Türkçe konuşamayanlara gerçekten hoşgörülü müydük? -2-

Arapça konuşan ‘fellahlardan’ Hars Komiteleri eliyle “Eti Türk’ ü” yaratma projesi 1935’ ten itibaren adım adım uygulamaya koyulur.

Şu cümleler Temmuz 1931 tarihli Yeni Mersin gazetesinden:

“Postanede bir Arabın yüksek sesle Arapça konuştuğunu işittim. Başımı çevirdiğimde adamın telefonda Arapça muhabere ettiğini görünce o kadar müteessir oldum ki. Türkün ekmeği ile karnı doyan birinin Resmi Dairede Türkçeden başka lisanla görüşmesine, görüştürülmesine hayret etmemek mümkün mü?

Bu müessif hale çarşıda, pazarda da çok tesadüf edilmektedir. Resmi, umumi mahallerde Türkçeden başka lisanlarla konuşanlardan ağır ceza almak çok doğru, milli ve vicdani bir harekettir. Alakadar zevat (yetkililer) niçin lakayt davranıyor?” 

Elimde o günlere ait gazetelerde yer alan benzer o kadar örnek var ki, uzatmanın âlemi yok. Dönem gereği “alakadar zevata, ağır cezaların varlığını ve cezaları uygulamanın nasıl bir milli hareket olacağını” anımsatmanın, kısaca var olan cezaları uygulamakta tereddüt eden görevlileri göreve çağırmanın o günlerde ne anlama geldiğini bilen bilir, benim burada yeniden hatırlatmamın ne anlamı ne de yararı var.

Arapça konuşanlara yönelik uygulamalar bundan mı ibaretti?

Elbette hayır. Tek parti döneminin her alanda faaliyet gösteren Halkevleri desteğiyle Valinin başkanlığında kurulan Vilayet Hars Komiteleri var bir de…

Devlet geçmişin ‘Fellahları’ olarak tanımlanan, Arapça konuşan kimi vatandaşlarını ‘Eti Türk’ ü’ olduklarına inandırmak, bilmedikleri o ana!  dillerini yani Türkçeyi ne pahasına olursa olsun öğretmek üzere Mersin ve Tarsus’ ta “Hars Komiteleri” adı verilen yapılanmalarla özel programları uygulamaya geçtiler.

O Hars Komitelerinin çalışmaları sonucu elde edilen başarıları da sıralamakta yarar var:

Mersin ve Tarsus’ ta oluşturulan Hars komiteleri 16 maddelik bir plana yoğunlaşır.

-Örneğin Mersin’ de, Nusayrîlerin oturduğu Bahçe, Kiremithane gibi mahalleler yanında, Kazanlı, Kelahmet, Deli Minnet, Çatalkili köyleriyle, Tarsus’ ta yoğun olarak yaşadıkları mahallelerde ilkokul binaları inşa ettirilerek eğitim-öğretim hizmetine açılır.

-Mersin’deki Isıyuva adlı çocuk yuvasına ücretleri devlet tarafından ödenmek suretiyle Nusayri ailelerin çocuk kaydedilir, çocukların burada aldıkları eğitim, öğretimin etkisiyle sosyal çevrelerine çabuk uyum göstermesi hedeflenir.

-Devlet bu bölgede sosyokültürel bağların evlilik kurumuyla da geliştirilmesini sağlayabilmek için Nusayrî vatandaşları ile diğer vatandaşların gerçekleştirecekleri evlilikleri teşvik etmek amacıyla, bu türden evlilik yapacak olanlara nakdî yardımda bulunulur.

-Nusayrîlerin yoğun olduğu köy ve mahalle okullarına millî türküler içeren plaklar ve gramofonlar hediye edilir.

-Nusayrîlerin işçi olarak toplu çalıştıkları fabrikalarla birlikte okullarda gerek kendi aralarında ve gerek diğer kişilerle Türkçe dışında konuşmamaları hususunda yetkililerin dikkati çekilir.

1937 yılında Behçet Kemal Çağlar’ ın Halkevi Müfettişi sıfatıyla Mersin ve Tarsus’ u ziyareti anısına kaleme aldığı iki şiir aslında o dönemi ve Tek Parti idaresinin günümüzde ‘Arap Alevisi’ olarak ta tanımlanan Nusayrilere bakışını yeterince anlatmaktadır. “Eti Türk’ ü olduklarına inandığı ve inandırmaya çalıştığı insanlara şiirlerin kimi bölümlerinde şöyle seslenir Çağlar:

“Etili gel öğren ana dilini

Türklük dünyaya tam birlik göstersin.

Etili kayıpken bulduğum kardeş,

İnan ki bendensin, benimsin, bensin”

Tarsus’ a ithaf ettiği şiire daha da etkin biçimde yansıtır ruh halini:

“Her yerde Türk dilini işitsin kulaklarım

Kaygısı, faydası bir, dileği duygusu bir

İnsanların dilinde ayrılık ne demektir!

Gafletten silkinmenin sırasıdır Etili!

Boynuna borç, tezelden öğrenmek ana dili!

Budur yurtseverliğin ilk izi, ilk hedefi

Türk ki bu dünyanın en bulunmaz şerefi

Hücceti dolduracak kendi gayretin kendin;

‘Kaç kişiye öğrettin ve kaç ayda öğrendin!’

Kafamız ve gönlümüz bağlı ise tek inana

Ne demektir ayrılık bugün mezhepten yana!

Bu köhne sınırları yıkmaya taşmak gerek

Kaynaşmak gerek Tarsus, Tarsus kaynaşmak gerek”

Şinasi Develi, geçmişi farklı olarak hatırlayabilir. Ruhunu dinginleştirecekse ne beni ne de başkasını ilgilendiren bir sorun da yok ortada…

Gelin görün ki 1930’ lar gazete köşelerinden fışkıran nefret dolu yazılarla öylesine kirletilmişti ki, bugünün penceresinden bakıldığında anlatmaya hicap duyar insan.

O örneklerle devam edecek yazım…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s