CHP Mersin’i de kaybediyor…

Bugün onlara biat etmeyen, kendileri gibi düşünmeyen herkese kılıç sallıyorlar…

Solun evrensel değerlerini bir yana bırakmış, 1935 model altı okla yeni dünya düzenine karşı savaşmaya kalkışanları izlerken hayal kırıklığıyla karışık yoruluyor insan…

Baykal ve üst polit büronun oluşturduğu listede yer alan çiçeği burnunda Milletvekillerinin Genel Başkanlarından geri kalmaması, vardıkları tutuculuktan da öte noktada onun bile gerisine düşmeleri hüzünlendiriyor ister istemez…

Cumhuriyet mitinglerinin platformunda dile getirilen militarist söylemlerin statükoya dayalı tünellerinde dolanmaya devam etmelerini kulaklara küpe seçim sonuçlarına rağmen sürdürmelerini anlamak ayrı bir çaba gerektiriyor…

O mitinglerde toplanan kalabalıkları Türkiye sandıkları için 22 Temmuzda karşılarına çıkan tabloyu kabullenmekte, sindirmekte, okumakta zorlanıyorlar…

“Küreselleşmeyi emperyalizmin yeni haçlı seferi” olarak tanımlayan sınıfta kalmış akademisyen eskileriyle dünyadaki değişimi anlamak yerine küfretme yolunu seçiyorlar…

Dünyada kendilerine örnek alacakları ülke bile kalmadı…

Kızıl Çin bile küreselleşmenin nimetleri sayesinde kanatlanıp uçarken onlar halen Kuzey Kore modeliyle avunmaya, ülkeyi duvarların ötesine hapsetmeye çalışıyorlar…

22 Temmuz bir yarışsa, yenileni yeneni olacaktır elbette…

Ve yenilmek yarışanlar açısından eğer gerekli dersler alınmışsa dünyanın sonu değildir, aksine erdemdir…

Ama bugün demokrasi anlayışıyla, AK Parti bir yana MHP’ nin de gerisine düşen Baykal’ın CHP’ si yenilginin sosyo ekonomik nedenlerini, hastalığın temellerini irdeleyeceğine karşı cephe diye nitelendirdiği toplumsal çoğunluğu suçlamak, “rüşvetlerle, erzak ve kömür yardımlarıyla” oyunu satmakla suçluyor…

Hazır rüşvetten söz açılmışken tüm Onur Öymen’ lerin kulaklarına küpe olacak örneği Mersin’den vermekte yarar var…

Bu kentteki yerel yönetimler Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere CHP’ nin elinde değil mi?

Satın aldığı yüz milyarlarca liralık nohut, mercimek, fasulya, yağ, şeker, çay paketlerini Mersin Büyükşehir Belediyesi yoksa dağıtmadı mı?

Eğer yoksul halka bir şeyler vermek rüşvetse,  CHP’li Kenan Yücesoy’ un Başkanlığındaki Akdeniz Belediyesi yıllardır okul çocuklarına bedava süt vermesinin adı nedir?

Dolayısıyla yoksullara İstanbul ve Ankara’da AK Partili belediyelerin yaptığı iddia edilen yardımların aynısı Mersin’de CHP’ li Belediyeler tarafından yapılmış olmuyor mu?

Yanıtları belli soruları uzatmaya gerek yok…

CHP’ nin yerel aktörlerinin tüm çabalarına rağmen karşılaştıkları tablonun ne anlama geldiğini ve sürecin nereye doğru gittiğini okumaları ve bundan sonra soyut korkular yerine geleceğe dönük umut veren projeler üretmeleri gerekiyor…

Mersin yerelinde ortaya çıkan tabloyu rakamlarla anlatmakta yarar var…

Sıkıştıkça da Atatürk ilkelerinin, Cumhuriyetin kazanımlarının arkasına sığınanların dışında kalanlar bildikleri yolda ilerleye dursun,  sade partililer takkesini önüne koysun da düşünsün istiyoruz…

2002 seçimlerinde Mersin’de CHP 168.372, Macit Özcan’ın önce kuruluşuna öncülük edip son anda terk ettiği İsmail Cem’in Yeni Türkiye Partisi 11 bin ve Ecevit’in DSP’ si 8 bin oy aldı…

Üç partinin 2002 de aldığı oy toplamı yaklaşık 188 bin ( 187588)…

YTP 2007 ‘de artık yok… Bir zamanlar o partiyi ayakta tutan Özcan’ın tüm gücünü yanına alarak CHP’ ye aktı…

DSP’de varıyla yoğuyla CHP çatısı altında mücadele etti…

Ve CHP’ nin 2002’ deki YTP, DSP dâhil Mersin’de aldığı tüm oy 194 bin…

Hani seçmen rüşvetle oy vermişti!

