20120119-223951.jpg

Mersin’i bekleyen tehdit ve fırsatlar…

Abdullah Ayan

Mersin, Aralık 2011

Özet:

Bir yandan uzun yıllar sessizce başlayan ancak gelecekte etkilerini çok daha güçlü biçimde hissedeceğimiz küresel ısınma, bir yandan da ABD’ nin Irak’ ı işgali ile başlayan, ancak Kuzey Afrika’da görünürde bambaşka gerekçelerle ortaya çıkan ve mevcut sistemleri yerle bir eden değişim dalgası…

Tunus, Libya, Mısır’ da mevcut rejimleri birbiri peşi sıra yıkan ve bugünlerde ise Suriye’ deki kısmi iç savaş nedeniyle sınırlarımıza dayanan ve tüm Ortadoğu’ yu değiştirmeye yönelik dalga.

İlgisiz gibi görünen bu ve benzeri pek çok olgu öncelikle Türkiye’ yi ama çok daha fazlasıyla Mersin’ i etkileyecek, stratejik açıdan bölgesinin en önemli vahalarından birinin merkezi konumuna doğru sürüklemekte.

1970’ lerden başlayarak ülkenin sanayi, ticaret başta olmak üzere tüm gücünü Marmara bölgesine özellikle de İstanbul-Bursa-Kocaeli üçgenine yoğunlaştıran Türkiye, her bakımdan doyuma ulaşan bu bölgenin alternatifini bulmak zorundaydı. Olası bir İstanbul merkezli depremde tüm yumurtalarını aynı sepete doldurmanın ağır faturasıyla karşılaşma gerçeği karşısında gecikmiş B planı ve plan çerçevesinde Çukurova vahasının yeniden keşfi kaçınılmazdı, yaşanan biraz da budur.

Mersin işte bu dış ve iç konjonktürün yarattığı bölgesel fırsatın merkezi ve Akdeniz’ in en güvenli o nedenle de istikrarlı anahtarı, dünyaya açılan kapısıdır.

Mersin yeni döneme hayli farklı alanlardaki potansiyel zenginlikleri barındıran fırsatlarla kimi zaman sürüklenmekte, kimi zaman da yol almaktadır. Ülke ve bölgedeki gelişmeler bazen kontrol edilemez bir sürüklenmeyi, bazen de projeler, yatırımlarla bilinçli, planlı bir yolculuğu andırmakta.

İşte yukarıda çerçevesini çizmeye çalıştığım gelişmeler, dinamikler ışığında Mersin’ i 21.yüzyılda bekleyen tehdit ve fırsatları anlatmaya çalışacağım.

-Yıllar önce özellikle de 80 lerin ortasında başlayan ve 90’ ların ortasına kadar hızlanarak zaman zaman seli andıran göç olgusu ve bunun yönetilememesinin getirdiği sorunlar ve süreç içinde gittikçe hafiflese de gerekli yapısal önlemler alınmadığı sürece halının altına süpürdüğümüz sorunlarla devam eden tehditler…

-Mersin hızlı kentleşmenin yarattığı sorun ve tehditler yanında tarım, ticaret, turizm, taşımacılık alanlarında iç ve dış konjonktürün getirdiği tarihi fırsatlarla da karşı karşıyadır.

İşte bu bildiri ile Mersin’ i yol almaya başladığımız 21. Yüzyılda ve Cumhuriyetin 100. Yılı olarak hedeflediğimiz önümüzdeki 10 yıl içinde nelerin beklediğini, yakın geleceğin bize neler getirip, götüreceğini anlatmaya çalışacağım.

**

Göç olgusu, kentsel dönüşüm ve Mersin:

Küresel köy haline gelen dünyamızda eski şehirlerin yerini yeni çağın dinamiklerine uygun yerleşimler almakta, geleceğin kentleri, Ulus devletlerin şekillendirdiği ve yön verdiği kentleşmenin aksine Ülkelerin gelişme dinamiğini belirleyen, yön veren konuma gelmektedir.

