Gül’e alışacaksınız…

Öymen yine meyve uzmanı kabzımal gibi konuşuyor…

Ona göre Gül uygun aday değilmiş…

Ne yapalım, herkes herkesi beğenmek, onaylamak zorunda değil ki…

Bu kadar insan beğensin beğenmesin Sezer’i nasıl 7 yıl boyunca, başının tacı yaptıysa sen de Gül’e alışacaksın…

Demokrasi böyle diyor…

Tepeden bakan, burnundan kıl aldırmayan, 22 Temmuz seçim sonuçlarını bile bir türlü kabul etmeyen Öymen gibilere kurgulanmıyor oyun…

Deneyimler, sıkıntılar sonunda bir anayasa yapılmış ve bu anayasayla Cumhurbaşkanın niteliklerinden seçimin nasıl yapılacağına dair tüm kurallar belirlenmiş…

Bu nitelikler arasında 70 yaşını aşmış CHP Milletvekillerinin veya emekli bürokratların özel olarak onaylama koşulu yok ki…

Türkiye gibi bir ülkede yaşamanın cilvesi böyle bir şey olsa gerek…

Demokrasi adı altında kuralları, çerçevesi, sınırları, dengeleri belirlenmiş bir oyun alanı olduğu söyleniyor…

Siz de yazılanların gerçek olduğunu sanıp sahaya çıktığınızda Baykal veya Öymen kafalı birileri gelip, kafalarından hiçbir dayanağı olmayan kurallar ihdas etmeye kalkıyorlar.

İyi de adama sormazlar mı “sen kimsin, halkın vermediği bu yetkiyi, gücü, nereden alıyorsun” diye?

CHP’li polit büro üyelerinin tavırlarına baktıkça aklıma hep haddini aşan park bekçileri geliyor…

Hani kız arkadaşıyla bir köşede oturan genci sorguya çeken işgüzarlar vardır ya…

“Çimenin yanından geçme, yasak…”

“Kız arkadaşının elini tutarsın yasak…”

Sonunda cesur biri delirip o bekçinin yakasına yapışıncaya kadar…

“Bu saçma sapan yasakları koyma yetkisini nereden buldun, git kendine başka bir iş bul” tepkisini gösterenlere bile yutturmayı dener bir süre…

Karizmayı çizdirmeme adına, sinirle beline takılan copu şöyle bir düzeltir, amirlerine şikâyet etmekle tehdit eder sizi…

Gül’ün adaylığının açıklandığı 24 Nisandan bugüne izlediklerinizi gözünüzün önünde yeniden canlandırın…

12 Eylül darbesinin ardından askerlerin gölgesinde hazırlanan anayasada bile Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belli değil miydi?

Daha önce üç Cumhurbaşkanının seçildiği anayasaya, olmayan 367 sayısını ve uzlaşma koşulunu monte etmeye çalışanların, anayasa mahkemesinden aldıkları güçle kilitlediği süreç nasıl aşılacaktı?

22 Temmuz tüm soruların cevabını verdi…

Seçimden önce ipe un serenlerin dayandığı iki temel gerekçe vardı:

-Altı ay sonra seçime gidecek fiilen ömrünü doldurmuş bir Meclis yeni yedi yıla damgasını vuracak Cumhurbaşkanlığı makamına kimin oturacağına karar veremez…

-Millet iradesinin %65 ini temsil eden bir Meclisin temsil sorunu vardır…

Anayasal dayanağı olmayan ve demokrasilerde gülünüp geçilecek bahaneleri halk 22 Temmuz seçimleriyle sandığa gömdü…

Her iki argümanda iflas etti 22 Temmuzda sandıktan çıkan sonuçla…

Hem Meclis yenilendi hem de temsilde adalet ilkesi demokrasilerde eşine zor rastlanır oranda %85 le sağlandı…

