Büyükşehir yasasıyla yeni bir dönem başlayacak…

Osmanlı’nın eyaletten vilayet sistemine geçtiği 1864’ ten Cumhuriyetin ilk 60 yılı da dahil 1984 yılına kadar Belediyelerle ilgili çok radikal değişiklikler yaşanmadı.

Ancak 1984’ te Özal’ la başlayan değişim süreci, Türkiye’nin de hızlı kentleşme arayışlarıyla kesişince yasal düzenlemeler eşliğinde bazen takipte bile zorlandığımız baş döndüren ve günümüzde de devam eden farklı bir dönem başladı.

Çok gerilere gitmeyeceğim. 750 bin nüfus kriteri getirilen Belediyelerin Büyükşehir adıyla farklı statüye kavuşturulmaları…

Ardından adına pergel yasası dediğimiz düzenlemeyle 2004’ te Büyükşehirlerin nüfus büyüklüklerine göre sınırlarının yeniden belirlenmesi ve sınırlar içinde kalan kimi Belediyelerin kapatılması, kapatılmayanların da Büyükşehir çatısı altına alınması…

Nüfusu 5 milyondan yukarı olanlarda herhangi bir sınırlama olmaksızın tüm il sınırları içinde kalan yerleşimler Büyükşehir’ e bağlanıyordu. Tanımın adı koyulmasa da İstanbul için yapıldığı açıktı.

Pergel yasası 5 milyon ve daha az nüfuslu Büyükşehir Belediyelerinde etkili oldu.

Örneğin nüfusu 5 milyona kadar olan Büyükşehirler Valilik binası merkez kabul edilmek kaydıyla 50, 2 milyona kadar olanlarda 30, diğerlerinde ise 25 km yarıçap içinde kalan her yer Büyükşehir Belediye sınırları içine alınıyordu.

Tanımla sadece İstanbul değil, 25 km lik yarıçapı komşusu İstanbul’ a dayanan Kocaeli’ de Büyükşehir sınırları Mülki idare sınırlarıyla belirlenen iki ilden biri oldu.

Buna karşın Ankara ve İzmir dâhil geriye kalanlar, 25-50 km arasında değişen yarıçap içindeki sınırlara sahip diğer Büyükşehir Belediyeleri olarak yeni tanım çerçevesinde hizmet vermeye çalıştılar.

Şimdi bu yasa da değişiyor.

Yarıçap komedisi sona erecek ve yerine tıpkı İstanbul, Kocaeli’ nde olduğu gibi il sınırlarının Büyükşehir Belediye sınırları olarak kabul edileceği yeni bir dönem başlayacak.

Tanım il sınırı olunca mevcut 16 Büyükşehir’ e ilaveten il nüfusu 750 bini aşan 13 Belediye de ilk yerel seçime Büyükşehir statüsüyle girecek.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ciddi yerel yönetim düzenlemesine hazırlanırken neredeyse hepimizi doğrudan etkileyecek böylesine hayati, radikal değişimin ne kadar farkındayız?

Korkarım ki, bırakın sokaktaki vatandaşı konuya kafa yorması, tartışması, görüş açıklaması gereken Sivil Toplum Örgütlerimiz de farkında değil yakın zamanda karşılaşacağımız tablonun…

Bunu olumlu veya olumsuz anlamda söylemiyorum. Sonuçta hangi yasal düzenlemeyi yaparsanız yapın, Türkiye’ de her şey uygulamayla şekilleniyor ve ortaya çıkan tablo ancak ondan sonra değerlendirilebiliyor.

Örneğin Büyükşehir Belediye sınırlarının Mülki İdare Sınırı olarak tanımlanmasıyla ve o sınırlar içinde kalan her noktaya hizmetin Belediyelerce götürülecek olmasıyla İl Genel Meclislerinin, Özel İdarelerinin fonksiyonu da sona erecek, büyük olasılıkla da tarihe karışacaklar.

Bu durumda köylere hizmet ve benzeri alanlarda maddi kaynakları ortadan kalkacak olan Valilerin sadece Merkezi idarenin il içindeki dairelerin hizmet koordinasyonundan ibaret konumları da tartışmalı hale gelmeyecek mi?