Günümüzde hantal merkezi karar alma mekanizmaları, her şeyi merkezden yönetme anlayışı hızla iflasa sürüklenmekte. Rekabetçiliği yok eden bu yönetim tarzı yerini kentlerin yarıştığı soluksuz bir küresel yarış almakta.

Sınır tanımaz küresel sermaye, bilişim ve iletişimin akıl almaz hızının da sağladığı olanaklarla dünyayı dolaşırken, artık ülkelerin genel yaklaşımlarından çok bölge ve kentlerin sağladığı olanaklara göre hareket etmekte, yatırımlarını ülkelerin genel politikalarından çok kentlerin konumlarına, sunduğu imkanlara göre yönlendirmekte.

Sermaye yanında girişimcilik ve emek gücü de artık sadece ülkeler arasında değil, ülke sınırları içinde de hızlı bir dolaşım içindedir.

Küreselleşme, köyden kente göç gibi önüne geçilmesi olanaksız olgular yanında Mersin ve benzeri kimi kentlerimizi 1990’ lardaki teröre dayalı göç derinden etkilemiş, 1980’ lerin başındaki Serbest Ticaret Bölgesi umuduyla kente yönelen dalganın daha yüksek boyutlusu terör kaynaklı göçle yaşanmıştır.

Aslında iyi yönetildiği takdirde göç, kentleri tehditten çok ileriye götüren en önemli dinamiklerden biridir. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip süper gücü ABD’ yi ayakta tutan da iç ve dış göç olgusudur.

Kendi içinde üç insandan birinin her yıl bir yerden başka yere konduğu, dünyadaki en yetenekli yabancı göçmene kapılarını açtığı ABD bu dinamizmle ayakta durmakta.

1960’ larda temizlik işçiliği amacıyla Türkiye’den Almanya’ ya giden ilk göç kafilemizin üçüncü nesille birlikte günümüzde Alman ekonomisi üzerindeki etkileri bile yadsınamaz gerçek.

Bugün Mersin’ in sorunu göçün kendisinden değil niteliğinden kaynaklanmakta. Ne yazık ki Mersin göç olgusunu yönetememiş, gelenlere kentlilik bilinci şöyle dursun nitelikli istihdam alanında bile yıllarca hiçbir şey verememiştir.

Kenti kuşatan varoşlardaki eğitimsizlerin, ihtiyaç duyulan meslek dallarında eğitilmeleri 1990’ ların en ciddi tehdidini günümüzün ve geleceğin en büyük fırsatı haline getirebilecek potansiyeli halen içinde barındırmaktadır.

Mersin ne yazık ki iç içe geçmiş bu tehdit ve fırsat denklemine yönelik tek adım atmamış, örneğin bu alandaki en önemli adımlardan birini hatta ilkini teşkil eden kentsel dönüşümle ilgili sorunları her gün biraz daha içinden çıkılamaz hale getiren öteleme, göz ardı etme yolunu seçmiştir.

Bu bildirinin yayına hazırlandığı 2011’ in son günlerinde Bakanlar Kurulunun yayınladığı, Mersin’deki üç büyük mahalleyi kapsayan, kentsel dönüşüm amaçlı kararname, yıllardır yerel yönetimlerin ikircikli politikaları nedeniyle içinden çıkılmaz hale gelen sorunun Toplu Konut İdaresi -TOKİ- eliyle çözümüne yöneliktir, ancak içinde riskler barındırmaktadır.

Keşke içinde değişimi barındıran bir dönüşümü kendi inisiyatifimizle, sorunun tüm taraflarının içinde yer aldığı, ortak akıl, iradeyle bu kent dinamikleri gerçekleştirebilseydik.

Belli ki ortaya koyamadığımız irade biz istesek te istemesek te gerçekleşecek. Artık önemli olan umutsuzlara umut, kendisini yıllardır yaşadığı kentin yabancısı gören mağdur yığınlarına aidiyet duygusunu tattıracak bu dönüşüm sürecini sancısız yönetilmesine yardımcı olmak, katkı vermektir.

