Somali’den Ruanda’ ya Afrika ve batı…

Sadece acıyla, umutsuzlukla bakan iki göz kalmış çocukların bakışlarıyla haberdar oldu insanlık Somali’den…

Sanki ilk kez yaşanıyor gibi iki göz iki çeşme ağlayanların, batıyı tanımakta zorlananların isyanı gerçekten şaşırtıcı…

Başta Somali olmak üzere, Sudan, Habeşistan, Kenya’da kuraklığın ardından baş gösteren açlık ve buna karşı gelişmiş ülkelerin duyarsızlığı bir tokat gibi şaklıyor yüzümüzde ama Afrika’da yaşanan ayıpların ne ilkidir bu, ne de sonuncusu olacak.

Sanki bin yıl önce yaşanmış gibi bir Ruanda soykırımı var ki, üzerinden 17 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hatırlanmaması “hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür” sözünün ne kadar gerçek olduğunu teyit edecek cinsten…

İşin içinde elbette açlık ta vardı ama temelinde kafatası avcılığına dönen toplu katliam sonunda ve sadece 100 gün içinde tam bir milyon insan öldürüldü de o çok medeni batının kılı kıpırdamadı.

Bugün yarayı kaşımamak adına kendileri unutmaya çalışıyor ama Ruanda’da yaşananlar öyle unutulacak, unutturulacak türden değildi, olmamalı.

Ruanda’yı bilmeden Somali’yi anlamak ta olanaksız üstelik…

Gerçekten ne oldu Ruanda’da?

20 yüzyılın hemen başında ülke sınırları yeniden çizilirken, doğal kaynaklara sahip vahşi! Afrika’da payını aldı kumar masasında “burası senin, burası da benim” paylaşımından.

1890 yılında deniz bağlantısı bile olmayan bu kuş uçmaz, kervan geçmez ülke Almanya’nın payına düştü. Ama Almanya o yoğun gündem arasında dönüp bakmadı bile yoksul ülkeye.

Birinci dünya savaşının sonunda bir kez daha kurtlar sofrası kuruldu. Yenilen Almanya’nın yerine Belçika’ya verildi Ruanda toprakları.

Belçika kendisini var eden Fransız ve Felemenk’lerin sömürgecilik anlayışıyla el koydu Ruanda’ya. En önemli üretim kalemi olan kahve tarlalarında çalışmayı zorunlu hale getirdi, çalışmayanlara da kırbaç başta olmak üzere her türlü cezayı…

Fransa kahve bereketinin tadını alınca Ruanda’yı elde tutmak için bir şey daha yaptı. Aynı renkten, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan ve binlerce yıldır o topraklarda kardeşçe yaşayan Hutu ve Tutsi isimli iki kabileyi birbirine düşürüp, enerjilerini kendi üzerinde değil, birbirleriyle uğraşmalarını sağlamak.

Uzun boylu ve Hutu’lara oranla daha ince Tutsi’lere üstün ırk anlayışıyla her türlü ayrıcalık tanınırken, Hutu’lar aşağılandı, horlandı.

İki kabile arasında ayrımcılık o boyutlara ulaştı ki, ülkenin %90’ını temsil eden Hutu’lara Üniversite kapıları kapanır, hastaneler yasaklanır, her türlü sosyal haklar yasaklanırken,  %10’luk Tutsi’ler eğitimden, sağlığa her türlü ayrıcalıktan yararlandılar, kamuda istihdam edildiler.

Tutsi’ler ve 10 inekten fazlası olan zengin Hutu’lara sınıfsal üstünlüğün simgesi kimlik kartları dağıtıldı, iki ayrı kabile iki ayrı ırkmışçasına birbirine düşman edilerek yönetildi ülke yıllarca.

2.dünya savaşıyla birlikte dünyada halkların kaderini tayin hakkı, demokrasi gibi kavramlardan Afrika’nın etkilenmesi kaçınılmazdı. Ruanda’da öyle oldu. Sömürgenin elden gideceğini gören Belçika bu kez azınlıkta olan Tutsi’lerden vazgeçip Hutu’ları desteklemeye, çoğunluğu azınlığın üzerine salmaya başladı.

