Asıl açlar yakacak dünyayı…
“Günde 10 bin çocuğun açlıktan ölmesi bir bankanın batması kadar büyük bir sorundur” diyordu eski BM ler Genel Sekreteri Kofi Annan, boş gözlerle kendisini dinleyen koca koca temsilcilere…
Bankalarını kurtarmak gibi büyük sorunlara kafa yoranlar “aç Afrika çocuklarının hayata tutunma mücadelesi” gibisinden küçük meseleleri yıllardır ciddiye almayınca bugünlere geldik.
Somali, Sudan, Kenya… Afrika’nın 13 milyon aç insanı öldürmeyecek bir lokmayı bulmaya çalışıyor..
Baş gösteren kıtlık zaten yetersiz olan beslenme sorununu içinden çıkılamaz hale getirdi. Abartısız bir trajedi yaşanıyor Somali ve çevre ülkelerde.
Bakın çok fazla projeye, çok karmaşık hesaplara, dünya devlerinin trilyon dolarlık fonlarına gerek yok.
Sadece 10 tonluk gıda malzemesi bir yerlerden yola çıksa örneğin ve kısa zamanda yerine ulaşsa en az 3 bin 500 çocuğun yaklaşık 1 aylık beslenme ihtiyacını karşılanacak.
On ton makarna, on ton bulgur, on ton bulamaç haline getirilecek un, on ton pirinç…
Her gün çöplere attığımız gıda dağlarından birazını, daha az ziftlenerek midemizden kurtardığımızın bir kısmını ulaştırabilsek ölmeyecek Afrika’nın aç çocukları…
Aşırı şişmanlık… Gelişmiş ülkelerin en ciddi hastalıkları arasına girdi.
ABD’de sigaranın yerini alarak ölüme yol açan hastalıklar arasında birinci sıraya oturmuş keyif çatıyor obezite…
Dünyada açlık nedeniyle kısa zamanda ölecek insan sayısı 800 bin… Aşırı şişmanlıktan ölüm riskiyle yüz yüze kalanların sayısı ise bir milyon…
Aşırı şişmanlar sağlıkları için daha az yerken, göbeklerinde yağa dönüşen besinlerin bir kısmını Afrika’ya ulaştıracak bir formül bulabilseler, toklar da açlar da ölmeyecek…
Silaha, ölümcül savaşlara trilyonlar bulan gelişmişler ve gelişmekte olanlar çok değil birleşip 7 milyar dolar ayırabilseler bebekler gıdasızlıktan ölmeyecek en azından…
Havadan bulunmuş, kafadan atılmış bir rakam değil. BM 7 milyar dolar bulsa açlıktan ölüm olmayacağını ifade ediyor yıllardır. Ey gelişmiş ülkelerin yanaklarından kan damlayan yöneticileri, karar vericileri, iktidar sahipleri nerede insanlık, vicdan artık oralarda oturmuyor mu yoksa?
Soruna çare bulmaya çalışanlar, kafa yoranlar yıllar önce bir çözüm bulduk diye sevinmişlerdi oysa. BM’ lerde kabul edilen o çözüm metnine göre gelişmiş ülkeler her yıl Milli Gelirlerinin binde yedisi tutarında parayı açlıkla mücadele programı için BM’ lere aktaracaklar bu paranın bir kısmıyla yoksul ülkelerin kalkınmasına dönük projeler desteklenirken, bir kısmıyla da gıda yardım programları hayata geçirilecekti.
Gelişmiş ülkeler binde yedi oranındaki yardım sözünü yerine getirselerdi Afrika’da açlıktan ölüm olmayabilirdi.
Örneğin imzaladığı sözleşmeye uysa açlık yardımı için ABD’nin her yıl 100 milyar dolar ayırması gerekiyordu ama silahlanmaya her yıl 1 trilyon bulan Büyük Şef iş çocukların hayata tutunmasına gelince 670 milyon dolardan fazlasını vermiyor, veremiyor.
Hele son bütçe krizi nedeniyle bakarsınız ilk kısıntılar bu fasıla yapılır. ABD 670 milyon doları da vermeyebilir…
Oysa binde yedi oranındaki yardım sözlerine, büyük bütçeli programlara da gerek yok, uzun vadede.
Gölge etmese Gelişmiş diye baş tacı ettiğimiz ülkeler. Her ülke siyasi çıkarlar uğruna kendi üreticilerine aktardıkları teşviklerden vazgeçseler. Ortak bir kararla sona erdirilse bu siyasi rüşvetler. Eşit koşullarda yarışacak yoksul Afrika ülkeleri bir nebze nefes alacaklar…
Veya ulaşan yardımları, yıllardır aktarılan fonları çalan yöneticilerden kurtulsalar. Şeffaf ve hesap verebilir yönetimlere kavuşsa geri kalmış ülkeler. Çok şey değişecek yokluk berekete dönüşecek.
Olmuyor, olamıyor…
Ne zenginlerin umurunda ne de ölmeye bile mecali kalmamış aç çocukların ülkelerini yöneten çoğu sırmalı üniformalarıyla caka satan iktidar sahiplerinin…
Ne diyordu Nazım “açlar” şiirinde:
“Değil birkaç
değil beş on
30 000 000
30 000 000!
Açlar dizilmiş açlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
sıska cılız
eğri büğrü dallarıyla
eğri büğrü ağaçlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
açlar dizilmiş açlar!

Bunlar!
Yürüyen parçaları
o kurak
toprakların!

Kimi
kemik
dizlerine vurarak
yuvarlak
bir karın
taşıyor!

Kimi
deri deri!
Yalnız
yaşıyor
gözleri!
Uzaktan
simsiyah sivriliği
nokta nokta uzayıp damara batan
kocaman balı bir nalın çivisi gibi
deli gözbebekleri,
gözbebekleri!
Hele bunlar
hele bunlarda öyle bir ağrı var ki,
bunlar
öyle bakarlar ki!
Ağrımız büyük!
büyük!
büyük!
Fakat
artık imanımıza inemez tokat!
Demirleşti bağrımız,
çünkü ağrımız
30 000 000
deli gözbebekleri!
Gözbebekleri!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s