İhracatçının 2023 vizyonu

Kim derdi ki, bir zamanlar horlanan ihracatçıların küçümsenen ihracat alanı bu ülkenin gelişme, kalkınma, refah toplumu olma yolundaki en önemli lokomotifi haline gelecek…

1965 te 500 milyon dolarlık ihracat yapıyordu bu ülke, 1970 lerde 1 milyar dolara ulaştı…

Özal’ın dünyaya açılmayı, küresel rekabeti, dış ticaret öncülüğünde kalkınma modelini hedefleyen 24 Ocak kararlarını hayata geçirmeye kalkıştığı 1980 sonunda 3 milyar dolarlık ihracata yaklaşmıştık ta, patlama karşısında zil takıp oynamıştık neredeyse…

Bugün Türkiye 2008 yılbaşını 100 milyar doları aşacak ihracat rekoruyla kutlamaya hazırlanıyor…

Her ay bir önceki yılın aynı ayına göre %25-30 arası büyüyen ihracat sayesinde çok farklı bir kalkınma modeliyle büyüyor ülke…

Bir zamanlar iç talebe yönelik üretimle gelişmeye çabalayan Türkiye son beş yılda elde edilen ortalama yıllık %7 nin üstündeki büyüme büyük oranda ihracata borçlu…

Yeterli mi?

Elbette değil…

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 14. Olağan Genel Kurulunda Başkan Oğuz Satıcı, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’ te 500 milyar dolar ihracat, 2,5 trilyon dolarlık milli gelir hedefini dile getirdi.

Ülkeyi, refah toplumu olma yolunda kararlı Anadolu kaplanları adına hayali bile insanı heyecanlandıran bir hedef bu…

Öyle Kaf dağının ardındaki masal devi değil, topu topu 15 yıl sonra varılacak gurur tepesine ihracat bayrağını dikmeye odaklanmak, hamasi nutuklarla değil dünya gerçeklerinin bilinciyle Ferhat gibi dağları delmeye koyulmak, bu sevda ile Kerem gibi yanmak ne güzel…

1980’ lere gelinceye kadar,  %90’ı tarım, %10 sanayi ürününden oluşan 2 milyar dolarlık ihracat yapan bir ülkeden bugün %90 sanayi ürünü olmak üzere 100 milyar dolarlık ihracat yapan Türkiye…

Yılda 200 milyon dolarlık sanayi ürününden bugün sadece otomotivde 20 milyar doları aşkın ihracat yapan ülke…

Halen savaşın sürdüğünü sanan ormana saklanmış Japon askerinin durumuna düşmüş, dünya ve Türkiye’nin geçirmekte olduğu değişimi anlamayanları “Otomotiv ihracatı diyorsunuz ama ithal girdisi çok fazla” diyenleri bakın nasıl yanıtlıyor TİM Başkanı:

“Ortalıktaki efsanenin tam tersine, bu sektörümüz yüzde yetmişe yakın yerli girdi kullanıyor. Otomotiv ihracatımızın ciddi bir bölümü de yan sanayi, yani yedek parça.”

Ya özelleştirmeyi “ülkenin değerleri satılıyor” biçiminde eleştirenlere, PETKİM’ in satılmasına tepkilerini “İktidara gelirsek, satışı iptal ederiz” diye gösterenlere!

Satıcı’ nın onlara da cevabı var:

“Sendikalarımızın, bir kısım siyasetçilerimizin özelleştirme karşıtı söylemler yerine, elde edilen kaynakların yeni yatırımların teşviki için kullanmayı teklif etmeleri gerekmektedir.

Özelleştirme karşıtlığı yaparken kimse stratejik sektör masalı uydurmasın.

Stratejik sektör yoktur. Stratejik olan insanımızdır,  onun aklıdır. İnsan kaynağımıza onun aklına inanmalı, güvenmeliyiz.

İşte ve ancak bu durumda milli servetten daha büyük bir milli servet yaratmış oluruz.

İşte, o zaman Arşimet’ in küçük desteklerle Dünya’yı oynatan zekasını, yaratıcılığını yakalamış oluruz.”

Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’yi ve Cumhuriyet değerlerini taçlandıracak en büyük ödülün dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine girmek olduğunun bilincinde Türk ihracatçısı…

Peki kolay mı bu büyük hedefe ulaşmak?

