regional İnnovation Strategy (Bölgesel İnovasyon stratejisi) sözcüklerinin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle doğmuş…

Kaygının temelinde Avrupa Birliği ülkelerinin her yıl biraz daha gerileyen rekabet güçlerinin yeniliklerle arttırılma arayışları var..

1996’dan beri yani son on yıl boyunca Avrupa sürekli olarak ABD’ nin gerisine düşüyor…

İşgücü verimlilik rakamlarına bakıldığında ABD, Avrupa’nın iki katına erişmiş durumda..
Avrupa yeterince üretmiyor, yeni yatırımlarını da başta Uzakdoğu olmak üzere başka bölgelere kaydırıyor…

Yatırımda büyüme Avrupa’da ortalama %1.7 ‘ de kalırken, aynı rakam ABD’ de yılda % 5.4…

Sadece yatırımda değil gelişmeyi sağlayacak olan Araştırma-Geliştirmede (AR-GE) de AB cimri davranıyor..

ABD’ nin AR-GE ye ayırdığı kaynak AB’ den 100 milyar dolar daha fazla…

Eğitimde de durum farklı değil..
ABD nüfusunun yüzde % 32’si üniversite ya da dengi bir okulu bitirirken Avrupa’da bu oran  % 19’larda kalıyor…

AB’ nin gittikçe gelişme ve yeniliklerin gerisinde kalması büyüme rakamlarına da yansıyor..

2004 yılında Euro alanının ortalama büyümesi % 2.2’de kalırken ABD ekonomisi onu ikiye katlayarak % 4.3’ e ulaştı…

Aynı yıl Japonya % 4.4, Hindistan % 6.4 ve Çin % 9 büyüdü..

2005 yılında da durum fazla değişmedi…

2004’ e göre gerileyen ABD büyüme oranları %3,2’ ye düşerken, Euro bölgesinde 1,7 olarak gerçekleşti..

AB’ nin en büyük lokomotifi Almanya’ nın büyüme oranı %1 in altına geriledi..

Buna karşın Çin 2005’ te %10,20, Hindistan %8,5 büyüdü..

İşte bu gelişmeler AB’ yi 2000 yılında ortaya atılan Lizbon Stratejisinin önemini ve yeterince önemsenmemesinin yaratacağı yıkıcı etkiler konusunda yeni arayışlara yöneltti..

RIS ve benzeri projelerin temelinde yatan ve 2000 yılında ortaya atılan Lizbon Stratejisi bugünlerde yeniden gündeme getirilirken Yeni Lizbon Stratejisi olarak adlandırılan eylem planıyla AB’de 2010’a kadar Gayri Safi Milli Hasıla’yı %3 artırmak ve 6 milyonun üzerinde iş yaratma hedefleniyor…

***

Mersin’in yeni açılımları doğrultusunda kendine yer bulmaya çalışan RIS projesinin varlık sebebi de, bugünlerde sil baştan revize edilmeye çalışılan 2000 yılındaki Lizbon Stratejisi…

ODTÜ-TEKNOKENT koordinatörlüğünde MTSO, Mersin Üniversitesi, Organize Sanayi bölgesi ve Yunanistan’dan BİC-Epirus gibi kurumların oluşturduğu konsorsiyumla yürütülmeye çalışılan RIS-Mersin’ in de temel hedefi tek kelimeyle istihdam…

Proje kapsamında birincisi 2005 Kasım, 2. si de 15 Aralık 2006 günü olmak üzere 2 forum düzenlendi…

1.sinden farklı olarak 2. forum tarım, turizm ve lojistik gibi belli konulara yoğunlaşmıştı…

Tek güne sığdırılan etkinliklerin öğleden önceki bölümünde öncelikli alanların komiteleri bir araya geldiler…

Üç sektörün Mersin’deki güçlü, zayıf yanlarıyla potansiyelleri ortaya çıkarıldı…

Öğleden sonraki bölümde ise ortaya çıkan sonuç bildirgeleri salonda bulunan dinleyicilerle paylaşıldı…

