Ben de CİA ajanıyım…

Yanlış duymadınız, ben de CİA ajanıyım…

Nereden mi çıkardım bunu…

Burak Karataş’ ın kaleme aldığı bir haberden…

Burak kendisine ait internet sitesinde, CHP’ den istifa eden Yasmina Lokmanoğlu’ nu manşetine taşıdığı haberde aynen şunu söylüyor:

“Kürt açılımı konusunda çalışmalar yapmak üzere ABD’den Türkiye’ye gönderilen CIA görevlisi Prof. Dr. Vamık Volkan, dördüncü kez görüştüğü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e 71 önerinin yer aldığı raporunu sunmuştu.. İnternet sitelerine bakıldığında rapora katkı sağlayanlar arasında Yasmina Lokmanoğlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi unvanı ile yer alıyor..”

Habere baktıkça içim içimi yiyor.

Sinirlenme, oturur Burak’ a yazar, gerçeği açıklarsın diyorum…

Diyorum demesine de, yazdığı öylesine bir haber ki, düzeltmek için neresinden başlanır, gerçekten bilmiyorum.

Yine de denemeye çalışayım.

Öncelikle şunu belirteyim:

Cumhurbaşkanı Gül ile dört (Burak internetten o kadarını bulmuş ama daha fazla da olabilir) kez konuşan ve Kürt sorunu hakkında rapor sunan kuruluşun adı Ekopolitik olarak anılan, bir düşünce kuruluşu…

Vamık Volkan hoca da, bu kuruluşa fikri anlamda destek veren Türkiye’deki siyasi yelpazenin her yanında yer alan, farklı düşüncelere sahip 100’ e yakın isimden biri…

Çalışma grubunun çekirdek isimleri arasında 40 yıl MİT’ te çalışmış ve Başkan yardımcılığına kadar yükselmiş Cevat Öneş’ te var, Kürt düşünce hareketine katkı veren Ümit Fırat’ ta…

PKK davalarından 17 hapis yatmış Seydi Fırat’ ta var, 10 yıl boyunca Seydi Fırat’ ı yakalamak üzere o dağlarda elde silah savaşan Özel Kuvvetlerden emekli Mete Yarar da…

Cengiz Çandar’ dan Muhsin Kızılkaya’ ya, Murat Belge’ den Deniz Arıboğa’ ya, Ülkücü hareketin liderlerinden Musa Serdar Çelebi, İstanbul Alperen Ocakları Başkanı Güven Hızarcı gibi sağ hareketten gelen insanlardan tut ta, yıllarını işkencelerde cezaevinde geçirmiş Halit Yalçın’ lar, Ömer Laçiner’ ler…

Buraya isimlerin tümünü yazmaya kalksam köşe yazısı olmaktan çıkar zaten…

Tek derdi silahların susup diyalogun başlaması, insanların birbiriyle konuştukça ve anladıkça sorunların daha kolay çözüleceğine inanan Ekopolitik grubunun çalışmalarını benimseyen ve Mersin’ de benzer etkinlikleri ortaklaşa yapmaya çalışan bir de yerel ayağı var bu çalışmaların…

Bugüne kadar en az dört kez ev sahipliği yaptı Mersin Ekopolitik’ e…

Dördüne de siyasi psikoloji konusunda dünyanın yaşayan en önemli bilim insanı olarak Vamık Volkan’ ın da katılması ısrarla istendi…

Nereden mi biliyorum?

Ekopolitik Mersin çalışmalarının tümünde ve her aşamasında, barışa inanan biri olarak ben de yer aldım da oradan biliyorum…

Sadece ben, sadece Lokmanoğlu da yok Ekopolitik çalışmalarının büyük çatı olarak Türkiye ve özellikle de Mersin düzleminde…

Diğer CİA! Ajanlarını da sayayım; kafalar daha iyi netleşsin…

Çalıştaylara katılanların tümünü yazmama gerek yok ama bir kaçını yazmazsam olmaz.