2004’ te yerel yönetim yasası Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edilmese güvenlik ve adalet dışında tüm yetkilerini merkezden yerele devretmeye niyetli AK Parti bugün o değişim dalgasının neresinde duruyor?

Sporundan tarımına, eğitiminden sağlığına, ulaşımından turizmine akla gelen gelmeyen nice içinden çıkılmaz hale gelinmiş köhne bürokratik yapıyla bu ülke daha ne kadar yönetilebilir?

Daha da önemlisi yönetilebilir mi?

Tüm bu sorular tartışılmadan yerel yönetimlerle ilgili atılacak adımların hangi derde derman olacağını sağduyuyla ve bugüne kadar yeterince yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız cephelere sapmadan tüm yönleriyle konuşmak, tartışmak zorundayız. Hem de havanda su dövme anlamında değil çözüm önerileriyle birlikte…

Bakıyorum da birilerinin bizden habersiz kapalı kapılar ardında pişirdiği ve yakın zamanda kucağımızda bulacağımız, köylüsünden kentlisine emekçisinden işverenine hepimizin günlük hayatını etkileyecek bir yasa hazırlığı var ama konuştukları vakit mangalda kül bırakmayan nice sivil toplum örgütünden ne ses var ne nefes…

Yerel kurumlarımız şöyle dursun Bakanlıkların bile yaşanması kaçınılmaz süreçten habersiz olduğunu vereceğim tek örnek anlatmaya yeter:

Yaklaşık 10 yıldır Mersin 1/100 binlik çevre planı konusuyla yatıp kalkıyor. Kentin geleceğini belirleyecek, kaderini çizecek planla ilgili yaşanan süreci anlatacak değilim. Adana kendi başına yapacak diye Mersin’ e ne ilgisi varsa Karaman’ ın partner seçildiği, Ankara’ da ihale edilip birilerinin harita üzerinde 21.yüzyıl Mersin’ ini şekillendirmeye kalktığı, itirazlarla durmadan yapılıp, bozulan her seferinde yüzlerce milyarın sokağa atıldığı çalışma bugün hangi aşamada dersiniz?

Anlatayım: Daha ilk gün birilerine ihale edilen planın ölü doğduğunu, hiçbir benzer yanı olmayan Mersin-Karaman çalışmasının çöpe gideceğini karınca kararınca fırsat bulduğum her platformda dile getirdim. Sonunda dediğim çıktı ama onca para harcandıktan, Basra harap olduktan sonra…

Bugünlerde Adana-Mersin ortak planının yapılacağı açıklandı ya yerel STK’ larımızda bir sevinç bir sevinç ki değmeyin gitsin…

Mersin-Adana’ nın iki il değil, tek metropolün iki semti haline geldiğini yıllardır ve her gündeme gelen projeyi de ortak metropol vizyonuyla görmeye çalışan biri olarak en çok beni heyecanlandırır iki kentin 100 binlik çevre planını birlikte yapması…

Gelin görün ki, Büyükşehir Belediyeleriyle ilgili yakında ortaya çıkacak yeni yasa ve düzenleme Mersin-Adana ortak planını boşa çıkaracak.

Çünkü Büyükşehir sınırları Mülki İdare sınırı olan illerde çevre planını yapmayı Bakanlığa değil Büyükşehir Belediyesine bırakıyor düzenleme…

Kısaca bugünlerde çoğumuzu heyecanlandıran ve Bakanlıkça yapılacak çalışma belki daha ihale edilirken boşa çıkacak.

Çaresi yok mu? Elbette var. Kaderleri ortak Mersin-Adana yanında birlikte yapılması daha akılcı olacak iller belirlenir ve çıkarılacak yasaya bu konuda madde eklenir.

Tabii iki il Büyükşehir Belediyelerinin ortaklaşa yapacağı bu çok önemli çalışmanın esasları da baştan ortaya koyularak.

Öneri benimkisi… İyi de bu veya daha mantıklı öneri üzerinde çalışmak gerekmiyor mu?

Yasanın hazırlanması sırasında uyarmasak üç gün sonra geçersiz kalması kaçınılmaz üstelik kim tarafından nasıl yapılacağı da henüz belli olmayan planla ilgili alkış tutmaktan öte yapacak ciddi işler var.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s