Ortadoğu yıkılıp yeniden kurulurken, ABD bu satrancın neresinde?

7 Haziran seçimlerinin zaten kör çoğu gözü daha da körelttiği kısır gündemden sıyrılıp GS şampiyonluğunu kutlamayı dünyanın en önemli işi gibi görenlere şu pazar rehavetinde son 4 saatlik baş döndüren gelişmeleri aktarayım:

Belki kısır gündemimiz içinde nefes alma hatırına bile olsa birbirimize laf yetiştirdiğimiz, şampiyonluk tartışmalarından geriye henüz aklını yitirmemiş bazı meraklılar kalmıştır da en azından onların göz atması umuduyla anlatmaya çalışayım…

Irak’ ın Musul’dan sonra en önemli kentlerinden biri olan Ramadi son 48 saatte anahtar teslimi IŞİD” e teslim edildi. (özellikle IŞİD tarafından alındı demiyorum) Şiilere tepkinin de yıllardır pişirdiği, merkezi idarenin tamamen unuttuğu Sünni halk “bundan daha kötü olacak değil ya” düşüncesinin ağırlığı altında bir “hayal!” daha gerçek oldu.

Aslında Ramadi diye geçiştiriliyor ama Ramadi sadece Ramadi değildir..

Nasıl ki Musul, Musul’ dan ibaret değilse ve Musul Türkiye üzerinden Bağdat’ a ulaşmanın kısaca stratejik konumdan da öte hayati lojistiğin ana vanası, tek geçiş noktasıysa, Ramadi de Suriye üzerinden Bağdat’ a her türlü gıda, insan, ilaç vs.’nin ulaşacağı güzergahın en önemli noktası, kısaca lojistiğin tartışılmaz anahtarıdır.

Irak merkezi hükümeti, ABD desteğiyle Musul’a saldırıp kenti IŞİD’ ten kurtarma hesapları yaparken Ramadi’ yi IŞİD’ e kaptırmıştır. Kısaca “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” hesapsızlığıdır bu ve ortaya çıkan olağanüstü durumun ana nedeni, bölge halkının Bağdat’tan çok IŞİD’ e destek vermesidir.

Dediğim gibi Ramadi sadece Ramadi değildir. Bağdat’ı Suriye üzerinden Akdeniz’e ve dünyaya bağlayan stratejik geçiş noktasıdır. Ramadi-Felluce ve Bağdat birbirine sınır komşusudur. Ramadi’ yi önemli ve farklı kılan ama derin analizler dışında pek te bilinmeyen unsur Ramadi’ nin Kerbela yolu üzerindeki en önemli ve en yakın merkez oluşudur. Sanırım Kerbela’ nın ŞİA ve İran için ne anlama geldiğini anlatmama gerek yok. Yarın öbür gün IŞİD’ in Kerbela ‘ya dayanmasıyla aynı veya benzer bir örgütün Kâbe’nin yer aldığı Mekke’ ye dayanmasının Sünnilere yaşatacağı duygular aynıdır. (Gerçi Ramadi’ yi ele geçirip güneye yönelen IŞİD artık Suudilere sınır komşudur, ama çok daha kritik olan o gelişmeyi başka bir yazıda ele alacağım)

Peki, Irak’ ta yaşayan herkesi bugün titretip kendini yeniden sorgulaması anlamına gelen Ramadi’ nin IŞİD tarafından zapt edilmesine karşı ABD’ nin tepkisi ne mi oldu?

ABD savunma bakanı Carter pazar olmasına rağmen konuştu ve şöyle dedi:

” Irak güçlerinin IŞİD militanlarına göre sayıca çok üstün olmasına karşın geri çekilmeyi tercih etmesi son derece düşündürücüdür. Biz Irak ordusuna eğitim verebiliriz. Silah verebiliriz. Ancak artık itiraf etmeliyim, savaşma iradesi olmayan ırak ordusuna savaşma iradesini biz veremeyiz”