Yusuf Zeren, Hüseyin Atılgan, Mahmut Arslan, Faik Burakgazi, Cemal Altan, Ali Tanrıverdi, Mahmut Karabulut, Feridun Gündüz, Mustafa Ongun, Mehmet Reşat Ata, Necdet Yıldırım, Mustafa Erim, Mekin Salt, Kamuran Kuş, Mustafa Güler, Ali Doğan ve şu anda adını anımsayamadığım pek çok isim…

Görüldüğü gibi Mersin mozaikini oluşturan her renkten insan var aramızda…

Cumhurbaşkanı ziyaretlerinin birine Vamık Volkan ile birlikte benim de çağrılı olduğum ama katılamadığım bir toplantı yapmıştık geçen yıl…

Anlayacağınız Cumhurbaşkanına rapor sunan ajanların! arasında Lokmanoğlu yok…

Burak tam da Lokmanoğlu’ nun CHP’ den ayrıldığı bugünlerde bu haberi neden yaptı?

Cevabını veremediğim bir soru daha var: Yukarıda bir kısmına yer verdiğim kendim dahil onca isim dururken, neden içimizden bir tek Yasmina adı ilgisini çekti Burak’ ın?

Bilmem mümkün değil…

Ama bildiğim bir şey daha var: Vamık Volkan hocanın katıldığı toplantılardan birini Macit Özcan Spor Kompleksinde, sonuncusunu ise Büyükşehir Kongre Merkezinde düzenledik. Ev sahipliği kimselere bir şey kaybettirmedi, aksine kazandırdı.

Toplantılarımıza Mersin’ in her kesim ve kesitinden de insanlar katıldı. Bazen kavga ettik, bazen uzlaştık ama yüksek sesle hep konuştuk ve konuşarak birbirimizi nasıl da güzel anladığımızı Türkiye’ ye gösterdik…

Yaptıklarımızın ne anlama geldiğini son olarak ortaklaşa kaleme aldığımız ve Türkiye Büyük Çatısı ile birlikte Mersin’ den bir avuç insan olarak imzaladığımız çağrı ile bitireyim…

Sanırım bu çağrı ve daha doğru bir ifadeyle çığlık daha iyi anlatacaktır meramımızın ne olduğunu…

Ve sanırım Burak başta olmak üzere çok insan yürekten katılacaktır o çığlığı andıran çağrıya…

“Silahlar Sussun! İnsanlar Konuşsun!

Anlamsız Ölümleri Durdurmak İçin, Düşünme, Birlik Olma ve Konuşarak Çözüm İçin Yeni Bir Süreç Başlatma Zamanı…

Barış ve Kardeşlik Ölmedi. Söz Bitmedi. Biz Buradayız. Söze, Barışa ve Kardeşliğe İnanıyoruz. “

Diye başlıyor Ekopolitik’ in son açıklaması ve şöyle devam ediyor:

30 yıllık kanlı geçmiş düşünülürse Türkiye’nin Devlet-İmralı-Kandil-BDP dörtgeni içinde 14 Temmuz 2011’den beri yaşananlar çerçevesinde en seri kötü hadiseler zinciri ile karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti’nin “Demokratik Açılım” sürecini başlattığını ilan ettiği bir süreçte ülkenin böyle bir gergin noktaya gelmiş olmasının da ayrıca büyük bir talihsizlik olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de siyasi iradenin sorunları çözme noktasında yeterli düzeyde oluşamaması, Hatip Dicle’nin statüsü, 14 Temmuz Silvan hadiseleri, aynı tarihli DTK’nın “Demokratik Özerklik” ilanı, nihayet BDP’nin, Öcalan’ın teşvik edici retoriğine rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi ile mutabakata varamaması (15 Temmuz) sonucu Meclis’i boykot etmeye devam etmesi olaylarının, ülkede siyasetin ve insanların değil; ama silahların konuşmasına zemin hazırlayan bir süreci geliştirdiğini düşünüyoruz.