Sadaka ve yeşil kart dağıtarak aşağılandığını hissetmesine yol açtığımız pek çok insanımızı, karnı tok sırtı pek hale getirecek düzenlemeleri bugüne kadar ne yazık ki hayata geçiremedik. Yereldeki ikircikli politikalar nedeniyle hayli geciken iyileşme şimdi dışarıdan müdahaleyle gerçekleştirilecek. En azından etkin kimi önerilerle sürecin sancısız ve dönüşümü avantaja çevirecek hedefe ulaşmasını sağlayabiliriz.

**

Mersin’ in eğitim alanındaki potansiyeli fırsata çevrilebilir:

Son yıllarda bırakın göç almayı göç veren Mersin’ e çoğumuz farkına varmasak ta farklı bir kesim yerleşmekte. Büyük kentlerden kaçan, nispeten eğitimli, emeklilerden oluşan bir grup, çeşitli nedenlerle Mersin’ i tercih ediyor.

Vakıf Üniversitelerinin yaygınlaştığı, bundan sonra da yaygınlaşacağı ülkemizde, Mersin iklim avantajı, sindirdiği demokratik ortamı ve yabancıya karşı hoşgörüsüyle yüksek öğretim alanında önemli fırsatları barındırıyor. Yapılacak kimi yasal düzenlemelerle başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya gençlerine kucak açacak bu serbest eğitim vahalarında öğrenim görmek isteyenler, başta bu emekli aileler olmak üzere, kent ve sahillerinde yer alan onbinlerce konuta yerleştirilerek, değerlendirilmeyen bir alan harekete geçirilebilir.

Zengin emeklilere ekolojik yaşam alanları yaratılmasında da Mersin hayli önemli potansiyele sahip. Yıllardır turizm sektöründe Antalya’ nın gölgesinde kalan kent bu ihmal edilmişliği de gelişmekte olan kimi yeni trendler nedeniyle fırsata çevirebilir.

Kum, güneş, deniz ağırlıklı konaklama konseptinden sıkılan ve doğa ağırlıklı yaşamı tercih eden Avrupa başta olmak üzere dünyanın belli gelir seviyesine sahip emeklileri Mersin’ in korunaklı kimi alanlarında ekolojik yaşama çekilebilir. Eko turizm olarak adlandırılan ve dünyada hızlı gelişen bu akıma uygun kentimiz hayli fazla zenginliğe sahip.

Karaduvar, Kazanlı, Adanalıoğlu gibi sahil kesiminde uzanan ve zaten tarım ağırlıklı yerleşimlerden tutun da Suntrans-Fındıkpınarı, Cehennem Deresi-Namrun gibi yayla turizminin gelişmesine müsait pek çok alan doğaya uyumlu konaklamayı da barındıracak küçük boyutlu ekolojik tarım amaçlı bahçelerle, gelir düzeyi yüksek emeklilere yönelik tarzda düzenlenebilir. Bu tüm dünyada gelişmekte olan yeni ve getirisi hayli yüksek Mersin’ e uyan bir turizm dalıdır ve mutlaka değerlendirilmelidir.

**

Küresel ısınma Mersin’ e altın fırsatlar sunuyor:

Dünya iklim değişimi anlamında tam bir felakete doğru koşuyor. Buzullar eriyor, havalar gittikçe ısınıyor, ozon tabakasının deliği her gün biraz daha büyüyor. Mevsimlerin karakteristik özellikleri değişirken, zamansız yağmurlar sellere dönüşüp, afetlere yol açıyor.

Bunların yanında en kritik süreç kuraklıklığın kaçınılmaz sonuçlarıyla ortaya çıkıyor.

İklim değişikliklerinin yol açtığı çölleşme Birleşmiş Milletler’ in tahminine göre çoğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 135 milyon insanı topraklarından kopmaya, farklı coğrafyalarda hayatlarını idame ettirmeye zorluyor.

