Dünya kenti iddiası…

Bir ara yoğun biçimde işitir olmuştuk “Dünya kenti Mersin” sloganını…

Dünya kenti olmanın, daha doğru deyimle öyle anılmanın güçlüğünden habersiz birileri deyimi ortaya atmış, onlara inanan çoğu insan da, yüz kere söylenen palavra gün gelir gerçek olur cinsinden saflıkla koruğun helva olmasını beklemeye başlamıştı…

Son zamanlarda hafiften unutulması kimseyi yanıltmasın…

Ne de olsa önümüzde bir yerel seçim var…

Ve o süreçte bizi yönetmeyi kutsal vazife bellemiş birileri mutlaka yeniden ortaya atacaktır, para pul istemez sihirli sloganı:

“Dünya Kenti Mersin”

Peki bu kadar kolay mıdır dünya kenti olmak?

Daha da önemlisi gerekli midir?

İnsanın aklına ister istemez ünlü fıkra geliyor…

Siyasete atılmak isteyen Temel bir arkadaşa danışayım demiş…

Güvendiği dostu “deli misin” diye fırlayınca Temel panikle “şart mudur?” diye sormuş ya..

Bu dünya kenti olma muhabbetini ne zaman duysam, o fıkranın sonundaki Temel’in sorusu gelir aklıma:

“Şart mıdır dünya kenti olmak”

Daha açık ifadeyle soralım ve yanıtını bulmaya çalışalım:

Nasıl dünya kenti olunur?

Dünya kenti olmak kolay mıdır?

Daha da önemlisi Türkiye’deki 81 ilden geçtik, pek çok ilçenin adının başına koyduğu “dünya kenti” sloganını eklemekle bitiyor mu her şey?

Deyimi ilk kullanan 19. yüzyılın en büyük şair ve düşünürlerinden Goethe

Alman olmasına rağmen dünyada bu tanıma uygun iki şehir olduğunu savunmuş:

Roma ve Paris

Günümüzde Roma eski şaşaasında değil ama Paris halen dünya kenti olmanın hakkını fazlasıyla veriyor.

Ziyaretçi sayılarından da anlaşılıyor bu:

Fransa’ yı bir yılda ziyaret eden 80 milyon turistin 50 milyonu Paris’ i tercih ediyor

Tek başına bir kentten söz ediyoruz.

Son yılların küresel merkezi ve en büyük dünya kenti ise şüphesiz New York…

Bugünlerde açıklanan 2008 yılı rakamları gerçekten çarpıcı:

11 Eylül saldırısının ardından sıkılaşan denetimlere rağmen New York son bir yıl içinde 47 milyon ziyaretçiyi ağırlamış…

Demek ki dünya kenti olarak kabul edilmenin en azından bir kriteri var elimizde…

Övünmeye kalktığınızda karşılaşacağınız ve karşınızdakinin inanma ile gülümseme arasındaki tepkisini belirleyecek en can alıcı soru da aynı kritere dayanıyor:

Kentiniz son bir yılda kaç ziyaretçiye ev sahipliği yaptı?

Yanıt 10 milyon konuktan azsa, işiniz zor…

Hele Mersin gibi 100 bine ulaşmak bile şimdilik hayalse dünya kenti olma iddianızla ancak gülümsetirsiniz karşınızdakileri…

Peki 10 milyonlarla anılan turist sayısı yeterli mi?

Gerekli ama yeterli değil…

Dünyada en çok anılan 100 şehirden biri olarak ta anılmak zorundasınız…

Başka?

Kentinizin adını en az bir özelliğiyle anımsayacak bir milyar dünyalı bulmalısınız…

“Cezerye, tantuni, limon, liman” hiç fark etmez…

Mersin denildiği zaman akla gelebilecek en az bir ürün, bir isim, akılda kalacak bir marka, bir sözcüğü 1 milyar insana Mersin’ le birlikte söyletebilmelisiniz…

Günümüzün sanal kriterleriyle söyleyelim:

Google’ de en çok aranan 100 şehir arasında yer almalısınız…

Günümüz dünyasının en kolay, ucuz ve geçerli yöntemi internet üzerinde tanınmak…

Bu nedenle Google başta olmak üzere sanal ortamdaki aramalarda kentinizin öne çıkması için tüm dinamikleri ortak biçimde strateji belirlemeli, belirleyebilmelidir…

Yüz milyonlarca dünyalının günün birinde kentinize gelme hayalleri kurmasını sağlayacak davetkar, baştan çıkarıcı internet siteleri kuramıyorsanız boşuna nefes tüketmenizin de anlamı yok…

Türkiye’ de dünya kenti olduğunu, -en azından olmak yolunda hızlı adımlarla ilerlediğini- iddia eden yüzlerce kent var ama küresel gerçek hiç te öyle değil…

Bugün gözbebeğimiz İstanbul bile ekonomik açıdan dünyanın 34. büyüğü ama yukarıdaki ölçülere bakıldığında ilk 100’ün içinde anılmıyor…

Safranbolu’ dan Yalova’ ya, Muğla’dan Mardin’e, Bursa’ dan Trabzon’a, Ürgüp’ten Gölbaşı’ na aklına esenin kendi kentini dünya kenti olarak yaftalama merakı…

Yaklaşan yerel seçimler bu küllenmiş sevdayı alevlendirme gayretlerini de körüklüyor.

Profosyonelliklerine söz söyletmeyen –gerçekte amatörlükleri bile tartışmalı- bir takım adamların ortaya dökülüp, dünya kenti sloganlarının eşliğinde lider! Adaylarını pazarladığı bereketli bugünlerden geriye ne kalacağını hep birlikte düşünmek zorundayız…

Özün sözüne dönecek olursak;

Öyle dünya kenti Mersin, dünya kenti Mardin, dünya kenti Muğla, dünya kenti Bursa demekle dünya kenti olunmuyor…

Hele bir kent kendine yabancı hale gelmişse…

Kentin bölgeleri birbirinden kopuk, yaşam alanları birbirinden habersiz, birbirine duyarsızsa…

Kentlerinizi insanca yaşam koşullarından uzak varoşlar kuşatmışken, halen dünya kenti sloganlarını ortaya atma pişkinliği, pazarlamacı birkaç kişiye para kazandırır ama kente hiçbir şey vermez…

Öncelikle gerçek anlamda ve dünya standartlarında kentli olmayı başarmak, çağdaş kentliliğin aradığı asgari nitelikleri kazanmak, tüm bireylere kazandırmak gerekiyor.. 

Dünya kenti iddiasıyla yola çıkmayı düşünenlerin, o iddiayı gerçekleştirinceye kadar yapması gereken o kadar çok şey, gidecekleri o kadar yol var ki…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s