O zamandan bu zamana pek çok insanımızı yine konuşan silahlara kurban ettik. Analar ağlamaya devam ediyor. Burada kimin daha çok hatalı olduğunu söylemek üzerinden bir sonuca varılabileceğini de düşünmüyoruz. Bize kalırsa hangi kesimden olursa olsun sorumluluk sahipleri üstüne düşeni yerine getirmekte gerekeni yapmadı. Bir yandan PKK -içinde yaşanan tartışmaların zemini her ne olursa olsun- saldırılarını sürdürürken; diğer yandan Devlet de her devletin kendi otoritesini tesis etmesi insiyakı ve ihtiyacı ile operasyonlara hız verdi ve Kandil’i bombalamaya başladı.

Olayların kötü gelişimi karşısında kamuoyunda yoğun bir demoralizasyona şahit olduk. Ülkedeki moral bozucu gelişmelere karşın, her barış sürecinde benzer anların ve olumsuzlukların yaşanacağını hatırlatmak isteriz. Bu anlarda savaşa değil, barışa ve söze teslim olmak esastır. Her koşulda ve adımında yeniden diyalogu önceleyen Ekopolitik’in 24 Ağustos 2011 tarihinde gerginliklerin en yoğun yaşandığı bir şehirde, Hakkari’de tüm tarafları bir araya getiren bir iftar organizasyonunu gerçekleştirebilmesinin barışa ve söze inanan insanlar oldukça konuşmanın ve anlaşmanın mümkün olduğunu gösteren en güzel örneklerden biri olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca İstanbul, Mersin, Hakkari, Malatya, Van, Siirt “Demokrasi Durakları”nda, ekip olarak ülke genelinde yaptığımız toplantılar ve değerlendirmelerden farklı kimliklerden, inançlardan ve kültürlerden olan insanlarımızın, Devlet ile PKK görüntüsü altında şiddet uygulayan güçlerin yarattığı, sürekliliğe sahip çatışmanın ve ölümlerin, geciktirilmeden sonuçlandırılması şartlarının yaratılmasını talep ettiklerini gözlemledik. Sadece son 30 yıllık süreçte, 40 bini aşkın çocuğumuzun, vatandaşımızın kaybedildiği olayların yarattığı sonuçların etkilemediği, tüten bir ocağımız dahi kalmamıştır. Ana yüreğinin dayanılmaz acısını yaşayanların genişliği ve kaldırılamaz ağırlığı karşısında, yaşanılan her yeni günde, kendimizle yüzleşerek, yeniden düşünmek zorundayız.

Biz, Ekopolitik- Türkiye’nin Büyük Çatısı sürecinin katılımcıları, yaşam içinde farklı kamplarda olup da, hayatın ve siyasetin karmaşık koridorlarından geçip, her kimlikten insanımızın oluşturduğu halkımızın gerçek taleplerini işiterek, hissederek, sessimizin duyulmasını istiyoruz.

Tüm kamuoyunu, medyayı ve karar vericileri benzer süreçler geliştirme noktasında inisiyatif almaya çağırıyoruz. Türkiye barış için inisiyatif alanlar oldukça savaş için inisiyatif almak isteyenlerin hareket kabiliyetinin zayıfladığı bir ülke olacaktır.

Gerçek, korktuğumuz ve güvenliğimizden endişe duyduğumuz anlarda silahlara sarılmadan önce tehdidin nereden geldiğini anlamaya çalışmakla su yüzüne çıkabilir. Gerçek cesaret de bu anlarda kendi nefsimize hâkim olabilme erdemini göstermekle kendini ortaya koyacaktır.

Kürt Meselesi/Güneydoğu Sorunu’nun bir sonucu olarak ortaya çıkan PKK olgusunu, asimilasyon, inkâr gibi yanlış siyasi uygulamaların yarattığı ağır bedelleri, uluslar arası- bölgesel güç ve çıkar çatışmaları çerçevesinde, günümüzde yüzleşmeye başlayarak, daha sağlıklı değerlendirebiliyoruz.