Uzmanlar güney Avrupa ikliminin de Afrika’ ya benzer biçimde kuraklaştığına, özellikle de İspanya’ nın çölleşmesine dikkat çekiyorlar.

Türkiye’nin güneyiyle tıpa tıp aynı iklim özelliklerine sahip Güney İspanya son yıllarda gittikçe artan biçimde susuzlukla savaşmak ve kuraklık belasıyla uğraşmak zorunda kaldı.

Bilimsel veriler 1880’den bu yana dünya yüzündeki küresel ısı artışının 1.4 derece iken son yüzyılda İspanya’daki artışın bunun iki katı civarında (2.7 derece) olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletlerin son raporlarına göre Güney İspanya’daki yağış miktarı 2020 yılına kadar %20 azalırken, 2070 yılında azalış oranı %40’a ulaşacak…(*)

Kısaca Mersin-Antalya benzeri iklim kuşağında yer alan bir bölge her yıl biraz daha Afrika’ ya benzemeye başlayacak. Özellikle de Valencia ve gölgesinde kalan Murcia bölgesi narenciye başta olmak üzere Mersin’ le aynı ürünleri yetiştirdiği için bizi yakından ilgilendiriyor.

Çünkü Murcia’ nın suyu tükenmek üzere.

Kendi halinde bir tarım bölgesi olan Murcia son yıllarda kelimenin tam anlamıyla bir inşaat patlaması yaşandı.

Ardından kanallarla getirilecek ve golf sahalarıyla birlikte tarım alanlarını sulayacak taşıma su vaatlerinin cesaretlendirdiği çok sayıda çiftçi daha fazla su gerektiren ürünleri ekmeye başladı.

Daha fazla su gereksinimi duyan bu yeni konsept canavar gibi su yutan golf sahalarının etkisiyle kısa zamanda bölgenin iflasını hızlandırmakta.

Murcia artık çok fazla su isteyen ünlü marul ve salatalık yerine damlamayla yetinen narenciye üretimine bile razı. Ancak son yılarda ortaya çıkan durum bu konuda da bir zamanlar AB’ nin en verimli ambarı olan bölgenin eski şansını bir daha gelmemek üzerine yitirdiğini ortaya koyuyor.

Kuraklıktan sökülen ağaçların yerini kısa zaman sonra daha az suyla yetinen kanaatkar zeytin ağaçları almakta.

Tablo, aynı enlemde ve benzer ürün çeşitlerini yetiştiren Mersin’in karşısına inanılmaz fırsatlar çıkardığını ortaya koyuyor.

Torosların yamacında yer alan Mersin, tüm küresel ısınma tehditlerine karşın konumu itibariyle ülkenin en şanslı bölgesinin merkezi görünümünde.

İlin batısında yer alan ve büyük kısmı boşa akan Göksu yanında asıl değerli hazinesi doğusundaki Berdan ırmağı uğruna savaşlar verilecek iki değerli hazine.

Özellikle kaynağından başlayarak dinlendiği havzasına kadar kirlenme tehlikesinden uzak Berdan uzun yıllar içme suyu yanında tarıma da can verecek bir potansiyele sahip.

Rakamlarla ifade etmek gerekirseBerdan yatağından yılda 1,3 milyar m3 su akıtmakta..

Barajın su tutma hacmi ise şimdilik sadece 50 milyon m3…

Her yıl 1 milyar m3 ten fazla kontrol edilemeyen, hiçbir şekilde sulama ve enerji konusunda değerlendirilmeden denize boşuna akan su vardı ama 2011 başında bu konuda önemli adımlardan biri atıldı. 2013 Ekim ayında devreye girecek Pamukluk Barajı sadece elektrik üretmeyecek. 128 milyon m3 su tutma kapasitesi sayesinde Mersin Büyükşehir sınırlarına eş değerde 18500 hektar alanı da sulayacak

Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan kuraklık Akdeniz havzasına özgü yaş sebze meyve ürünlerini alabildiğine tehdit ederken, Mersin’in doğusundaki Berdan ve batısındaki Göksu ırmaklarının yakın gelecekte bölgeye tarım sektöründe küresel fırsatlar yaratması hiç te zor değil. Zaten son yıllarda İspanya, Mersin için hayli önemli ihracat ürünlerinin başında yer alan limon bahçelerini hızla başka çeşitlere dönüştürmeye çalışmakta.