Halkın attığı tokadın sesi dünyanın dört bucağına ulaştı da, bürokrasiden başka dayanağı kalmayan Baykal ve medyadaki destekçileri ilk şokun ardından hiçbir şey olmamış gibi tepelerden ahkâm kesmeyi sürdürüyorlar…

Ağızlarında mızıkçıların bin bir bahanesi…

Oysa demokrasiyi içlerine sindirmekten başka çare olmadığını bir anlasalar…

Halkın iradesine saygı duysalar…

Bir yandan 81 ilin 80’ inden Milletvekili çıkarmayı başarmış, her iki kişiden birinin oyunu almış AK Parti…

Öte yandan Güneydoğu ve doğu Anadolu’dan silinmiş, ülkenin 35 ilinde tek bir Vekil bile çıkaramamış Baykal ve ekibi oturup derdine yanacağına, ayağının altından yıllardır kaymakta olan tabanı kazanma yolunda stratejiler geliştireceğine hiçbir şey olmamış gibi davranıyor hatta seçimin galibiymiş gibi rol kesiyor…

Dünyanın neresine giderseniz gidin, demokrasilerde sandıktan çıkan sonuca saygı duymak, mağlubiyet halinde boyunun ölçüsünü alıp çekilmek işin şanındandır…

Örnek mi?

Amerika…

2000 yılındaki Başkanlık yarışında seçmenlerin çoğunluğunun oyunu alan demokrat Al Gore, seçim sisteminin cilvesi olsa gerek delege sayısıyla Cumhuriyetçilerin adayı Bush karşısında kaybetti.

300 milyon nüfuslu ABD’ de Al Gore yalnızca 300 oy yüzünden koltuğu Bush’a bıraktı.

Rakibinin elini sıktı, hiç kimse Irak ve Afganistan’ı işgal eden yeni Başkanın temsil gücünü, meşruiyetini tartışmadı…

Örnek mi?

Almanya…

2005 Eylül ayında yapılan seçimlerde Hıristiyan Demokratlarla, sosyal demokratlar arasındaki oy farkı %1 in bile altındaydı…(%35,2-%34,3)

İtiraz edilmesi halinde aylar sürecek kaosu sosyal demokratların lideri Schröder engelledi…

Efsane başkan siyasi hayatına nokta koydu, çekip gitti…

Örnek mi?

İtalya…

Nisan 2006 da solun desteklediği Prodi ile merkez sağı temsil eden Berlusconi arasında nefes kesen yarış sonunda sonuçları görenler gözlerine inanamadılar…

47 milyon seçmenin oy kullandığı ülkede sağ ve sol cephe arasındaki fark binde birin bile altındaydı…

24 bin oy farkla Prodi zaferini ilan etti…

40 yıldır aktif siyasetin içinde olup tek bir başarısı olmayan Baykal ve ekibi…

Tarihi boyunca tek başarısını bürokrasiyi red edip halka yaslandığı Ecevit’in 1970 lerdeki döneminde elde eden CHP…

%20 ile halkın %47 lik oyuna tahakküm etmeye çalışan bir anlayış…

ABD, Almanya, İtalya’ nın son birkaç yılda sergilediği demokratik tavırdan ders çıkaracaklarına, halen korku imparatorluğunda korku senaryoları üretiyorlar…

Allahtan Türkiye’de 2 dönemdir muhalefet ile iktidar arasında tartışmasız uçurumlar, 2007 seçimlerinde iki katı hayli aşan farklar var…

Bu kadar ezici sonuca rağmen halen koltuklarında oturup, galiplere tepeden bakanlar, yukarıdaki örneklere benzer küçük farklarla yenilseler neler yaparlardı…

CHP nin seçkincileri halkın iradesine ve 22 Temmuzda sandıktan taçlandırılan Gül’e kendilerini alıştırsalar iyi olur.

Hoşgörü ve halkın iradesine saygı geçirilen travmanın tek ilacı…

Madem gitmeyi bilmiyorsunuz yerinizde oturmayı deneyin bari… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s