27 Mayıs darbesi ve Mersin -11. ve son bölüm-

Gerektiğinde gözlerini kırpmadan halka yönelttikleri silahlarıyla muhalif saydıkları herkesin ensesinde boza pişiren darbecilere ses çıkaramayan pek çok kalem, yaklaşan seçimlerin sonuçlarını üç aşağı beş yukarı kestirdikleri için eleştiri oklarını düne kadar kurtarıcı diye neredeyse kutsadıkları CHP’ ye yöneltmekte ve en ağır ifadelerle yüklenmektedir.

3 Ekim 1961 günü bir kurultayını daha tamamlayan ve Kasım Gülek’ i “ya ben ya o” restiyle alt edebilen İnönü ve yeni yol arkadaşları üzerinden çok sert sözlerle eleştiren bir yazı daha yer alır Yeni Mersin’ de…

N.C rümuzuyla başköşede yayınlanan yazı, tek parti döneminde Mersinde yaşanan “Aslanköy faciası” başta olmak üzere yaşananları hatırlatmaktadır.

“CHP’ nin seçim tavizlerine kafamız ve karnımız toktur” başlığının altında şu cümleler yer alır:

“Bülent Ecevit güçsüzlerin çırpınışı başlıklı uzun makalesinde AP’ nin seçim tavizlerinden dem vurmaktadır.

Doğrusu şaşılacak şeydir. Ecevit bu yazıyı CHP’ nin seçim programındaki cennetten haber veren umdelerini okumadan kaleme almış olsa gerek. Çünkü CHP’ nin en çok övündüğü devirlerde (1938-50 yılları) bırakın köylüye su, köylüye yol, köylüye ucuz giyecek temin etmek en ucuz bir lokmayı bile esirgemiştir. En büyük ve en hatırlı tanıdıklarınızın yüzü suyu hürmetine söyleyiniz: Köylüye refahı CHP’ mi getirecektir? Bütün dünyada angaryacılık kaldırıldığı halde CHP’ nin memleketi idare ettiği günlerde imece, ırgat ve angarya tabir edilen bir yığın metodu tatbik eden eşi menendi bulunmaz bir teşekküldür.

CHP ismiyle güler yüzlü idareyi yan yana düşünenlere şeytanlar bile güler. Kaldı ki melekler bile en halis niyetlerine rağmen ciddiyetlerini bozarak tebessüm ederler.

Bay Ecevit işte taviz budur. Fakat CHP’ nin dayak izleri İçel Vilayeti sınırları içinde bile bütün morluğu ile önemli yer tutar. Kaldı ki istediği muhtara rey verdiği için hapishaneye atılıp orada doğum yapan köy anası halen vilayetimiz hudutları içindedir. Hapishanede doğan, bir bakıma bedbaht bir bakıma bahtiyar kızımız da, HADİSE koyulan adıyla 14 yaşının üstüne doğru büyümektedir.

Efendim, CHP’ nin seçim beyannamesine dil uzatılmaz. Adalet Partisininki tezvir ve tavizdir. A.P. ye rey veren kandırılmış ve ahmak, CHP’ ye rey veren kâmildir.

Bu lafları kırk sene dinledik.

CHP’ nin seçim beyannamesi cennet diyarının kapısını müjdelese bile bizde ona taviz ve tezvir diyoruz.”

Kullanılan dili ağır bulanlar olabilir ama 27 Mayıs darbesinin ardından ülkede gittikçe yükselen tansiyonu yansıtması açısından yazı önemlidir ve eleştiriler bununla da sınırlı değildir.

Aynı gün ve aynı gazetenin birinci sayfasındaki bir başka köşede bu kez S.C rumuzu ile kaleme alınan hayli uzun makalenin özetleyeceğim bölümleri komşu kaleme rahmet okutacak cinstendir:

“Sayın seçmen,

Kısa zaman sonra seni büyük bir imtihan bekliyor. Bu imtihana şimdiden hazırlanın…

İçinde yaşadığımız şu günlerde bütün partiler hummalı şekilde çalışmaktadır. Bu çalışmaların hepsinden burada bahsetmek yersiz olur. Bazı partilerin çalışmalarını gördükten sonra edindiğim intibaları sizlere kısaca izah etmeye çalışacağım.

CHP’ nin bir toplantısında bulundum. Bir hatip çıktı, bir teranedir tutturdu: Yok efendim 27 sene iktidar tecrübesi görmüş, 10 sene muhalefet tecrübesi yapmış bir parti olduklarını tekrar tekrar söylemekle yüz kişiyi geçmeyen davetlilerin bile huzurunu kaçırdı. Efendim yani CHP zembille semadan inmiş bir melek, sütte leke var onlarda o bile yok. Bütün konuşmaları kurulu gramofon gibi dedikodu ve deryalar gibi vaatlerde bulunmak. Her sözlerinin sonunu paralardan Ata’ nın resmini çıkartan, Fevzi Çakmak’ ın ölümünde radyoda müzik çaldıran ve gemisini üç defa karaya oturtan Büyük şef, kaptan-ı derya İnönü ile bitirmeyi kendilerine prensip edinmişler.