Ve su konusundaki fırsatları anlatırken Berdan’ ın kaliteli suyunun bir başka avantajını da not etmekte yarar var: Mersin’e gelecek yerli ve yabancı yatırımcı yanında nitelikli yeni yerleşimcilerin kenti tercihinde su kalitesinin önemi…

**

Konteyner Terminal Limanının Mersin’ e sunacağı fırsatlar:

2007 yılında mevcut limanının özelleştirilmesi, dünyadaki gelişime ayak uyduramayan hantal limanın özellikle konteyner taşımacılığında yenilenmesini de getirdi. Kısa zamanda Mersin yıllık 500 bin konteyner elleçleme kapasitesinden 1 milyonluk psikolojik sınırı aştı. Artık dünyadaki en büyük 130 arasına giren bir limanı var Mersin’ in ama daha ötesi mevcutla mümkün değil.

Oysa Türkiye limanları 2023 hedefi şöyle dursun, 2013’ ten başlayarak dış ticaretin ulaştığı boyutların çok gerisinde kalacak. Mersin’ deki mevcut limanın da, Türkiye’ nin 2023 dış ticaret vizyonu ve Mersin’ in o vizyona uygun yeni konumuna bu haliyle ayak uydurması mümkün değil.

Hem fiziki anlamda hem de kentin yükleneceği rol gereği yeni bir limana duyulan gereksinim tartışılmaz gerçek olarak çıkıyor karşımıza.

Bunun iki nedeni var:

Birincisi Konteyner Terminal Limanı (KTL) olmanız için yakın gelecekte yıllık 10 milyon ve üstü konteyner elleçleme kapasitesine ulaşmanız gerekiyor. İkincisi ise konteyner gemilerinin taşıma kapasiteleriyle ilgili baş döndüren süreç…

2 bin konteyner taşıyan gemilerin büyük olarak nitelendirildiği günler hayli gerilerde kaldı. 4 bin 8 bin 12 bin derken bugünlerde denize 18 bin konteyner kapasiteli gemiler hizmete sokulmakta.

Bu durumda da KTL kategorisinde yer almak için liman sahaları yanında rıhtım uzunluk ve derinliğinin de bu yeni gemilere uygun olması gerekiyor.

Örneğin 14 bin konteyner taşıyan bir geminin yanaşacağı rıhtımın uzunluğu yaklaşık 400 metre civarında…

Dünya baş döndüren küresel ticaretin bu en önemli taşıyıcılarına, mekanlarına ayak uydurmaya çalışıyor. 2010 yılında dünya limanlarında elleçlenen konteyner sayısı 560 milyon âdete ulaştı, on yıl sonunda bunun 1 milyar konteynere ulaşacağı var sayılmakta.

Dünyadaki büyümenin Türkiye’ ye yansıması ve etkilemesi de kaçınılmaz.

Ulaştırma Bakanlığı ve DPT’ nin öngörüleri ve Ulaşım Master Planına göre; 2010′ da en yüksek yük hacmine ulaşan Marmara bölgesinin, 2023’ te 8 milyonu aşacak olan konteyner trafiği nedeniyle bölgede ilave kapasite ihtiyacı 2015 yılında başlayacak…

Aynı ilave kapasite ihtiyacı göz önüne alındığında Mersin merkezli Akdeniz Bölgesinin o kadar beklemeye de tahammülü yok. Çünkü Akdenizin ilave kapasite gereksinimi 2013’ te başlayacak…

Kısaca 2023 ile sembolize ettiğimiz geleceğe özgü tüm beklentiler aslında dünyadaki dış ticaret ve onun olmazsa olmazı yeni konteyner limanlarını zorunlu hale getiriyor.

