Çin ve Türkiye; sonu farklı iki büyüme öyküsü -2-

Bir önceki yazıda Çin ve Türkiye’ nin son 25 yıllık büyüme süreçlerini ele almış,

Türkiye’ nin kısır siyasi kavgalarla neredeyse bir nesli heba ettiği o kayıp yıllarında Mao dönemi köylü toplumunun onun ölümünün ardından özellikle 1990’larda başlayan ve önce sanayi son yıllarda da teknoloji çağına geçişiyle tüm dünyaya parmak ısırtan dönüşümüne bakalım.

Ama yükseliş dönemini anlamak için hikâyeyi biraz daha geriden, 1976’ da ölen Mao’ nun bıraktığı ülkeyi yansıtan birkaç rakamı vermekte yarar var:

1980’ de 1 milyara yaklaşan nüfusuna inat yılda ancak 202 milyar milli gelire sahip Çin, soluksuz depara çıkmaya hazırlandığı 1990’ da yani on yılın sonunda bile ancak 355 milyar dolara ulaştırabilmişti toplam milli geliri.

Çin’ in yıllar içinde büyümesini özetleyen aynı rakam 2000 yılında 1,2 trilyon ve 2014’te 10,4 trilyon dolar olarak gerçekleşti.

Bir başka ifadeyle 1990-2014 arasındaki 24 yılda 30 kat büyüdü Çin ve büyümeye devam ediyor.

Ya Türkiye?

1990’da 124,4 milyar dolar milli gelire sahip Türkiye 2000’ de bunu 266 milyar ve 2014’ te 800 milyar dolara çıkarabildi.

1990’ da 1 milyar 135 milyon Çinlinin bir yılda ürettiğinin %35’ ini gerçekleştiren o yılların 55 milyonluk Türkiye’ si bugün 77 milyonluk nüfusuyla 1,3 milyon Çin’ linin ürettiğinin ancak %13’ ünü yaratabiliyor. (İki ülkeye ait tüm rakamlar Dünya Bankasının Atlas yöntemiyle ölçümlerine dayanmaktadır)

1980’ de Çin’de kişi başına 220 dolar olan gelir, 90’ da 330, 2000’ de 930 ve 2014’ te 7050 dolar…

1990-2014 aralığına sığdırılan tam 32 kat artış…

Petrol ithalat rakamları bile uyuyan devin son dönemdeki uyanışını yeterince anlatıyor:

1980’ de yaklaşık bir milyar nüfuslu Çin 660 milyon dolarlık petrol ithalatı yaparken, 1990’ da 5 milyar, 2000’ de 19 milyar dolar tutarında ithalat gerçekleştiriyor. 2011 rakamını merak ediyorsanız sıkı durun! Petrol ithalatına tam 227 milyar dolar ödeyen ülke var karşımızda.

1990-2011 arasındaki 21 yılda 45 kat artmış petrol ithalatı ve dolayısıyla enerji tüketiminden kaynaklı gereksinim…

Sosyoekonomik gelişme ölçütünde bir başka küresel veriye, son 14 yılda bin kişiye düşen otomobil sayılarıyla ilgili istatistiklere bakalım:

2000 yılında Türkiye’ de bin kişiye 70, Çin’ de 7 otomobil düşüyordu…

2011’ de Türkiye’ de bin kişiye 110 araba düşerken Çin’ de 54 araba…

Çin sadece tüketmiyor, üretiyor da: 2013 yılında 23 milyon aracın üretildiği ülke 2015’te bunu 27 milyona çıkaracak. Tüm dünyadaki üretimin 91 milyon olduğu ve Çin’ de otomotiv endüstrisinin her yıl %8 civarında olduğu kabul edilirse en geç 2016’ da Çin dünya yollarındaki her üç araçtan birinin üreticisi olacak.

Bu kadar çok arabanın trafiğe çıkması, küresel ısınmayı tetikleyen CO2 salınımı vs. pek çok olumsuz yanı var gidişin. Ama 1,4 milyar insanı barındıran ve önümüzdeki 10 yıllık projeksiyonda her yıl ortalama %7 büyüyeceği dost düşman herkesin kabul ettiği bir ülke bu mucizeyi nasıl başardı diye en azından sormamız gerekmez mi?

Aslında sorunun en can alıcı cevaplarından biri Çin ile Türkiye’ nin ihracat yapısında gizli.

Dünün köylü toplumunun değişip dönüşmesi sayesinde Çin’ in 2000’ de gerçekleştirdiği 250 milyar dolarlık ihracatın %19’ u (47,5 milyar dolar) ileri teknoloji ürünü iken, 2014’ teki toplam 2,4 trilyon dolarlık ihracatın %26’ sı (625 milyar dolar) ileri teknoloji ürünlerinden oluşmakta.

Çin’ in 2014 bilgisayar ihracatı bile 125 milyar dolara ulaştı ve bu rakam Türkiye’ nin yıllık toplam ihracatına yakın.

Peki Türkiye ileri teknoloji ihracatında ne durumda?

Dünya Bankası verilerine göre 2000 yılında toplam ihracat içindeki ileri teknoloji ürünlerinin payı %4,8 iken bugün 1,8’ e gerilemiş durumda. Bir başka ifadeyle yılda toplam 3 milyar doları bulmayan ihracat söz konusu.

Dünya ileri teknoloji ihracatının %19’ unu tek başına gerçekleştiren Çin ile dünyanın en büyük 17 ekonomisi içinde olmakla övünen ancak ileri teknoloji ihracatında 55 ülke arasında 52. Sırada olan bir Türkiye…

Çin’ i Türkiye’den farklı kılan bir başka önemli faktör iki ülke insanının tasarruf oranları…

1990’ da yıllık toplam milli hasılasının %38’ ini tasarruf eden Çin 2000’de bu oranı %37’ ye çıkarırken Türkiye %24’ ten %17’ ye düşmüş. Bugün 10,4 trilyon tutarındaki hasılanın %50’ sini tasarruf eden Çin ve 800 milyar dolarlık hasılanın %12,6’ sını* tasarruf eden Türk insanı…

Neresinden bakarsanız bakın ülkemiz adına can sıkan ve daha da kötüsü sanayi çağı yetmezmiş gibi bilişim çağını ıskalayan bir Türkiye…

Hep birlikte kafamızı kumdan çıkarıp, takkemizi önümüze koyma vaktidir.

Çocuklarımız, torunlarımız yakamıza yapışmadan, iş işten geçmeden…

*

Kişi başı yıllık gelir $ Türkiye Çin
1970 491 110
1980 1860 220
1990 2300 330
2000 4190 930
2001 3470 1000
2009 9130 3610
2010 9980 4240
2013 10970 6560
2014 10404 7050

Çin ve Türkiye tasarruf oranları:

Çin % Türkiye %
1980 32 24
1990 38 24
2000 37 17
2008 53 16
2013 50 12,6

Not: Tüm veriler Dünya Bankası verilerinden derlenmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s