Türkiye dinamiklerinin, evrensel değerlerle kesiştiği, günümüz Türkiye’sinde; nitelikli demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, insan, vicdan eksenli çözüm şartlarının gerçekleştirilmesini zorunlu kılan taleplerinin sorumluluğu, iktidarı ve muhalefetleriyle, Türkiye siyasetlerinin omuzlarındadır.

Küresel ve bölgesel çıkar çatışmalarının sürekliliği içerisinde, yeni oyunlar kurgulama çalışmalarına, bu topraklarda yüzyıllardır birlikte yaşayan masum insanların geçmişte yaşanmış menfur hadiselere benzer bir şekilde kurban edilmemesini sağlamak, Türkiye siyasetlerinin öncelikli ve hayati derecede önemli görevlerindendir.

Parlamento çoğunluğuna ve güçlü halk desteğine sahip siyasi iktidarın, muhalefet partilerimizin, parlamentonun çözümleyici ve yapıcı gücünü arkalarına alarak, yeni parlamento sürecini; Barış ve Demokrasi Partisi’nin katılımcı rolünün önemini de kavrayıcı ve sağlayıcı şekilde, başlatabilmelerinin ülkede itidalin sağlanabilmesi bakımından önemli bir ihtiyaç olduğuna işaret etmek istiyoruz.

İçerisinde bulunduğumuz şartlar ve gelişmeler ile insanlığın kazanımı olan evrensel değerler, silahla-şiddetle değil ama demokratik süreç içersinde konuşarak sorunların çözülebilme imkanlarını göstermektedir. Tarihi fırsat olarak karşımızda duran, yeni Anayasa inşa sürecinin, yapıcı tartışmalar, diyalog-empati, ortak değerler, asgari müştereklerde işbirliği ile değerlendirilebilmesi, çözümlerin gerçek anahtarlarıdır.

Başta siyasi iktidar olmak üzere, Türkiye siyasetlerinin bütünüyle, özelde demokratik çözüm ve barış taleplerini dillendiren BDP-PKK çizgisinin, hukuki-demokratik meşruiyeti zorunlu kılan yeni bir zihniyetle, atacakları her adım, öncelikle ölen çocuklarımızın ruhlarına hitap ederken, yarınlarımızın mutlu, barış içerisinde yaşayan Türkiye inşasının sağlam temellerini oluşturacaktır.

Türkiye’de yaşayan halklar arasında kadim bir dostluk ve kardeşlik bağı var. Bu sözde değil özde bir kardeşlik ve dostluk. Buna hangi yapılanma içinde olursa olsun çoğunluğun inandığını ve ruhunun derinliklerinde kavradığını düşünüyoruz.

I. Dünya Savaşı’nın galiplerinin çizdiği sınırların anlamını son Ortadoğu ayaklanmaları ile git gide yitirmeye yüz tuttuğu bir zamanda birbirlerinin taleplerini yeni bir dünyada çoğu zaman doğru algılayamamaktan düşman olmuş bir coğrafyada yaşadığımız için bu dostluğun değerini iyi bildiğimizi düşünüyoruz. O yüzden onu her koşulda yaşatmanın her türlü yol ve formülünün aranmasının silahlara davranmaktan her zaman daha öncelikli olduğunu düşünüyoruz.

Biz, “Türkiye’nin Büyük Çatısı” sürecinin, zamanında birbirleri ile karşı kamplarda olduğu düşünülen iştirakçileri olarak, karşılıklı tansiyonun en yüksek olduğu toplumsal atmosferlerde ve kargaşa ortamlarında her şeye rağmen bir araya gelme ve başta “Demokratikleşme”miz olmak üzere Türkiye’nin sorunlarını konuşma ve gerçek çözümler geliştirme yönündeki azim ve kararlılığımızı kamuoyunun bilgisine arz etmek isteriz.

Ülkemize geçmiş olsun diyor ve şehitlerimizin yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.

