1931′ de o kafataslarını neden topladınız?

Tartışmayı biliyorsunuz.

Ermeni soykırımının tezgahtarlarından Talat Paşa adına kurdukları dernekte Rauf Denktaş’ tan Doğu Perinçek’ e pek çok ismi toplayan anlayışın Türkiye temsilcilerinden Mümtaz Soysal’ ın kurduğu TCP’ nin genel başkan yardımcısı iken CHP’ ye sıçrayan Birgül Ayman Güler’in Meclisteki sözleri…

Mahmut Esat Bozkurt döneminden beri belki de ilk kez bu kadar açık sözlerle dile getirdi Türklerle Kürtlerin eşit olmadığını…

Sadece o da değil… Günler öncesinden hazırlanmış ve akademisyen titizliğiyle oya! gibi işlenmiş o konuşmada pek üzerinde durulmayan çok daha vahim tehditler de vardı:

“Bundan sonra meşru müdafaa için saldırıdayız”

Tehdide karşı bir Allahın kulu çıkıp ta “hanımefendi kimlere karşı ve hangi silahlarla saldıracaksınız” sorusunu sormadı. Sormayınca da gariban biri etse, savcıların karşısına kelepçeli çıkaracak böylesine tüyler ürpertici cümle güme gitti.

Ali Bayramoğlu’ nun köşesinde sorduğu “Süheyl Batum, dönemin YARSAV Başkanı keza… Bu isimler ulusal kanadı, hatta Ergenekon ruhunu temsilen milletvekili yapılmadılar mı, CHP yönetimi tarafından?” sorusu aslında yeterince anlatıyor çok şeyi.

Bal gibi ırkçılık kokan o sözler ve tehditler yeterince değerlendirildi, tartışıldı. Hatta Güler, Batum ve Emine Tarhan’ ı Meclise taşıyıp partinin en önemli noktalarına getiren Kılıçdaroğlu’ nun çıkıp CHP’ yi zora sokan konuşma nedeniyle disiplin mekanizmasını çalıştıracağı bile kimi saf arkadaşlarca iddia bile edildi.

Allahtan Meclisteki grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, bırakın cezalandırmayı, sadece üsluba dikkat edilmesi uyarısıyla yetindi ve siyaset yapanların Üniversitedeki gibi konuşmamaları gerektiğini söyledi.

Yani Güler Akademisyen olarak ırkçılığı yüceltebilirdi ama iş Meclis veya miting kürsüleri olunca daha usturuplu konuşulması gerekiyordu.

Hepsi bu mu?

Kılıçdaroğlu ayar çeken o konuşmasında çok önemli bir iddiada daha bulundu:

“Türkiye hiçbir zaman ırk ve kafatası esasına göre yönetilen bir ülke olmamıştır”

Açıkçası bütün tartışma içinde ne “ulusalcılıkla, sosyalist enternasyonali “bağdaştırması ne “Biz 90 yıl önce bu Cumhuriyeti kurduk… Hiçbir zaman kimseyi etnik kimlik ve inanç anlamında ötekileştirmedik” gibisinden söylemlerin hiç biri beni o kafatası konusu kadar düşündürmedi hatta eğlendirmedi.

Neden mi?

Tek bir örnek verip yorumu okuyana bırakacak ve kapatacağım konuyu.

Derdim aşağıda yer vereceğim gazete haberinin digital arşivlere geçmesi. Gün gelir çocuklarımız bu topraklarda bir zamanlar nelerin yaşandığını bilmeli.

Öğrenmeli ki, tatlı yalanlar üzerine oturtulan bir dönemin gerçek yüzüyle tanışsın gelecek nesiller…

Tarih 15 ikinci kânun (ocak) 1931, günlerden perşembe…

Mersin’ de yayın yapan MERSİN Gazetesinin 734. sayısının birinci sayfasında yer alan “Eski mezarlardan ölü kafası isteniyor” başlıklı haberin içeriği noktası virgülüne kadar aynen şöyleydi:

“İstanbul Darülfununda (Üniversitesinde) Antrapoloji Enstitüsü teşkil edilmiştir.

Enstitü Anadoluda yaşamış olan Türk ırkı hakkında kıhıf morfolojisi (kafatası biyolojisi) tetkikatına başlamıştır.

Vilayete gelen tahriratta Vilayet dahilinde, kaza ve köylerde mevcut metruk mezarlardan toplanacak en az on ölü kafasının doğruca Tıp Fakültesine gönderilmesi bildirilmiştir.

Vilayet makamı tebliğatı Belediyeye havale etmiştir.

Şehrimizden yakında bu kafaların İstanbul’a gönderileceği haber alınmıştır”

Neymiş?

1925’te açılan biyolojik-ırkçı bir “ilim yuvası” olan Türk antropoloji tetkikat merkezi 1931’den itibaren “enstitülüğe” dönüştürülünce kolları sıvar ve ilk iş olarak Valiliklere talimat yazıp sahipsiz mezarlardan belli sayıda kafataslarının toplanarak gönderilmesini talep eder.

Enstitüyü kimlerin kurduğunu, verilen görevi yazmaya gerek var mı?

Mersin’ in payına 10 kafatasının düştüğü ırkçılık araştırmasında iş bir süre sonra öylesi boyutlara ulaşacaktır ki, Mimar Sinan’ın mezarındaki kafatası bile ölçülecektir…

İddia odur ki, o dönem ülke çapında ölçülmek üzere tam 65 bin kafatası toplanıp getirilmiştir merkeze…

Valilere talimat verip kafatası isteyecek kadar cüretleşen kurumlar o cesareti durup dururken mi kazanmışlardı?

Kılıçdaroğlu geçmişe balıklama dalarken daha dikkatli olmalı.

Dönem her bilgiye herkesin rahatlıkla ulaştığı acımasız bilgi çağı…

Kendini akıllı, milleti sersem sananların defterleri çoktan kapandı.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s