Bugün 10 milyon ve üstü konteyner elleçleme kapasitesine sahip 13 limanın 11’ i uzak doğuda, 8’i ise Çin’ de…

Yılda 20 milyon üzeri konteynere ev sahipliği yapan 4 liman var dünyada ve üçü Çin’ de diğeri ise mevcut Mersin limanının işletme ortağı da olan Singapur’ da…

Aslında son beş yıl içinde limanların konteyner elleçleme sayılarıyla ortaya çıkan gerçek, dünyadaki değişen dengeleri ve bugün tanık olduğumuz küresel savrulmayı o kadar güzel anlatıyor ki, başka söze bile gerek bıraktırmıyor. Çin limanları ve Dubai 2004-2010 yılları arasında kapasitelerini iki, üç (dört katına bile çıkaran var) arttırırken diğer tüm büyük limanlar bu baş döndüren hızın gerisinde kalmış.*

Ağır işleyen bürokrasi bile Türkiye dış ticaretinin önündeki en önemli darboğazın ve güvenli bir bölgesel aktarma limanının öneminin farkında.

Bu nedenle doğu Akdenizin yeni KTL için Mersin Serbest Bölgesi karşısında deniz üzerindeki alan belirlendi. Belirlenmekle de kalmadı, fizibilite çalışmaları hatta ÇED raporları dahil neredeyse tüm prosedürler tamamlandı.

İlk etapta yıllık 4,5 milyon konteyner elleçleme kapasitesine sahip (bunu birkaç katına çıkarmak mümkün), 350 metre ve üstü rıhtımlarıyla KTL sadece Türkiye’ nin başlattığı dış ticarete dayalı büyüme modelinin en önemli lokomotifi olmakla kalmayacak, Mersin’ i Doğu Akdenizin en önemli merkezlerinden biri haline de getirecek.

12 milyon konteynere ev sahipliği yapan ve on yıl sonunda 30 milyon hedefleyen Dubai’ nin küresel oyuncu olduğu dünyada, Türkiye’ nin güvenli ve istikrarlı konumundan da yararlanacak Mersin rahatlıkla Akdeniz’ in en önemli ve yüksek kapasiteli limanına sahip olmalıdır, olacaktır. Bu bir dilek değil, sürecin getirdiği bir fırsattır ve önünde sonunda en önemli gelişme dinamiği liman potansiyeli olan Mersin’ i bambaşka ufuklara, zenginliklere taşıyacaktır.

Konya-Karaman-Yenice hızlı tren hattı, iyileştirilmiş Kayseri-Yenice hattı, Mersin’den başlayarak Adana-Gaziantep üzerinden güneydoğunun tümünü kapsayacak, Bağdat’a kadar ulaşan modern bir tren hattı…

İşte bu üç güzergah bile, son yıllarda hızla dünyaya açılan ve ihracat atağına kalkan Anadolu kaplanlarının en önemli çıkış noktası olan Mersin limanına ulaşımlarını sağlayacaktır.

Yenice’ de oluşturulacak raylı sistem ağırlıklı bir lojistik merkezi ve aynı bölgenin yanı başında yer alacak Uluslararası Çukurova Havaalanı kompleksi içinde yer alacak bir başka lojistik alan…

Mersin limanı ile entegre edilecek bu iki üssün de katkısıyla tüm Türk sanayici ve girişimcisinin dünyaya açılımı gelecek 10 yıl içinde çok farklı boyutlara taşınacaktır.

1980’de 7,5 milyar dolarlık dış ticaret hacmi olan Türkiye 2023 te 1,2 trilyon dolarlık hedefe koşuyorsa, genlerinde dış ticaret olan bir kent ve o kenti var eden limanı nasıl bir pırıltılı geleceğin beklediğini görmek hiç zor değil.

*2004-2010 yılları itibariyle başlıca dünya limanlarının konteyner elleçleme kapasiteleri:

Liman adı 2004 2010
Şanghay Çin 14557 29069
Singapur 21329 28431
Hong Kong Çin 21984 23699
Shenzhen Çin 13615 22510
Busan G.Kore 11430 14194
Ningbo Çin 4006 13144
Guangzhou Çin 3308 12550
Dubai 6429 11600
Rotterdam 8281 11140
Tianjin Çin 3814 10080

Not: Rakamlar milyon adet olarak verilmiştir.