Aslında ABD ve pentagon şahinleri bile artık Ortadoğu’da fazla oyalanmak istemiyor. Özellikle de kaya gazından petrol ve gaz elde edip iki kaleme bağımlılıktan kurtulan hatta net ihracatçı konumuna gelen ABD İsrail ve Suudi Arabistan’ a da tıpkı bugün Irak’a söylediği gibi acı gerçeği söylemeye hazırlanıyor. O da şudur: “Beyler buraya kadar herkes başının çaresine baksın”

Yıllardır söylemekten dilimde tüy bitti. Bush döneminden çok farklı bir yola girmiş durumda ABD ve Ortadoğu hatta Avrupa yerine yeni oyun alanı Pasifik ve yeni oyun planındaki ana aktörler artık Ortadoğu ve AB değil, Çin ve Rusya…

Kendi ürettiği petrol kendisine fazlasıyla yeten ve ihracatçı konumuna gelen ABD’ yi bu da kesmemiş olmalı ki, savaşın gazabına tanık olduğu Ortadoğu yerine artık yeni petrol sahaları Alaska ve kuzey buz denizi (Küresel ısınma hep kötü olacak değil ya, bu da kapitalizm için işin avantajlı yanı.. Çünkü buz dağları nedeniyle bırakın petrol çıkarmayı ulaşımın ve yaşamın imkânsız olduğu bu dünyanın en büyük petrol ve gaz rezervlerine sahip bölgesine artık ulaşım da yaşam da daha kolay ve o nedenle ABD yıllardır geri çevirdiği SHELL’ in bölgede petrol üretimine geçen ay onay verdi)

Bununla kalınmadı…

Yeniden kurulmakta olan yeni küresel güç dengesinin yeni üç güç odağı sayabileceğimiz (yeni oyun dengesinde AB ve Japonya artık saha dışına itilmiş durumda) ABD, Çin ve Rusya geleceğe yönelik tüm stratejilerini bu yeni oyun sahasına göre kurgulamaya başladılar.

O kadar ki, pasifik ve kuzey buz denizi civarında girdikleri yer yer kemiklerin çatırdadığı amansız bir bilek güreşine tutuşurken işe askeri boyut ta kazandırarak son günlerde teknolojiyi de katarsak yazılı tarihin gördüğü en büyük askeri tatbikatlara başladılar. (Norveç ile Rusya arasında tarih boyunca tartışmalı Barent denizinde Rusya’ nın son askeri tatbikatına 80 bin asker, 70 savaş gemisi, 52 uçak ve 7 uçaksavar katılması yeni soğuk savaş döneminin eskisinden de çok daha eğlenceli! olacağını da ortaya koyuyor)

Rusya bunca ambargoya, krize rağmen Sovyetler Birliği dönemini bile kıskandıran tatbikatlara kalkıyor da ABD ve müttefikleri boş mu duruyor? Bu yazı kaleme alınırken NATO üyesi ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın yanı sıra NATO üyesi olmayan Finlandiya ve İsveç’ in de katıldığı Kuzey Buz denizini ısıtan son tatbikatta;

“F-16, F-18, Hawk T1, Tornado GR4, Mirage 2000, Eurofighter Typhoon, Jas 39 Gripen savaş uçaklarıyla NATO AWACS Erken uyarı uçakları ve tanker uçaklarının” yer aldığı resmen açıklandı.

Kavga sadece petrol ve doğal gaz rezervleri itibariyle dünyadaki enerji denklemini baştan aşağı değiştirecek bu yeni bölgeye hakim olma yarışıyla bitmiyor.

Bir de Çin ile ABD arasında son günlerde “savaş” tehditleri hatta restleşmelerin yaşandığı Çin’ e yakın denizlerde son günlerde büyüyen gerginlik var. (Bu yazı Pazar günü kaleme alınmıştı. Şimdi yayına göndermeye hazırlandığım 27 Mayıs’ ta ajanslara düşen bir haber dünyanın nasıl da patlamaya hazır bir ateş topuna döndüğünü göstermesi bakımından anlamlı ve önemli. Aşağıdaki haber, Devlet gazetesi olması hesabıyla neredeyse resmi sözcü kabul edilebilecek Global Times (aslında Çin yönetimi olarak ta okuyabiliriz) tehdidi şöyle özetliyor:

