Kentlerin tanıtımında görsel kimliğin önemi…

Görsel kimlik tasarımıyla, iletişimin gücünü kullanılarak zihinlerde oluşturulması istenen imgeleri ve izlenimleri oluşturmayı amaçlanmakta günümüzde.

Kurum ve marka görsel kimliği tasarımı olarak görülen bu türden çalışmalar, zaman içinde kurumları aşarak, artık kentler, bölgeler için de uygulanır hale geldi.

Böylece, kent görsel kimliği tasarımı çalışmaları gelişmiş ve marka kent yönelimine uzanan çizgide ilerledi. Kent görsel kimliği, başta mimarlık olmak üzere, şehir planlama, kültür bilim, grafik tasarım ve iletişim disiplinlerinin farklı yaklaşımları söz konusu olabiliyor. Burada kent görsel kimliğinin iki boyutunun; fiziksel ve grafik görsel kimliklerin kent paydaşına sunulması önemli.

Yerel yönetimlerin kent görsel kimliği tasarımındaki rolü yerel yöneticilerin bu konuda çok yönlü bilgi ve deneyim sahibi olup olmamalarına bağlıdır biraz da…

O nedenle yanıtı aranması gereken soru yerel yöneticiler başta olmak üzere tüm dinamiklerin böylesi bir kent görsel kimliğine yönelik algılamalarına, konu hakkında düşünce sahibi olmalarından işin gereğine olan inançlarına kadar çeşitli etmenlere ne ölçüde ilgi duyduklarıyla ilgili.

Aslında mesele gelip şurada düğümleniyor: Türkiye’ de bırakın büyük metropolleri küçük kasabaların bile iyi kötü görsel kimliğini tanımladığına inanılan logoları var. O zaman neden kimi kentler o logo ile sembolleştirilen görsel kimliklerini içine sindiriyor da, kimisi farkına bile varmıyor?

Konu, Türkiye’ de yaşanan baş döndürücü değişimle de ilgili ve neresinden bakılırsa bakılsın önemli.

Özellikle büyük kentlerimiz hızlı bir değişim, devinim içindeler. Bırakın yüz yılı, son otuz hatta yirmi yılda bile tüm siluetleri, dinamikleri, öncelikleri, yaşam alanları farklılaşan, bu değişim dalgasıyla sosyal ve kültürel dokuları, demografik ve ekonomik boyutları yanında fiziksel yaşam mekânları da alt üst oluştan nasibini alan eski zenginlikler yerine yepyeni dinamikleri keşfeden kentler söz konusu…

Kentleri sarmalayan göç dalgaları bir yandan değişim ve dönüşümü sancılı hale getirmekte. Bu açıdan bakıldığında demografik açıdan gelişseler de, fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlara cevap verilemeyen ve çözümün zorlaştığı farklı sorunları olan kentlerle karşı karşıyayız. İhtiyaçları karşılanamayan bireyler ise kendilerini bu kentlerin parçası olarak görmektense, aidiyet duygularının zayıfladığı, yaşadığı kenti sahiplenmeyen, hiçbir sorumluluk duymayan bireyler haline gelmekte.

İşte burada kentlilik bilincinin oluşması önem kazanıyor ve bu bilincin güçlenmesinde kent görsel kimliğini benimseme, sahiplenme duygusu çok önemli.

**

Anadolu’ daki büyük savrulmalar yanında dünyadaki baş döndüren değişim süreci de kentleri yeni kimlik arayışlarına, yeni kent dinamiklerine uygun sürecin gerektirdiği yeni görsel kimliklere zorlamakta…

Çoğu dünya kenti kısa zaman öncesindeki konumunda değil.

Sanayileriyle ünlenen kentlerde süreç içinde turizmin, tarım ağırlıklı kentlerde ise ticaretin öne çıktığı değişime sıkça tanık oluyoruz.

Yıllar önce geyik avının en önemli etkinlik olduğu bir kenti sembolize eden bir çift boynuzun bugün aynı kentin uluslar arası fuarla öne çıkması durumunda kenti ne ölçüde sembolize edeceği sorgulanması gereken ciddi bir sorun aslında.

Ve verdiğim örnekten de anlaşılacağı gibi sorun yeni yeni kentleşmeye ve yeni kimliğini aramaya çalışan Anadolu’ ya özgü bir mevzu değil, sanayi ötesi evreye savrulmakta olan tüm dünyanın konuştuğu hayli ilginç ama bir o kadar da farklı gündem maddesi…

Örneğin yıllarca dünya otomotivinin başkenti konumundaki Detroit’ in yüzyıllık öyküsü hayli trajik biçimde sona ermekte. Bu durumda kentin yeni konumuna uygun strateji geliştirirken, bugününü ve daha da önemlisi geleceğini simgeleyecek yeni görsel kimlik arayışına girmesi doğal değil mi?

Yüzyıldır slogan olarak kendisine “motown -Motor kenti-“ rumuzunu seçen, logosunun siluetine fabrika bacalarını gururla yerleştiren kentin zaman içinde savrulduğu ve bugün içinde bulunduğu yeni durum, “o eski çamların bardak olduğunu” ne de güzel anlatmakta.

Veya bizden bir örnek vereyim: Bir zamanlar Diyarbakır’ la özdeşleştirilen ve logo olarak her yerde kullanılan karpuz, bugünün ve geleceğin Diyarbakır’ ın görsel kimliğini tanımlamakta yeterli mi?

Tek başına fıstık günümüzün Antep’ ini tanımlamaya yeter mi?

O kadar çok örnek ve bunlardan yola çıkarak sorulacak soru var ki?

Ama ben bu konuda çok önemsediğim bir projeden, İzmir’e görsel kimlik oluşturma arayışlarından söz etmek istiyorum.

Ve tabii İzmir’ den yola çıkarak Mersin’ in yapacakları, yapması gerekenlere değinmem gerekiyor. 2013 Akdeniz Oyunları özelinde kent dinamiklerinden habersiz sihirbaz hızıyla birilerinin çiziktirip önümüze koyduğu talihsiz logo çalışmasından yola çıkarak Mersin özelinde, 2013’ teki uluslararası ilk deneyim ışığında yaşananlara, yaşanacaklara…

Doğru ve telafisi neredeyse olanaksız yanlışlara düşmeme adına yapılması gerekenleri düşünmekte yarar olduğuna inanıyorum.

Bir başka yazıda da bunlara değinmek umuduyla…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s