**

Uluslararası Çukurova Hava Limanının yaratacağı fırsatlar:

1937 yılından beri hizmet vermekte olan Adana Şakirpaşa Havaalanı yıllık 2,2 milyon yolcu kapasitesine sahip terminaliyle günümüz koşullarında büyüyen talebe cevap vermekten uzaktır.

2011 yılının 11 ayında ulaşılan 2,9 milyon yolcu sayısı bunun en önemli göstergesidir. 2010 genelinde Türkiye’ nin neredeyse tüm havaalanları dış yolcu sayıları göz önüne alındığında %10 ların üzerinde büyürken Adana’ nın %2’ de kalması da sorunlu havaalanı nedeniyledir. (dış hat yolcu sayısı itibariyle 2010 genelinde önceki yıla oranla Esenboğa %21, İzmir A.Menderes %28, Antalya %20, İstanbul Atatürk %11 büyürken Adana 423 bin yolcu ile %2’ de kalmıştır.)

Bölgeye hizmet veren mevcut havaalanı kent içinde üstelik çarpık yapılaşmanın göbeğinde kalmıştır. Çoğu yabancı havayolu şirketi alan çevresindeki sorunlu yerleşim nedeniyle yüksek yolcu potansiyeline rağmen Adana’ yı tercih etmemektedir. Oysa sadece Çukurova değil, komşu ülkelere de hitap edecek yüksek potansiyeli nedeniyle bölge, dünyada gittikçe büyüyen ve bu nedenle daha uzun, geniş pistlere ihtiyaç duyan havaalanına ihtiyaç duymaktadır. (Örneğin devreye alınan yeni Airbus-380 modeli uçakların iniş yapacağı pistin 3400 metre uzunlukta olması gerekirken ülkenin en uzun pisti Atatürk havalimanında ve 3 bin metre uzunluğunda. Yapılacak Çukurova havalimanının bir pisti bu uçaklara uygun uzunluk ve genişlikte olması projenin koşullarından biri)

Kazanlı-Seyhan başta olmak üzere doğu Akdeniz’in yeni turizm hamlesine hazırlandığı günümüzde, küreselleşen dünyanın gelişecek en büyük sektörü turizmin lokomotifi olan çağdaş bir havalimanına bölgemizin ne kadar ihtiyaç duyduğu tartışılmaz bir başka gerçek.

Adana ve Mersin coğrafi, sosyal, ekonomik koşulların gerektirdiği ortak geleceği birlikte yaratmak zorunda ve iki kentin ortaklaşa yararlanacağı Uluslararası Çukurova Havaalanı yalnız Mersin’e değil başta Adana olmak üzere tüm bölgeye hizmet verecek.

Havalimanı ve çevresinde yer alacak, iki kentin ortaklaşa yararlanacağı Uluslararası Fuarlar ve Dünya Ticaret Merkezleri sayesinde bölge Türkiye yanında doğu Akdenizin en önemli cazibe merkezi haline gelecek.

Bilindiği gibi yakında hizmete girecek olan Adana-Mersin hızlandırılmış tren seferleri ve mevcut otoban bağlantısına da entegre edilecek yeni Çukurova Uluslararası Havaalanına ulaşım, kent içi trafiğine kilitlenen mevcut havaalanından çok daha kolay olacak.

Tarsus-Yenice arasında kısa zamanda hayata geçirilecek yeni havalimanı, Mersin limanına olan yakınlığı itibariyle bölgenin lojistik avantajını da öne çıkaracak, iki kentin değerli tarım ürünlerinin dış ülkelere, çok daha hızlı ve ucuza ihraç olanağı doğacak.

