Azınlık malları -6-  Rum Ortodoks Kilisesinin başına gelenler, Mavromati…

1850’lerde başlayan yükseliş yıllarında Mersin’de boy gösteren ibadethaneler şehri doğu ve batıdan selamlayan Katolik Arap Ortodoks Kiliselerinden ibaret değildi.

Özellikle eğitim kalitesi ve sunduğu imkânlar yanında tümüyle mermerden kaplı gösterişli duruşuyla Rum Ortodoks Kilisesinden söz etmemek olmaz.

Katolik ve Arap Ortodoks kiliseleri kadar şanslı olmayan, zaman içinde ölüme terk edilen, kentin en zengin iki iş adamından biri olan Mavromati sayesinde şaşaalı günler yaşayan kilise ve eğitim veren okullarına mutlaka değinmek gerekiyor.

**

Bir zamanların en gösterişli, en büyük ve en zengin kilisesi olarak ünlenen Rum Ortodoks Kilisesinin yerine çevresi mezbeleliği andıran Özel İdare İşhanı yükselir zaman içinde.

Mavromati’ nin şehre dönüşünü çan çalarak çift kulesiyle selamlayan, onun getireceği kıyafetleri gözleyerek hayallere dalan çocukların şen şakrak kahkahaları, yeller esmektedir şimdi yerinde…

1885’ten Mavromati’ nin öldüğü 1905 arasındaki 20 yıl içinde altın dönemini yaşayan Kilise ile çevresinde yer alan kız ve erkek okulları…

Osmanlı arşivlerine göre, 1849 yılında ibadet için İstanbul’a başvurur Cemaat. Bâb-ı Âli Hükümetinin de uygun bulmasıyla önceleri bir papazın evinde toplanıp ibadet etmeye başlar Rum Ortodokslar.

Zaman içinde cemaat nüfusu artınca toplanan parayla ve yasal izin olmadan bir kilise inşaatına girişilir. Ancak izinsiz inşaat şikâyet üzerine yetkililerce engellenmeye çalışılır.

Bunun üzerine Cemaat önde gelenleri bunun yine İstanbul Hükümetinin kapısını çalarak, Mersin’de Şam Patrikliğine bağlı kilisenin yapılması doğrultusunda onay ister. Hükümet Tarsus Kaymakamlığı ile Müftülüklere kilise konusunda engel çıkarılmaması talimatını verir.

Ağır aksak yürüyen inşaat bu talimatın ardından hızlanır. Cemaatin başında Mavromati gibi bir zenginin yer alması burada en önemli faktör. Suriye’den getirilen mermer ve Pompeipolis’ten çıkarılan taşlar gemi ve mavnalarla taşınarak, şimdi ki Toros pasajının yer aldığı alanın önünde uzanan yine Mavromati’ ye ait iskeleye getirilir. Buradan da şimdi ki bit pazarının yer aldığı Kilise inşaatına…

Çift kuleli, içi tamamen mermerden, muhteşem avlusuyla mübadele dönemine kadar Rumlara ardından Cami olarak Müslümanlara, Cumhuriyet meydanında yenisi yapılıncaya kadar da eğitim bölümleri Halkevi olarak kullanılır kilise ve müştemilatı.

Kilise ile birlikte kız ve erkek yatılı ve gündüzlü okulları (Partenagogion Kız Okulu) eğitim vermeye başlar. (Cumhuriyet döneminde okul Milli Eğitime bağlanıp bir süre Çankaya İlkokulu olarak kentin en kaliteli eğitimini verecek yuvası haline gelecek, kilise ise ilk dönem Zafer adı verilen Cami’e dönüştürülecektir.)

Tıpkı kilise gibi Kız Rum Okulunun da; giriş kapısı, ortasındaki fıskiyeli havuzu ve binaya çıkan merdivenleri mermerden yapılmıştı.

1905’te Mavromati ölür. Erkek çocuğu olmadığından damadı Fedon Tahinci hem varlıklarını, hem de misyonunu yüklenir. (Atatürk Evi olarak bugün müze niyetine korunan Christmann köşkü de Tahinci’ye geçer –Alman asıllı Christmann Mavromati’ nin büyük kızıyla evlenir. Ancak çocukları olmayınca miras zaman içinde öbür kıza dolayısıyla kocası Tahinci’ye geçecek, sonradan da Nebil Hayfavi tarafından satın alınacaktır.)

Rum Ortodoks Kilisesi yanında özellikle eğitim verilen mekânlara değinmek gerekiyor:

Zeytinli Bahçe Caddesinin Silifke Caddesiyle birleştiği yere yakın, halen Bit Pazarının karşısında bulunan bu okul, Mersin’in Rum zenginlerinden Mavromati’ ye ait Milli Emlak’e intikal eden binada eğitim yapıyordu. O zamanlardaki adıyla “Mevromation Partenagogion”…

Biri müdür 5 öğretmenin ders verdiği, 7 sınıflı, 200 kız öğrenci yanında küçük çocuklar için bir de yuvaya sahip okulda Yunanca yanında öğretilen Fransızca, giderleri Konstantin Mavromati tarafından karşılanan okul…

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Çankaya ilkokuluna dönüştürülen eğitim yuvası, 1930’dan itibaren yavaş yavaş ölüme terk edildi. 1944’te Mersin’e Vali olarak atanan T.S.Gür Halkevi kazandırmak için kolları sıvarken, Arap Ortodokslarına Rum Kilisesine geçmelerini teklif etti. Amacı Halkevi için uygun bulduğu yerde hareket alanını kısıtlayan kiliseyi yıkıp hayalindeki tesise katmaktı. Ancak daha önce zaten kilisenin önü ve yanını kaptıran Cemaat karşı çıktı öneriye.

Gür’ün intikamı acı oldu.

8 Şubat 1945 günü başlayan yıkım ve söküm işi kısa zamanda tamamlandı.

Rum Kilisesinin yerle bir edilip taşlarının Halkevi inşaatında kullanılma öyküsüne önceki yazılarda değinmiştim.

Ama Kiliseden ibaret değildi Rumlardan ve Mavromati’ den kalanlar…

Geriye kalanların, bir başka ifadeyle okulların başına gelenlerle sürdüreceğim yazı dizisini…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s