Hafta sonu işkenceleri, Karayolları Mersin’e düşman mı?

Genel Müdürlüğün kurulduğu 1950’den beri Mersin’de faaliyet gösteren 5.bölge Müdürlüğünün kurumsal kimliğiyle, kendisini elli yılı aşkın zamandır bağrında misafir eden bir kente düşman olması mümkün mü?

Elbette değil…

Kaldı ki, hiçbir kurumun bırakın kenti başka kuruma hatta şahsa düşmanlığı söz konusu olamaz.

Ama son zamanlarda öylesine olaylara, benim gibi binlerce hatta doğrudan etkilenenleri hesaba katarsak milyonlarca insanın ortak kanaati Karayollarının Mersin’e bakışında ciddi sorunların var olduğu…

Sonuçta o bakış; bu kentin turizmine, bu alanda yatırım yapmış kadersiz insanına darbe olarak yansıyor.

Hafta sonu kazara Mersin’e yolu düşen insanlar açısından eğlenmenin insanı çileden çıkaran, isyan ettiren işkenceye evrildiğini ve buna isyan etmesi gerekenlerin kuzuların sessizliği içinde sadece izlediklerini gördükçe, “hayır diyorum, bu işin içinde bir iş var, kurum olarak Karayolları bu kadar fütursuz, kentin onca dinamiği, sivil toplum örgütü böylesine duyarsız olamaz”

Karayollarının üzerine farz olmayan kent içi GMK bulvarını durmadan bozup yapması, her iki üç yılda bir asfalt üzerine asfalt çakması değil derdim.

Onu daha önce kaleme aldım. Gerisi yetkililerin ve o yetkilileri denetlemekle yükümlü olanların, daha da önemlisi 21. Yüzyılın en güçlü hesap sorma dinamiği olması gereken sivil örgütlerin işi…

Onlar seslerini çıkarmıyorsa benim tek başıma çıkıp, saçmalıklara karşı savaş ilan edecek halim yok ki.

Hatta içimden bir ses, Timurlenk ile Nasrettin Hoca arasında geçtiği söylenen “fil hikayesini” fısıldayıp duruyor. Ayıp olmasa o muzır sese uyup, az bile yapıyorsunuz hazır eliniz değmişken daha birkaç ay önce milyonlarca dolar harcanıp Büyükşehir Belediyesince yeniden düzenlenen GMK bulvarını kaldırımlarıyla sil baştan Karayolları müteahhitleri eliyle yıkın, yok edin diyeceğim.

Henüz kentin batı girişine gereksiz yere milyonlarca lirayı sokağa savurma mantıksızlığının şokunu atlatmamışken hafta sonu yeni şoka uyandı Mersin…

Yıllardır Taşucu-Anamur arasındaki Akdeniz Bölünmüş Yolu projesini kaynak yetersizliği nedeniyle her yıl birkaç yıl sonrasına öteleyip duran Karayolları bunu ödenek yokluğuna bağlarken, Suriye kaosu nedeniyle zaten nefes almakta zorlanan Mersin turizmine bakın nasıl darbe vuruyor:

Silifke-Mersin arasındaki bölünmüş yolu, başka zaman kalmamış gibi turizmin en yoğun yaşandığı özellikle de Adana, Gaziantep’ ten en fazla insanın geldiği şu günlerde tamir etmeye kalkıyor. Yolun gerçekten bakıma ihtiyacı var mı, yok mu?

O soru beni veya aracıyla Pazar akşamı geldiği Adana, Gaziantep’e dönmeye çalışan insanı ilgilendirmiyor. İlgilendiren yanı, yarım saatlik Kızkalesi, Mersin arasındaki mesafenin bakıma alınan yolun tek şeride düşürülmesi nedeniyle hafta sonları ve sıcağın zaten insanı çıldırttığı şu dönemde üç saate çıkması.

Adam 330 km lik Antep-Mersin arasını iki saatte alıyor ama Kızkalesi-Mersin arasında kalan 10 km lik mesafeyi 3 saatlik işkenceyle, arabanın içinde çıldırarak geçiriyor.

Tamam, Mersin’in sahibi yok. Olsaydı Silifke-Mersin arasındaki 5 kavşağı trafik ekipleri en azından Pazar akşamları birkaç saatliğine yönetir, dönüş yolculuğundaki binlerce insana bu kent adına en azından duyarlılık adına hizmeti çok görmezdi.

Ondan geçtik artık, çünkü bürokrasinin 50,70, 90 hız limitlerinin birbirine girdiği, içinden çıkmanın bulmacadan zor olduğu, hangi hızın nerede geçerli olduğunu hiç kimsenin bilemediği yollarda tuzaktan beter radar ölçümleriyle ceza kesme dışında böylesine netameli konularla uğraşma derdi yok.

Ama Karayollarının son yaptığı gerçekten zaten kanamakta olan yaraya tuz basmadır ve tek kelimeyle kentin ekonomisine, turizmine indirilmiş darbeden başka adı yoktur.

Taşucu-Anamur arasına para bulamayan kurumun, tıkır tıkır işleyen Mersin-Silifke yolunu turizmin en canlı olduğu günlerde onarma adı altında tek şeride indirip neredeyse kapatmak hangi mantığın ürünüyse bir an önce birileri müdahale edip uyarmalıdır birilerini…

Ayıp denen bir şey var…

Tamam, halk umurunuzda değil, tamam kentin gerçekten sahibi yok.

Ama hiçbir şey kentin kaderiyle oynama hakkını vermez kimseye…

Hadi kafanıza koymuşsunuz, gerekçeniz de hazırdır yola milyonlar döküp yarattığınız eserinize bakacaksınız. Asıl yapmanız gerekeni; Anamur yoluna ayrılması gereken kıt kaynakları oraya yönlendirme yerine yeterince iyi durumdaki yola akıtacaksınız.

Bari bunu daha uygun bir zamanda gerçekleştirin.

Nisan, Mayısta neden işe koyulmadınız? Hadi o zaman yapmadınız, günler çuvala mı girdi… Ekim ayında yapın, kasımda yapın…

Hayır hikmetinden sual olunmaz bürokrasi bu, en olmaz zamanda çalar kapınızı…

Kenti umursamaz, yatırımcıyı düşünmez bürokrasi böyle de, ona tepki vermesi, “artık yeter, durun” demesi gerekenler çok mu duyarlı böylesi can alıcı konuda?

Mersin’in onca sivil toplum örgütü, odası, derneği, federasyonu, büyük büyük konularda mangallarda kül bırakmayan isimleri, cisimleri neredesiniz?

Geldiyseniz kapılara üç kere vurun, sizden umudu kestim ruhunuzun varlığını hissederim belki…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s