TCDD’ nin projelendirdiği demiryolu bağlantılı Yenice Lojistik Merkezine entegre edilecek yeni havalimanının istihdam başta olmak üzere kazanımlarının, iki kente kısa zamanda refah ve zenginlik olarak yansıması hiç te zor değil.

Konumu ve komşu ülkelere denizden ulaşım kolaylığı sayesinde başta Suriye ve Lübnan olmak üzere yeni havalimanı Ortadoğu ile Avrupa arasındaki köprü görevini de üstlenirken Havalimanı sayesinde bölge deniz, kara, hava bağlantılı, doğu Akdenizin en önemli bölgesel lojistik merkezi konumuna da gelecek.

**

Küresel ısınma tehdidi, güneş enerjisi fırsatı ve Mersin:

Gittikçe pahalı hale gelen ve eninde sonunda –en geç 100 yıl içinde- tükenecek olan petrol ve türevlerinin yerine dünya yeni alternatif kaynaklardan yararlanma peşinde.

Yılda 300 gün güneş alan Mersin, ülkemizde henüz emekleme çağında olan bu enerjinin çok daha yaygın biçimde kullanılması konusunda en şanslı bölgede yer alıyor..

Bölgemizden çok daha az güneş alan Almanya bile yakın zamanda ihtiyaç duyduğu enerjinin %40’ ını güneşten elde etmeyi hedeflerken, bizim uzun yıllar oturup, bu sonsuz ve sınırsız kaynağı seyretmemiz beklenmez, beklenmemeli.

Türkiye dışa bağımlı ve sürekli dış ticaret açığı vermemize yol açan doğal gaz çevrim santralleri yerine, en şanslı olduğu güneşten enerji elde etme planları yaparken, Mersin’in de bu alanda ciddi projelere kafa yorması, pilot bölge iddiasıyla ortaya çıkarak, yeni trendin peşinden koşan değil öncüsü iddiasıyla hazırlanması gerekiyor.

Sıcak su elde etmeye yönelik güneş panelleriyle uzun yıllardır ilkel de olsa güneş enerjisinden bir biçimde yararlanan kent yeni buluşların ışığında bu deneyimi çok daha farklı boyutlara taşıyabilir.

Bu konuda başta Üniversiteler olmak üzere, her kurum ve kuruluşa büyük görevler düşüyor.

Yıllardır Erdemli’ ye bağlı Limonlu’ da geniş bir alanda faaliyet gösteren ODTÜ’ ye bağlı Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsüne Mersin Üniversitesini de dahil ederek Güneş enerjileri Enstitüsü kurulması hiç te zor değil. Bölgemizde yoğunlaşmış Cam ve türevleri alanında üretim yapan tesislerin bu alanda Mersin’ le ortak çalışma yürütmesi zor değil.

Böylesi bir bilimsel platform ve Cama dayalı üretim tesisleri sayesinde dünyadaki teknolojileri izleyen ve ithal eden konumdaki ülkemizi bölgenin taşıdığı potansiyeli de değerlendirerek, teknoloji ve ürün ihraç eder hale getirebilir. Kurulacak Güneş Enerji Enstitüsünde sonsuz enerjiden tüm dünyanın yararlanacağı buluşların merkez üssü olmak için Mersin’ in fazlası var eksiği yok.

Dışa bağımlı Türkiye’den dünyaya ucuz, temiz ve sınırsız enerji teknolojileri satan bir Türkiye’ ye… Böylesi bir değişim ve dönüşümü sağlayan Mersin, diğer dinamiklerin de katkısıyla tüm dünyanın parmak ısırdığı örnek bir kent olacaktır.

İhtiyacımız olan tek şey vizyon sahibi liderlerle, bu uzun soluklu yarışı sürdürecek inançlı bir kadronun projelerini sabırla hayata geçirecek dinamikler…

21. yüzyılın refah ülkesinin güneşi, kaybolan yıllarının acısıyla ayağa kalkıp koşmaya başlayan Mersin’den doğacaktır, çok değil 10 yıl sonrasının bu her yönüyle zengin kentini dünya gözüyle görme, havasını soluma dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s