Demokrasiye karşı bir oyun bu, oyuna gelmemeliyiz…
Şu son dönemde Köyler mi basıldı? Erkekleri köy meydanına toplayıp, yerlerde mi süründürdüler?
Bir gecenin içinde evleri boşaltıp, insanların sorgusuz sualsiz terk-i diyar eylemesi mi istendi?
En başta seçime giren ve Kürtlerin oylarıyla Milletvekili olanlar, bir zamanlar kanıksadığımız olayların, yaşanan acıların geride kalmaya başladığını bal gibi biliyorlar.
Eskisinden kötü ne oldu da, kirli savaşı tırmandırmak için ana kuzusu genç fidanlara saldırıldı?
Daha bir ay önce, en küçük şaibenin bulaşmadığı, şeffaf seçimler yapılmadı mı bu ülkede?
Her türlü görüşü dile getirip tarihin en rahat seçim propagandasını yapmadı mı BDP’nin blok adayları?
Elbette %10 luk sakat seçim barajı var…
Aday gösterilen kimi tutuklular da Milletvekili seçilmelerine rağmen özgürlüklerine kavuşamadılar.
Bunların hepsine amenna…
Ama herkes elini vicdanına koyup düşünsün…
Türkiye 20 yıl, 10 yıl önceki Türkiye’mi?
Elbette özgürlüklerin sınırları yetersiz, halen en yüksek Mahkeme dahil yargı halen rejimin bekçisi görüyor kendisini.
Rejim ile birey arasında tercihe zorlanmayan, vicdanıyla ve tarafsız kararlar veren yargıçlara ihtiyacımız olduğu tartışılmaz…
İyi de bir günde mi düzelecekti her şey?
Gelişmiş demokrasi, daha fazla özgürlük, geleceğin refah toplumu…
El birliğiyle ve seçmenin %95’inin temsil edildiği Meclis çatısı altında yapacağımız yeni ve sivil anayasa ile kuracağız Yeni Türkiye’yi…
Başka yolu var mı?
Her şeyin özgürce konuşulduğu, tartışıldığı, umudu yeşerten iklime bunca yaklaşmışken, barışı dinamitlemenin, kan doğramanın, terörden beslenmeyenler dışında kime ne yararı var?
O çok umut bağladıkları, gençlerin gerisine düşen söylemlerle artık denizin bittiğinin farkına varmayanlar ancak şiddetten medet umabilir.
Sadece PKK değil, BDP çatısı altında siyaset yaptığını sananlar da iletişimden yararlanarak dünyadaki her türlü gelişmeyi gören, yeni çağın dinamiklerini algılayan Kürt gençliğinin gerisine düşmüşlerdir.
Düşmeselerdi, yıllardır şikayetçi olunan baskıcı rejimlerinden farksız, baskılara gebe, tüm halkın özgürce tartışmadığı, sınırları/aktörleri belirsiz, adına “demokratik özerklik” dedikleri ama demokrasiden nasipsiz ucubeliklerle sahneye fırlamazlardı.
Çok çektiğimiz ve kurtulmayı umut ettiğimiz “Ben yaptım oldu” dayatmalarından ne farkı var bu tavrın?
Bir avuç şahinin perde arkasında kaleme aldığı ve eline tutuşturduğu metni okurken, gencecik fidanların kavrulmakta olan bedenlerinin kokusunu da mı duymadı Aysel Tuğluk?
Böyle mi gelecek demokrasi bu topraklara?
Yaşamının her alanında ve anında tüm vatandaşları doğrudan ilgilendiren “özerklik” gibi hayli ciddi adım atılacaksa, “halk nerede?” diye sormazlar mı adama?
Kurtarıcılardan çok çektik, yeni kurtarıcılara ihtiyacımız yok…
13 askerin ölümüyle sonuçlanan saldırı, Türkiye’de ağır aksak ta olsa yürüyen demokrasiye yapılmıştır.
Abdullah Öcalan’ın bile barışa yaklaşıldığını dile getirdiği süreç dinamitlenmiştir. Tartışılması gereken bu ve benzeri silahlı eylemleri kimlerin yaptığından çok, kimlere hizmet ettiği sorusudur?
Berlin duvarının altında kalan Stalinist anlayışa sahip, çağın gerisinde kalmış dar kadroların Kürtlere vereceği bir şey yoktur…
O kafayı anlamak için Kürt sorununa en tarafsız biçimde yaklaşmaya çalışan TESEV çalışmasına imza atan Cengiz Çandar’a, Mustafa Karasu’nun neler söylediğine göz atmak yetiyor…
Vicdanı kanayan herkes ama en başta Kürtlerin, gerilimden medet uman, kan gölleri üzerinde oturmaya çalışanlara dur deme günüdür bugün…
Ve elbette en büyük sorumluluk AK Partiye düşüyor. Provokatörlerin oyununa gelmeden, daha önce denenmiş şiddete şiddetle cevap verme tuzağına düşmeden…
Demokrasi diye kendi egemenliklerini kurmaya çalışanların tehditlerine aldırmadan…
Geleceğimizi ortak iradeyle belirleyeceğimiz yeni anayasa beklentisiyle oy veren büyük çoğunluğun umutlarını boşa çıkarmamalı AK Parti…
Şiddete başvurana yasal çerçevede en ağır cevap verilmeli ama; her vatandaşın haklarını gözetecek, bireyin özgürlüklerini genişletecek, en azından ülkeyi AB kriterlerine ulaştıracak kutsal yolculuk hangi gerekçeyle olursa olsun, asla kesintiye uğramamalı…
Sahneye konulmaya çalışılan oyun sanıldığından da büyük…
Demokrasiye inanan hiç kimse bu oyuna gelmemeli…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s