Lojistik konusunda Deniz Ticaret Odası Sekreteri Atahan Çukurova ile tarım ve gıda konusunda AKİB Genel Sekreteri Selami Gedik’in özetlediği Çalıştay sonuç bildirgeleri bilinenlerin tekrarıydı…

Forumda asıl ilginç değerlendirmeyi turizm konusunda, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oktay Varlıer yaptı…

Varlıer, son zamanlarda turizm konusunda kapıldığı hayallerle kanatlanıp uçan Mersin’i o kadar güzel yere indirdi ki…

Oktay Varlıer’in yürekten katıldığımız tespitleri özetle şöyleydi:

-Adana’ daki havaalanı terminalleriyle, konumuyla, alana inen insanlara verdiği ilk izlenimle yetersizden de öte kötü durumdadır…

-Adana’dan Mersin’e gelen bir turist, eğer otobanı değil E-5 karayolunu yani Tarsus-Mersin asfaltını izlerse bir daha kesinlikle gelmez… Başta Mersin’in girişi olmak üzere, yolun çevresi çok kötü durumdadır… Bir an önce kentin girişine bir çare bulun…

-Deniz, kum, güneş… Bunlar avantaj ama başka yerlerde de örneğin Antalya’da alası var..

Mersin farklı zenginliklerini ön plana çıkarmalı.. Bu konuda Tarsus’taki Saint Paul kilisesi başlı başına bir hazine…

Kimseye yararı olmayan müze uygulamasından vazgeçilip, en kısa zamanda Kilise konumuna getirilmeli.. Yabancı turistlerin hizmetine sokulmalı… Güney Kıbrıs’la orta vadede sorunların çözülmesi halinde bir saatlik mesafedeki bu Hıristiyanlar için kutsal değeri olan mekan başlı başına cazibe merkezi olabilir

-Yaşlanan Avrupalı turistin doğal ortamda kalan yaşamını sürdürebileceği farklı konseptler geliştirilebilir. Bu pek üzerinde durulmayan yeni bir turizm dinamiği…

-Kazanlı-Seyhan turizm bölgesine fazla bel bağlamayın… Çevresinde petrol atıkları başta olmak üzere her türlü kirliliğin yaşandığı bir alana doğru dürüst yatırımcı çivi çakmaz, yabancı kolay kolay gelmez…

-Beş yıldızlı diye lanse edilen şehir içi otelleriniz bile çok kötü durumda.. Bu halleriyle bir konaklayanı bir daha getirmeniz mümkün değil…

-Mersin’in arıtma sorununu bir an önce çözmesi, kent içinde kalan sahillerini gerekirse suni biçimde kumsala dönüştürmek gerekiyor…

-Kendi bireylerinin bile denize giremediği bir kente yabancıyı nasıl çekeceksiniz?

***

Aslında Varlıer’in bıraktığı yerden sözü alıp sorunları ve soruları çoğaltmak mümkün:

-Mersin’in kurumsal anlamda liderlik misyonu olan kurumları çekişmelerden vazgeçip, özveriyle sorunları çözme adına birleşmenin yollarını bulmalı…

-1,5 milyon ton tehlikeli atığın yanı başında turizm olmaz.. Aklı başında hangi yatırımcı 60 bin Ulla gemisi kadar tehlikeli atığı tek bir tesisin bahçesinde barındıran Kazanlı-Seyhan turizm bölgesine gelir?

-Kent girişlerinin ilk izlenim adına inkar edilmez önemi bilinmesine rağmen, özellikle mezbele halindeki Tarsus girişi düzeltilmelidir..

-Sağlık ve eğitim konularında başta komşu ülkeler olmak üzere, yabancılara hizmet verecek serbest alanların tesisi konusunda Hükümet nezdinde girişimlerde bulunulmalı, serbest bölge uygulamaları çeşitlendirilmelidir…

İki yıl içinde iki RIS-Mersin forumu…

Dileriz ana amacı istihdam yaratmak olan yeni atılım projesi yılda bir kez havanda su dövme toplantılarına dönüşmez..

21.yüzyılın yeni dünyasına Mersin’i taşıyacak güçlü lokomotif olur…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s