Başta Büyükşehir olmak üzere Yenişehir, Akdeniz, Mezitli desteğine ve CHP kurmaylarının deyimiyle  -suçlamasıyla- süt ve erzak rüşvetlerine, iftar çadırlarına rağmen neden CHP’ ye değil de AK Partiye yöneldi?…

Seçmen eğer verilen gıda yardımıyla hareket ettiyse neden artan seçmen sayısına rağmen Mersin gibi bir kentte neden CHP’ yi bırakıp AK Partiye oy verdi?

Nasıl oldu da 2002 de 122 bin oy alan AK Parti oylarını neredeyse iki katına çıkarıp 214 bine çıkarırken CHP neden geriledi?

“Gerileme” sözcüğünü bilinçli olarak kullanıyoruz…

Çünkü Mersin’de artış veya yerinde sayma değil gerileme söz konusu…

İl genelinde 2002 de sandıktan 680 bin geçerli oy çıkmışken, 2007 de orta yerde 790 bin oy var..

Artış oranı %16…

Peki destekli CHP’ deki artış ne kadar? : %3..

Süt, erzak, Belediye olanaklarının kullanımı, propaganda yasağının başladığı saatlere denk getirilen Cumhuriyet sevdalısı miting gibi Haluk Levent konserleri,  Selda Bağcan destekli bedava Belediye otobüslü temel atmalar, Edip Akbayram ziyafetli Baykal gösterileri…

Ön seçime girip son sıralara düşenlerin, genel merkezce liste başına oturtulması…

2002’ de Mersin’den 7 Milletvekili çıkaran CHP, 2007 de üç milletvekilliğinin ardından dördüncü vekilliği bağımsız Orhan Miroğlu’ ndan 300 oyluk farkla nasıl aldığını sorgulamayı bile düşünmüyor…

2004 yerel seçimlerinde 30 bin oy alınan ve Kenan Yücesoy’un gururla yoksul çocuklara süt dağıttığı Akdeniz Belediyesi sınırlarında CHP’ nin 22 Temmuz 2007 oyları 22 bine düşerken, AK Partinin oyları 20 binden 29 bine çıkmış durumda…

İster inanın ister inanmayın, elden gidecek Cumhuriyet kazanımları, laiklik korkularına ve dağıtılan sütlere rağmen kale gibi savunulan Akdeniz’de CHP bugün üçüncü parti konumunda…

Erkene alınacak yerel seçimlerin sonucunu merak edenler, Don Kişot saçmalıklarına benzeyen emperyalizme karşı savaşacağız saçmalıklarını bir yana bırakıp rakam okumayı öğrensinler…

Emperyalizme karşı savaştığını sanan Japon askerlerinin durumuna düşmek istemiyorlarsa dünyayı yeni gözle algılamayı denemelerinde yarar var…

Özlemini çektikleri yapılanmayı sürdüren Kuzey Kore 1,5 milyar dolar, küreselleşmeye ayak uyduran Güney Kore 326 milyar dolar ihracat yapıyor…

Kore’lerden vazgeçtik son 15 yılda üç kat büyüyen ABD’ nin ardından dünyanın ikinci küresel gücü haline gelen bir zamanların Maocu’ su Çin’ini anlamaya çalışsalar bile epeyi yol alacaklar…

Umut var mı?

CHP’den seçilen bazı Milletvekillerinin dünyayla savaşmaya hazırlandıklarını gördükçe insan ne diyeceğini şaşırıyor…

Keşke kendilerini sosyal demokrat sanan dostlarımız yel değirmenlerine saldıracaklarına Altında Deniz Baykal imzasını taşıyan 16 Haziran 2001 tarihli demokratikleşme raporunu okusalardı…

Ve bu raporun içeriğini özümsedikten sonra Genel Başkanlarına hatırlatsalardı…

Eminim, bugün saldırdıkları Zafer Üskül hocanın ne kadar ilerisinde yer aldıklarını görür ve şaşar kalırlardı…

Canlıların ölümünü bilirdim de, siyasi partilerin tükenişi de böyle bir şey demek ki!

Bugünkü CHP önümüzdeki günlerde yapılacak yerel seçimlerin sonunda silinip gitmek istemiyorsa, bir an önce gerçeği görmeli…

Çağdaş sosyal demokrasi ile yüzleşmeli… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s