Yok efendim “tarlaya su, işsizliğe son, kin yok kardeşlik var” gibi sözlerle bu milletin kutsal reylerini almaya hakkınız yok. Azizim CHP’liler, bu millet modası geçmiş bir hikâye veya masallarınızı çok dinledi, artık bir daha size hangi güvençle bağlansın da iktidarı sizin ellerinize bıraksın. Kin yok deyip duruyorsunuz fakat her konuşmanızın altında damarlarınızdaki kana bile sirayet eden kin ve intikam hırsınızı anlamak sizi dinleyenler tarafından kolayca fark ediliyor. Halbuki siz koltuk aşkıyla yanan ne söylediğini bilmeyen mecnundan farksızsınız.

İktidar denen gemi zorla da olsa, yani seçimi kaybetseniz bile sizin olacakmış. Ey CHP’liler bu büyük milletin kutsal reyleri sizin en modern silahlarınızdan, atom hidrojen bombasından daha etkilidir, bunu böylece kabul etmenizi isteriz.

Bu millet sizin laflarınıza kulaklarını tıkamış, sağduyusunu kullanmaya azmetmiştir.”

**

Böyle bir ortamda hazırlanır Mersin, darbenin ardından gelen ilk seçime…

“Ne kadar oy alırsanız alın, iktidarı DP’ nin kuyruğu olanlara vermeyiz” türünden kimi CHP’ lilerin aba altından sopa göstermeleri gerginliği daha da arttırır.

Seçime bir hafta kala 8 Ekim pazar günü Adalet Partisi genel başkan Gümüşpala’ nın da katıldığı bir mitingle gövde gösterisi yapar. 20 bin kişinin hıncahınç doldurduğu meydanda önce Orhan apaydın çıkar kürsüye: “CHP iktidarı 1950′ de kendi arzuları ile bıraktıklarını söylüyorlar, hayır arkadaşlar; bu doğru değil, onlar iktidardan halkın iradesiyle kovuldular” sözleri çılgınca alkışlanır.

Saat 16 gibi Gümüşpala’ yı taşıyan araba girer meydana. Havaya kaldırılan araçtan güç bela inen genel başkanın konuşacağı kürsüye ulaşması kendisini kucaklamak, dokunmak isteyenlerin yoğun ilgisi nedeniyle yarım saati bulur.

Gümüşpala önce Adalet Parti oylarını bölmeye çalışan Osman Bölükbaşı’ na yüklenir.

“Bölükbaşı gençliğinde fes giyermiş. İşte o günlerde fesini havaya atıp tabancasıyla fesi deler, bununla da övünürmüş. O günlerde attığı boşa gitmeyen Bölükbaşı’ nın şimdi attığı bütün kurşunlar havaya gidiyor” sözleriyle keyiflenen heyecanlı kitle;

“Sizlere kuyruk, düşük diyen insanlar şimdi sizleri badem şekeri gibi yalamaya çalışıyorlar” cümlesiyle yeri göğü inletir.

Seçime yaklaştıkça her türlü entrika, yalan haber, tezviratın gerginliği havayı daha sertleştirir.

en ilginç manipülasyonlardan biri yıllarca Demokrat Partiye omuz vermiş, partisi için fedai gibi Mersin’de mücadele etmiş Şakir Ağa (Son)’ nın (günümüzde Üniversitenin yer aldığı Çiftlik köyünde oldukça geniş arazileri ve muhiti olan bir isimdir Şakir Son)seçime bir hafta kala CHP’ ye geçtiği haberinin servis edilmesidir.

11 Ekim günü Şakir Son, yayılan yalan haberler üzerine Yeni Mersin gazetesine bizzat gelerek açıklama yapma gereği duyar. Açıklamasında şunları söyler:

“Ben herhangi bir siyasi partiye iltihak etmiş değilim. CHP’ ye girdiğim ve bu partinin propagandasını yaptığıma dair belli merkezden yayılan haberler katiyetle doğru değildir. İleride bir partiye girecek olursam bu asla CHP olamaz ve olmayacaktır”

CHP’ nin Mersin’ de Şakir Ağa’ ya bile umut bağladığı seçimlere bir gün kala, o günlerde seçmen üzerinde çok büyük etkisi olan gazeteler eliyle eli kalem tutan herkes eteğindeki son taşları döker.

1961 seçimlerinin Mersin tablosunu anlatması bakımından örnek teşkil edecek bir yazıdan bazı bölümleri buraya almakta yarar gördüm:

“CHP sürüyü dağıttı, sahibiyle oturup ağlamakta” başlığı altında şu cümleler yer alır:

“CHP kuzu postuna bürünmüş sırtlan rolünü hiç bir zaman terk etmemiştir. 40 sene sonra bugün de terk etmek niyetinde değildir. CHP’lilere göre kendi partisinin münteşirleri (yayıncıları) imtiyazlıdır.İrsallerini (mesajlarını) ister misiniz sıralayalım:

CHP’ li edep ve terbiyelidir de karşı partidekiler aksi saftadır.