Ekopolitik “Türkiye’nin Büyük Çatısı” İnisiyatifi

Murat Belge (TBÇ İnisiyatifi Sözcüsü),  Cevat Öneş (TBÇ), Ümit Fırat (TBÇ), Musa Serdar Çelebi (TBÇ), Osman Bostan (TBÇ), Altan Tan (TBÇ), Raif Türk (TBÇ), Yavuz Arslan Argun (TBÇ), Ayhan Bilgen (TBÇ), Muhsin Kızılkaya (TBÇ), Ferhat Kentel (TBÇ), Ömer Laçiner(TBÇ), Turan Sarıtemur (TBÇ), İrfan Dündar (TBÇ), Ayla Yazıcı, (TBÇ), Ali Bulaç, Ali Bayramoğlu, Hilal Kaplan, Sedat Yurtdaş, Altay Ünaltay, İlhami Işık, Murat Soycengiz, Fahri Aral, Bülent Tekin, Cevat Özkaya, Esra Çuhadar Gürkaynak, Cafer Solgun, Hasan Sert (TUMSİAD), Ahmet Faruk Ünsal (MAZLUMDER), Cüneyt Sarıyaşar (MAZLUMDER), Fuat Değer (MAZLUMDER), Abdullah Demirbaş (Sur Belediye Başkanı), A. Tarık Çelenk (Ekopolitik Koordinatörü), Murat Sofuoğlu (Ekopolitik Direktörü), Cahit Büyükanber (İzmit TBÇ), İzzettin Yalçın (Hakkari TBÇ), Halit Yalçın (Hakkari TBÇ), İdris Ağacanoğlu (Hakkari TBÇ), Tahir Yaşar (Hakkari TBÇ), Ahmet Korkmaz (Hakkari TBÇ), Ali Doğan (Mersin TBÇ), Ahmet Ak (MersinTBÇ), Yusuf Zeren (Mersin TBÇ), Ferudun Gündüz (Mersin TBÇ), Gökhan Sadıkoğlu (Mersin TBÇ), Necdet Yıldırım (Mersin TBÇ), Abdullah Ayan (Mersin TBÇ), Yasmina Lokmanoğlu (Mersin TBÇ), Hüseyin Atılgan (Mersin TBÇ), Faik Burakgazi (Mersin TBÇ), Mustafa Güler (Mersin TBÇ), Yusuf Ölmez (Mersin TBÇ), Raşit Alaca (Malatya TBÇ), Ferman Salmış (Malatya TBÇ),  Metin Aktaş (Malatya TBÇ), Sinan Oral(Malatya TBÇ), İsmet Emre (Malatya TBÇ), Semine Dengeşik (Malatya TBÇ),  Duran Özkan (Malatya TBÇ),  Erdoğan Ünverdi (Malatya TBÇ),  Murat Oral (Malatya TBÇ),  Servet Akbudak (Malatya TBÇ),  Asım Demirkök (Malatya TBÇ),  Kadir Yılmaz (Malatya TBÇ),  Kadri Salaz (Van TBÇ), Hamide Yeni (Van TBÇ), Zozan Özgökçe (Van TBÇ), Yılmaz Berki (Van TBÇ), Abdülbasit Bildirici (Van TBÇ), Emin Yaşar Demirci (Van TBÇ), Davut Okçu (Van TBÇ), Mehmet Efe (Siirt TBÇ), Bekir Berkay Türkay (Siirt TBÇ), Cumhur Kılıççıoğlu (Siirt TBÇ), İzzettin Oktay (Siir TBÇ), Mehmet Ali Özel (Siirt TBÇ), Yavuz Çelepkolu (Siirt TBÇ), Abdullah Gürgen (Siirt TBÇ), Abdulnasir Yiner (Siirt TBÇ), Hamdullah Adsoy (Siirt TBÇ), Şakir Özmazı (Siirt TBÇ), Fecri Barlık (Siirt TBÇ), Ekrem Bilek (Siirt TBÇ), Kasım Ceylan (Siirt TBÇ), Cemal Acar (Siirt TBÇ)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s