TİM Başkanı Oğuz Satıcı’ nın yanıtı hem ihracatın güçlü yanlarını hem de ayaklardaki prangaları çözmesi gereken Ankara’ nın yapması gerekenleri ortaya koyan manifesto niteliğinde…

 —Öncelikle, Türk insanının bir kez daha seçtiği güçlü bir hükümet var.

—Elimizde 3 haneye çıkarttığımız ihracat var.

—Elimizde 5 yılın sonunda tek haneli rakamlara düşürülmüş bir enflasyon var.

—Elimizde dünya ölçeğinde olumlu bir konjonktür, bize avantaj sağlayan bir likidite fazlası var.

—Elimizde Türkiye gibi büyük bir pazar, buraya yerleşmek ve sunduğu fırsatlardan yararlanmak lazım duygusunun artık hissedildiği uluslararası sermaye var.

—Elimizde dünyanın en büyük pazarlarına çok yakın, genç nüfusa sahip cennet bir vatan var.

—Elimizde iktisadi istikrarın geçici bir durum olmadığına inanmaya başlamış iyimser ve gelecekten çok şey bekleyen bir millet var.

 

Menzile varmak için soluksuz yarışa kalkışan ihracatçı Ankara’dan çok ta şey istemiyor aslında:

— Sıcak para için yüksek faizle kâr cennetine çevrilmiş bir vaha olmamıza gerek yok. Ve artık, bu hükümetin ekonomik istikrarı koruduğunu kanıtlamak için sıcak para gibi tehlikeli ve nankör bir oyuncağın desteğine ihtiyacı yok…

Artık ve bir an önce ülkemizin tüm kamusal yatırım gücünü tahrip eden yüksek faiz yükünü aşağıya çekin ve sıcak para ile aranıza mesafe koyun…

— Stratejik sektör masallarıyla oyalanmak yerine, özelleştirmelerden elde edilen kaynakları döviz ve istihdam yaratacak yeni yatırım alanlarına yöneltin…

— Teşvik uygulamalarını tüm Türkiye’ye yayın…

— Avrupa Birliği ipine sımsıkı sarılın. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türk ihracatını baltalamasına izin vermeyin…

— Mesleki eğitimi vergi ve SSK priminden muafiyetlerle destekleyin…

— Makine sanayinin finansman gereksinmelerini dikkate alın…

— Otomotiv gibi ihracatın lokomotifi olamaya başlayan sektörün AR-GE’ sine destek verin.

Türk ihracatçısı küresel büyük oyunda yerini alırken, başka alanlarda görmeye alışık olduğumuz horlanmışlıktan uzak muzaffer komutan edasıyla hareket ediyor…

Bu sözler de TİM Başkanı Satıcı’ ya ait:

“Küreselleşme ulusal sınırların verdiği rahatlık içinde hüküm süren küçük hükümranlık alanlarımızı ve egolarımızı açığa çıkartmaya başlamıştır.

Bu şartlar altında İhtiyacımız olan şey tevazuu mudur?

Kesinlikle hayır!!!

Tevazuu, kibrin yeryüzündeki gölgesidir. İhtiyacımız olan şey kendini bilmek, kendinde var olanı açığa çıkartmak ve kendimizi gerçek bir inançla gerçekleştirmektir. İhtiyacımız olan kendini evrensel olanın karşısında seyredebilmek, ölçebilmek ve değerlendirebilmek, bunu gerçek bir zihinsel namus ve komplekssizlikle başarabilmektir.”

 

Günümüzde ulusal sınırların içine hapsolarak, toplumu küresel rekabetin dışında tutan milliyetçilik anlayışıyla bir yere varılmayacağı artık iyice gün yüzüne çıktı…

Gerçek milliyetçilik, rekabet eden, ürettiğini dünyaya satan ve küçük köy haline gelen yeryüzünün her yanında bayrağı dalgalandırmaktan geçiyor…

Bu heyecanı yüreğinde duyanlara, ekonomik anlamda Türkiye’nin dünyadaki gerçek anlamda saygınlığını sağlayacak bu kutsal yürüyüşünü gerçekleştirenlere selam olsun…

  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s