Ülkenin kağıt üzerinde bağımsızlığını kazandığı 1962 yılından itibaren iktidara geçen Hutu milliyetçileri Tutsi’lere karşı her türlü mezalimi reva gördüler, baskıyı arttırdılar. Yıllar boyunca süren çatışmalar, yıldırmalar sonunda Tutsi’lerin büyükçe kısmı komşu Kongo ve Uganda’ya sığındı.

Eğitimle ve iş deneyimi olan kalifiye elemanlardı, kısa zamanda gittikleri ülkelerde para ve güç kazandılar. Kısa zamanda 500 bine ulaşan nüfuslarıyla Ruanda’daki aşırı milliyetçilere yönelik mücadeleye giriştiler.

Uzatmayacağım. 1990 yılına geldiğimizde toprakları üzerinde iç savaş başlatacak kadar güçlenmişlerdi. Ancak 2 yıl süren bu savaş iki tarafa da üstünlük sağlamadı. 1992’de barış görüşmeleri için ateşkes kararı alındı.

Ancak bu ateşkesin aşırı Hutu’lar için Tutsi’leri yeryüzünden silme operasyonu için fırsat olduğunu öğrenmek için çok değil iki yıl yetti.

İki yıl içinde ülke topraklarında yaşayan tüm Tutsi’ler oturdukları evlere kadar tek tek işaretlendi. SadeceTutsi’ler değil, kan dökmeye karşı olan ılımlı Hutu’lar da bu listelere dahil edildi. Fransa kan gölünden bana da bir şeyler düşer hesabıyla Hutu’lara silah verdi, uzmanlarıyla eğitti.

Sadece Fransızlar değildi Hutu’lara bir şeyler satan. Silaha ayıracak para yetmeyince başlayacakları katliamda kullanmak üzere on binlerce et satırı siparişi verdiler.

6 Nisan 1994 günü düğmeye basmak için tarihi fırsat doğdu. Bugün bile anlaşılmayan sabotaj sonunda kendisi de Hutu olan devlet başkanının uçağı düşürüldü. Ve ardından insanlık tarihinde eşine az rastlanır vahşetin yaşandığı insan avı…

“Böcek” diyorlardı Tutsi’lere… Satırla parçalanma acısına dayanamayan kimi varlıklılar tek mermi ile öldürülmek için avuç dolusu rüşvet verdi Hutu canilere…

100 gün boyunca nehirler kızıl kan aktı. Öldürmekten yorgun düşünce kaçamasınlar diye aşil tendonlarını –topuğun üzerindeki kas dokusunu- kestiler Tutsi’lerin…

Kilisede rahipler, kapılarına dayandıkları hastanelerde doktorlar; sığınmacıları, yaralıları kendi elleriyle teslim ettiler cellâtlarına…

Somali hüsranıyla uğraşan ABD başta olmak üzere tüm dünya, Birleşmiş Milletler, Belçika, Fransa herkes ama herkes seyretti katliamı.

8 milyonluk Ruanda’da yaşlısından meme emen bebeğine kadar 800 bin Tutsi yok edildi böcekleri! İmha sürecinde…

Sonradan BM Genel Sekreteri olacak Kofi Annan katliam sırasında örgütün barış gücü operasyonlarından sorumlu komisyon üyesi idi, sorumluluğu seyirci olmakla sınırlı kaldı.

Fransa ve ABD katliamların başlayacağından haberdardı ama engellemek bir yana diplomasiyi BM’leri işlevsiz kılma yönünde kullandılar.

Yaşananları tanımlayan en gerçekçi görüş dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand tarafından dile getirildi:

“O tür ülkelerde soykırım yaşanması o kadar da önemli değil” 

Ruanda’yı o gözle görenlerin bugün Somali’deki açlık trajedisini görmelerini bekliyoruz.

Ne büyük yanılgı, ne saf bir hayal…

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s