CHP’li kardeşliği sever de,karşı partideki düşmanlığı körükler.  CHP’ li ilericidir de karşı partideki gerici, yobazdır.

CHP’ li devlet gemisine en münasip rotayı verirmiş te karşı parti şaşırır kalırmış.

CHP demokrasiyi istermiş te karşı parti istibdadı, intikamı getirecekmiş.

CHP şahsın hukukuna saygı duyarmış ta AP’ liler kendilerinden başka kimseye selam bile vermezmiş.

CHP Genel Başkanı İnönü maziyi unuttuğunu sandığı millete sulhtan ve kardeşlikten söz ederken, CHP’ nin kuyruğuna takılmış Mersin’li bir avukat “şayet millet iradesiyle iktidara Adalet Partisi gelirse yapacakları eserler; meyhaneler, kerhaneler ve kumarhaneler olacaktır” diye ölçüsüz ve her türlü sosyal ve siyasi ahlaktan uzak söylemlerle her tarafa sataşıp duruyor.

Bu mudur siyasi ahlak sahibi CHP kadrosu?

Öyle bir siyasi parti ki, başları hasımsız ve cinayetsiz bir Türkiye isterken, pamuk ipliğiyle takılı siyasi turist kuyruğu simalar kraldan çok kral rolü ile ‘bizden olmayanlara ölüm’ diye bağırıp duruyorlar. Bu türlü ölçüsüzlükle kökünü kemirdiği CHP’ den mebusluk mükafatı beklemekte. Avucunu yala, sana bu vazifeyi CHP vermeyecek, verse bile millet iptal edecektir. Misal mi istersin? Bizzat senin alaca karanlıkta geçen üzülecek hayatındır.

Düne kadar küfrettikleri ve ağza alınmaz sıfatlar izafe ettikleri Şakir Son CHP’ ye girdi diye bayrak gibi 2-3 günden beri semt semt adını dolaştırmaktalar.

İyi de hani o senelerden beri mürteci idi.

Hani ya senelerden beri zalim, merhametsiz Şakir Ağa idi. İki günde ne çabuk yepyeni bir insan oldu?

Hayır Şakir Son dün olduğu gibi bugün de tertemiz, mert ve yiğit vatan evladıdır. İki gün önceki tekzipten sonra Şakir Son yine CHP’ lilerin saldırısına maruz kalabilir. Ama onun korkacak adamlardan olmadığını en iyi CHP’ liler bilir.

…”

**

Ve derken 15 Ekim 1961 pazar günü koyulan iki sandığın başına koşar halk…

Akşam sayıma geçildiğinde en ilginç sonuç Erdemli’ nin Göçüş köyünde alınır. 138 seçmenin oy kullandığı köyde CHP’ ye tek oy çıkmaz.

İçel genelinde ise Adalet Partisi 90.542 oy alırken CHP 67.486′ da kalır. Müfide İlhan’ ın onca gayretine rağmen Osman Bölükbaşı liderliğindeki CKMP’ ye 4.558 oy çıkar.

Eğlenceli olur diye il genelindeki oyların ilçe dağılımıyla bitirelim 27 Mayıs darbesi ve Mersin yazı dizisini:

İlçesi

Seçmen

katılan

AP

CHP

CKMP

Anamur

16382

13096

7383

4081

157

Erdemli

16053

14020

9886

3330

290

Gülnar

15757

13101

6050

6144

187

Mut

15414

13532

6342

6442

247

Silifke

23692

19964

11680

7230

390

Tarsus

57890

50757

26044

20422

2154

Mersin

54676

44809

23136

19075

1126

 

Sonucun sonucu derseniz; 60 darbesinden önce yapılan 1957 seçimlerinde Demokrat Partinin %47, CHP %44 oy alırken, 61’de DP arsası üzerine kurulan AP %56′ ye çıkarken, CHP %41′ e düşer.

1957’de 3 puana kadar inen fark 15 puana çıkmıştır.

Ve yine 1961′ de terk edilen ekseriyet sistemi (bir oy fazla alan tüm Milletvekilliklerini alır) yerine tercihli nisbi temsil sistemi uygulanır, Senato ve Milletvekilliği için yapılan bu seçimde Mersin’ in iki Senatörlüğünü AP’ den Cavit Tevfik Okyayüz ve Dr. Talip Özdolay kazanır.

7 Milletvekili çıkaracak Mersin’ de Adalet Partisinden Mazhar Arıkan, Burhan Bozdoğan, Celal Kılıç, İhsan Önal, CHP’ den M. Ali Aslan, Yahya Dermancı, Sadık Kutlay mazbata alır. (Küçücük bir not: Darbe baskısının kalktığı, ülkenin daha bir nefes aldığı 1965 seçimlerinde Adalet Partisi oyları %59,5’a yükselirken, CHP Mersin’de %32′ ye geriler)

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s