Mersin’ de festival etkinlikleri yeni baştan, yeni bir anlayışla ele alınmalı…

Mersin şu an bir değil bir kaç festival düzenlemeye çalışıyor ama hepsini toplasanız Adana’ nın ‘Altın Koza’, hele Antalya’ nın ‘Altın Portakal’ ları yanında isimleri okunur mu, Türkiye medyasına ses anlamında yansımaları var mı? Yok…

Hele festivaller içinde biri var ki, konuşulmasa olmaz…

Müzik alanında yıllardır düzenlenen festivalden söz ediyorum.

Mersin’ deki kurumların, kaynak aktaran belediyelerin oluşturduğu havuzda biriken paralar ve buna karşın bırakın uluslararası olmak gibi iddiaları, hatta ülke bir yana Mersin’de bile sesi duyulmayan cılız etkinlikler.

O kadar ki, bazı konserlerde sahnede yer alan orkestra elemanlarının dinleyici sayısından daha fazla olduğuna bile tanık olduğumuz, halktan habersiz nice dinleti.

Hani “halka rağmen, halk için” deyimi vardır ya, deyimine örnek ver deseler Mersin Müzik Festivali cuk oturur…

Sonuncusu bu ay icra edilecek o festival, birileri koşturacak, birileri dinleyici sıralarında yer alıp yalandan mest olmuş tavrı takınıp dinler gibi yapacak ama onca maddi manevi çabadan geriye bu kentin hanesine ne düşer derseniz, üzgünüm ama kocaman bir sıfırdan öte hiç bir şey…

İyi de ne yapılmalı diye sorarsanız, yıllardır benzer sorulara benzer cevapları veren biri olarak hemen anlatayım:

Mersin’ deki tüm festivalleri teke indirin. Kentin kıt kaynaklarını optimum yarar ilkesi doğrultusunda en şekilde değerlendirecek, daha da önemlisi önce Türkiye ardından da zaman içinde çevre ülkelerin ilgisini çekecek daha geniş, halkın ilgisini, katılımını sağlayacak bir festival amaçlayın.

Örneğin elit bir avuç zümreye hitap eden klasik batı müziği yerine Akdeniz/Ortadoğu sentezi kent Mersin’ deki tüm kesimlerin ve bölge ülkelerinin ilgisini çekecek müziğin ağırlıkta olduğu etkinlikleri narenciye ile buluşturan kısaca müzik festivali ile narenciye festivalini bir potada birleştirecek tek festival.

Daha da önemlisi festivallerin bütçelerini, gelir ve giderleriyle şeffaflaştırmak. Düzenlemeleri hesapları herkese açık kaynaklarıyla birlikte daha kurumsal bir yapıya belki de kurulacak bir Vakfa devretmek.

Narenciye Festivalinin lokomotifliğini üstlenen Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir etkinliği gelenekselleştirme yanında her yıl festival ardından gelir ve giderleri tüm çıplaklığıyla paylaşıyor ama aynı şeyi müzik festivali için söylemek mümkün değil.

Hangi kurum ne kadar katkı yapıyor, Bilgi vermekle yükümlü Belediyelerden sormasak bilmiyoruz, daha da önemlisi nakit yerine daha farklı destek veren kişi ve kurumların katkısının boyutlarından gerçekten haberimiz yok.

Festival komitesi de böyle bir hesap verebilirliğin ya öneminin farkında değil, ya da biz onca çaba gösterirken bir de hesap soranların sitemleriyle mi karşılaşacağız alınganlığındalar.

Oysa gerek Belediyeler, gerekse STK’ ların katkısıyla oluşan bütçeler aslında hepimizin parası.

Özel Kurum ve kuruluşlara gelince; Bu kentte para kazanan, kimisi havamızı, suyumuzu, toprağımızı, denizimizi kullanmasına rağmen bu kente çok övündükleri istihdam dışında tek kuruşluk katkı vermeyenlerin, bir festivalin belli bölümlerinde sponsorluk yapmaları borçlarını ödedikleri anlamına gelmez, gelmemeli.

Çimentocularından gübrecilerine, akaryakıtçılarından kimyasalcılarına çevremize yeterince sorun yaşatan nice tesisin zekat bir yana fitre bile sayılmayacak katkılarla sorumluluklarını yerine getirdiklerine dair kamuoyu yaratma gayretlerine de artık dur denmeli.

Konuyu yıllardır her fırsatta dile getiren, yazıp çizen, perde arkasındaki akçalı konulara kadar sorgulayan* biri olarak, Burhanettin Kocamaz’ ın Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilmesini yeni bir festival atağı için şans ve fırsat olarak görüyorum*.

Yeni bir anlayışla, yeni bir vizyonla, çok daha farklı ve sadece Türkiye’ de değil, bölgede ses getirecek bir festival düzenleyebiliriz.

Unumuz, şekerimiz, yağımız yıllardır vardı, artık helvayı pişirme zamanıdır diye düşünüyorum.

Kentin tanıtımına çok önemli katkısı olacağına inandığım konuyla ilgili daha detaylı önerileri yazmaya, anlatmaya devam edeceğim.

*Önceki yıllarda kaleme aldığım “Mersin için nasıl bir festival?” yazısının linkine aşağıdaki adresten ulaşıp bu konuyla ilgili geçmişte kaleme aldığım yazılardan bazılarına ulaşabilirsiniz.

https://abdullahayan.wordpress.com/2012/08/24/mersin-icin-nasil-bir-festival/

Bu yazı kaleme alındıktan sonra Mersin Müzik Festivalinin tanıtımı nedeniyle bir basın toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda söz alan Büyükşehir Başkanı Kocamaz’ ın dile getirdiği “festivalin halkla bütünleşmesi” ve kamuoyunun ‘Kentte festivalin sanki birkaç kişinin egosunu tatmin etmek için düzenlediği’ kanısını seslendirmesi yıllardır anlatmaya çalıştığım görüşlerimle birebir örtüşmesi bakımından kendi adıma çok olumlu ve sevindirici gelişme.

Umarım Kocamaz’ ın görüşleri; gelecek yıllarda Mersinin, daha şeffaf, daha kurumsal, daha Akdenizli ve halkın daha çok ilgi gösterdiği bir festivale kavuşmasına da vesile olur.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s