Tunus ile başlayıp Mısır’da 30 yıllık Mübarek diktasını deviren Halk hareketlerinin nerede biteceğini kestirmek bugünden mümkün değil.
Ama Fransız ihtilalinden yola çıkarak, Rusya’da Bolşevik iktidarına kadar özellikle sanayi devrimlerine paralel ortaya çıkan eski tip devrimlerin yerini, sınıf temeline dayanmayan, hücre tipi örgütlenmelerin yerini sosyal paylaşım sitelerindeki buluşmaların, her sınıf ve farklı gelir gruplarından oluşan, farklı ve bugünden yarına anlaşılması hayli zor yeni türden devrimler almakta.
Gerçekten de Tunus gibi aslında milli gelir düzeyi dünya ortalamalarına yakın, Mısır gibi  hayli düşük ülkelerde benzer kitlesel eylemlerin mevcut iktidarları yıkması ve gidenin yerine örgütlü bir oluşumun almaması pek görülmüş şey değil. (satın alma paritesine göre 2010’da kişi başına düşen milli gelir dünya ortalaması 11.100 dolar olarak gerçekleşirken, Türkiye 12.300 dolar ile dünya ortalamasının üzerinde yer almasına rağmen 94.sırada yer alıyor. Tunus 9.500 dolar ve 113. , Mısır ise 6.200 dolarlık gelir ve 136. sırada)
Mevcut tablo şimdilik böyle ama ülkelerdeki gelir dağılımı düzeltilmediği takdirde gelecekte yoksulların ne yapacağını şimdiden kestirmek zor.
En yüksek gelir grubunda yer alan zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu ölçen ve GİNİ diye adlandırılan katsayıya bakıldığında, büyüklükleri itibariyle de dikkat çeken Çin ve Hindistan gibi ülkelerin kitlesel eylemlere sahne olması kaçınılmaz gibi görünüyor.
Örneğin Mao devrimciliğini günümüze evrimleştirdiğini iddia etse de özgürlüklerin bir türlü uğramadığı Çin… Bu ülkede ortaya çıkan son gelir dağılım verileri gerçekten inanılır gibi değil.
Komünist Partinin belirlediği Halk Meclisinin yönettiği ve Mao döneminde kapitalizmin en büyük düşman ilan edildiği ülkede, 2010 sonu itibariyle en zengin %10 luk kesimle, en altta yer alan %10’luk yoksullar arasındaki fark 23 kata ulaşmış durumda. (Türkiye’deki farkın 5 kat civarında olduğunu belirtelim)
Resmi veriler bile Çin’de 23 kat fark olduğunu kabul ediyor ama yabancı gözlemcilere göre gerçek durum daha da vahim. Bu kaynaklara göre en zengin %10’luk kesimin gizlediği kayıt dışı 1,4 trilyonluk bir gelir daha var. Bu gelir de göz önüne alındığında zenginle yoksul arasındaki fark 65 kata çıkıyor.
Yeni devrimleri tetikleyecek bir başka veri ise günde bir dolar ve 2 dolar altında gelir elde eden yoksulların ülke nüfusuna oranı…
Günde bir doların altında gelirle geçinmek zorunda olanların oranı ABD’nin sınır komşusu Meksika’da %4, Endonezya’da %29, Çin’de %13, Hindistan’da ise %40…
Bir başka ifadeyle Çin’de köyden kente göçmüş, ancak günde bir dolara talim eden 150 milyon zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayan, patlamaya hazır insan var.
Günde 2 doların altında gelir elde edenlerin oranını da verelim:
Meksika’da %8, Brezilya’da %12, Endonezya’da %60, Çin’de %36, Mısır ve Yemen’de %40…
Türkiye’de günde 2 doların altında gelire sahip olanların oranı 2002’de %3 iken aynı oran günümüzde %0,2’e gerilemiş durumda. (bu binde 2 lik kesim devletin ulaşamadığı insanlardan oluşuyor)
En zenginle aynı düzeyde sağlık hizmetinden yararlanan, yiyecek, kömür yardımı, eğitim desteği alan ama yine de yoksul tanımına giren 3 milyon aile var Türkiye’de…
Hızlı büyüyen, işsizliği de gelişmiş ülkelerden daha ciddi oranlarda düşüren bir ülkenin en kısa zamanda bu yoksullarına kalıcı çözümler yaratması gerekiyor.
Bunun da yolu belli:
Kürt sorununu çözmek, Doğu ve Güneydoğu ile batı arasındaki uçurumu kapatmak, yatırımları geri kalmış, ihmal edilmiş bölgelere çekerek, dile pelesenk olmuş deyimle “balık verme yerine balık tutmayı” yoksul kesimlere öğretmek…
Kent varoşları sadece Türkiye’nin değil, neredeyse tüm dünyanın en başta da Çin ve Hindistan gibi ülkelerin tepesinde sallanan en ciddi sorun…
Pekin’in Yongfengtun bölgesindeki yoksulların Tiananmen Meydanını Kahire’deki Tahrir meydanına çevirecekleri tarihi şimdiden bilmek elbette mümkün değil…
Ama böyle bir riskin ve hayli ciddi potansiyel kesimin Yongfengtun ve benzeri varoşlarda büyümekte olduğunu unutmamak, her zaman akılda tutmak gerekiyor…
Ya Türkiye?
Türkiye yoksulluk ve işsizliği yukarıdaki ülkelerin hepsinden önce çözecek ve gelişmiş ülkelerin arasındaki yerini alacak güçte bir ülke…
Genç nüfusu, girişimci ruhu ve dünyaya açılma potansiyeliyle bunu rahatlıkla aşar aşmasına ama…
O “ama” nın olmazsa olmazı Kürt sorununu çözmek kaydıyla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s