Adana-Mersin’in ortak kaderi… Çukurova Kalkınma Ajansının rolü…

Koşullar bazen birbirine rakip kişileri, kurumları, kentleri ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Mersin ve Adana’ nın durumu da böyle.

1967’de Çukurova Radyosunu hangi kent alacak tartışmasının iki ili neredeyse kan davasına sürüklediğini hatırlayan bile yok.

Son üç yılda hararetlenen “Adana’daki Şakirpaşa dururken yenisine ne gerek var?” sorularına da artık fazla ilgi duyan yok.

Yapılacak Uluslararası Hava Limanının sadece iki kente değil, tüm bölgeye hatta Doğu Akdeniz havzasında yer alan ülkelere hizmet vereceği ve dünyaya bağlayacağı gerçeğini herkes kavramış durumda.

İki yıl içinde tamamlanacak, otoban bağlantısı yanında iki kent yolcusuna demiryoluyla da hizmet verecek olan bu liman, en büyük gövdeli uçakların inmesine uygun pistleri ve 30 milyon yolcu kapasitesiyle tam bir çekim merkezi olacak.

Hızlı tren bağlantısı sayesinde zaten aralarındaki mesafe daha da kısalacak Adana-Mersin havalimanı sayesinde artık iki yakalı metropolün iki semti haline gelecek.

Yıllardır iki kenti en sağlıklı biçimde birleştirmeye çalışan otobanın ardından bu havalimanının artık kaçınılmaz kılacağı ve zorunluluk haline getireceği hızlı trenle getireceği katkı yadsınamaz.

Havalimanının yanında doğacak lojistik üsleri, soğuk hava depolama alanları, tüm bölgeyi kucaklayacak uluslararası fuar bölgesi, denize kadar ulaşacak nitelikli serbest bölge ve elbette Dünya Ticaret Merkeziyle söz konusu cazibe merkezinin 10 yıl sonrasını hayal edin.

Mersin limanına eklenecek HUB Konteyner terminal limanı, Yenice tren bağlantılı lojistik köyü, Mersin ve Adana lojistik üsleri…

İşte 21. Yüzyılın lider ülkesinin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz liderliğini pekiştirecek konjonktüre uygun yeni Çukurova Metropolü böyle doğacak.

İstanbul-İzmit ekseninde gelişip büyüyen ve artık tıkanan Marmara projesi 20.yüzyıla aitti, şimdi önümüzde Adana-Mersin eksenli 21. Yüzyıl rüyası var.

Elbette bu rüya sadece lojistikten oluşmuyor.

Adana-Mersin’ in yer aldığı ve İspanya’ya kadar uzanan iklim kuşağı önümüzdeki yıllarda küresel ısınmanın yaratacağı pek çok sorunla başa çıkmak zorunda.

İspanya bu konuda şimdiden çoğu üründe havlu atmış durumda. Son yıllarda Barselona’nın su ihtiyacını Marsilya’dan gemilerle sağlamaya çalışması, Murcia bölgesindeki narenciye vahasının kurumaya başlaması, rakiplerimizi nasıl bir geleceğin beklediğini ortaya koymakta.

Oysa Adana ve Mersin Toroslardan beslenen ve dünyadaki örnekleriyle kıyaslanmayacak kadar yüksek debilerle çok kısa mesafede denize ulaşan dört önemli ırmağın zenginliğine sahip.

Adana’ nın doğusundaki Ceyhan’dan, Mersin’in batısındaki Göksu’ya ve elbette Adana’yı var eden Seyhan ile Tarsus’un Berdan’ı…

Sadece Berdan’ ın yılda Akdeniz’ e akıttığı 1 milyar 150 milyon m3 suyun henüz daha 150 milyon m3’ ünden yararlandığımızı ve yapılacak barajlarla yakın zamanda çevresindeki tüm toprakları sulayacak duruma geleceğini bir hayal edin.

Ceyhan’dan başlayarak Adana-Tarsus ve Mersin’i de içine alarak Silifke’ye kadar uzanan ve Çukurova Metropolünün doğal sınırlarını da çizen bu vaha sadece narenciyenin değil, tüm sübtropikal meyvelerinin yetişeceği ve dünyaya ihraç edileceği en yüksek potansiyele sahip vahasıdır ve Toroslardan beslenen dört nehir sayesinde geleceğin yaşanabilir en önemli bölgelerinden biri olma özelliğini sürdürecektir.

Çukurova Metropolü sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun değil, yakın zamanda Kuzey Irak’ ın da dünyaya açılan kapısı konumuna gelecektir.

Kazanlı-Seyhan turizm projesi bile Adana-Mersin’i kaderin nasıl ayrılmaz biçimde birleştirdiğini ortaya koyması bakımından ilginçtir.

Kazanlı’dan başlayarak kıyı boyunca Tarsus, Karataş’ı içine alacak ve orta vadede Yumurtalık’ a kadar uzanacak 100 km’ yi aşan bir sahilden ve bu sahilde doğacak yeni turizm bölgesi tıkanmış olan Antalya’ya ülkenin sunacağı tek alternatif  olarak iki kentin bir başka ortak potansiyelini ortaya koymakta.

Yakın zamanda gerçekleşmemesi için hiçbir neden olmayan tüm projeler ortaya koyuyor ki, Adana-Mersin ortak bir geleceğin eşiğinde.

Bu ise iki kentin kaçınılmaz biçimde yüz binlik planlarının ortaklaşa ele alınmasını gerekli kılıyor.

Arıtma tesislerinden, tarım alanlarına, sulama projelerinden korunması gereken havzalara, ulaşımdan lojistik üslere kadar bölgenin her noktasını ortak değerlendirmek, hedefe tek yürek koşmak zorundayız.

Çukurova Kalkınma Ajansı yeni bir anlayışla ve geleceğin bize sunduğu fırsatları değerlendirme bakımından çok önemli işlevlere sahip kılınabilir.

Tarih hiç bir dönemde iki kente böylesine şans tanımamıştı.

Şimdi bir rüyayı gerçek kılmamın eşiğindeyiz.

Ya başaracağız, ya da on yıllar boyunca dövünüp duracağız.

Yol belli, hedef belli…

Şimdi iki kent için de yola koyulmanın zamanıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s