“Güney Çin denizi’nde her türlü yapılanma hakkı sadece Çin’e aittir. ABD’nin burada yapılanma hakkı yoktur. Eğer Washington hükümeti dediklerimizi kulak ardı ederse, bugün insanların ‘sıradan bir tehdit’ olarak değerlendirdiği şeylerden çok daha tehlikeli olaylar gerçekleşir”

İster; Çin kim ABD ile başa çıkmak kim? Diye küçümseyin. İster Rusya ve Çin bir araya gelse ABD teknolojisiyle bile onları boğar diye dalga geçin. Ben sadece son günlerde saatlerin bile hıza yetişmekte aciz kaldığı, olağan üstü gelişmelerden söz ediyorum.

Aslında bu küresel gerilimin yaşadığımız coğrafyaya yansımalarını Çin ile Rusya’ nın bir araya gelerek yanıbaşımızda ve Suriye açıklarındaki denizde yaptıkları tatbikatı da içine alan farklı ve geleceğe ışık tutmaya çalışan son gelişmeleri, fiili olarak son sınır kapılarının da tek örgütün eline geçmesiyle, artık fiilen birleşen Irak ve Suriye’ dek ortaya çıkan kaos kardeşliğini anlatacaktım.

Onu da sonraki yazıda ele alacağım.

Biz bu büyük oyunu bir yana bırakıp kendi bölgemizdeki kısa paslaşmalara dönecek olursak. ABD’ nin bugünkü açıklaması tam bir şoktur ve savaşma iradesi kalmamış Irak ordusundan ABD’ nin umudunu kesip tümüyle “ne haliniz varsa görün” tavrıdır.

Gelin o zaman bu ABD itirafı ışığında sorulmamışları soralım, soruların cevabı aslında sorunun kendisinde saklı ama daha açık konuş diyenlere daha açık tabloyu daha sonra anlatmaya çalışacağım.

ABD “sizin ruhunuz bitmiş, savaşmaya mecaliniz yok” derken Irak ordusuna ve Bağdat’ a size savaşacak ruh ve irade de benden demiyor. Ya ne diyor?

“Savaşacak iradesi kalmayana benim elimde o iradeyi verecek ne merhem, ne de aşı var. Bundan sonra IŞİD ile siz (siz derken de şia örgütlenmesi bir orduyu işaret ediyor) baş başasınız. Savaşacak olan da, zafer ve hezimetin tadını ve bedelini de ödeyecek olan sizlersiniz.”

Yukarıda haritayı konuşturup Ramadi’ nin sadece Bağdat değil Kerbela ile sınır olduğu gerçeğine boşuna dikkat çekmedim. Bu durumda bugüne kadar Ortadoğu’da gizli ve mahcup yürütülen IŞİD ve karşıtı cephe arasındaki savaş artık bundan böyle açık biçimde ve tarafları, savaşçılarıyla da bir Sünni-Şii mezhep savaşıdır. Bir Arap- Farisi savaşıdır ve bölgeyi yeniden belirleyecek bir yanında Suudi Arabistan-Mısır lokomotifliğindeki cephe ile Rusya ve Çin’ in de yanında yer aldığı İran’ dır…

Aslında Erdoğan’ ın en büyük üzüntüsü ve hiddetinin önemli nedenlerinden biri budur.

Başlayan büyük ayrışma ve yaklaşmakta olan bin yıllık yeni savaşı işaret eden bu kavganın en önemli aktörlerinden biri olacakken, TSK komuta kademesinin de son günlerde resti çekmesiyle eli böğründe izlemek zorunda kalmasıdır.

GKB başkanı Özel’ in ameliyatı da bu tartışmaların ve maceraperest “derin stratejilerin” dışında kalma gayretinin bir yansımasıdır.

Şimdi böylesine büyük ve bir o kadar da karmaşık tabloya bakıp Kürtler bu işlerin neresinde? diye soranlar olabilir. Barzani’ nin ABD seyahatine GS şampiyonluğu kadar kafa yormayan bir ülkede bırakın cevabını sorunun kendisine bile kafa yoracak kaç kişi çıkabilir?

Ama sorunun cevabını ben geçen hafta vermiştim. Hem de öyle çok uzun analizler, tahlillerle falan da değil. Barzani’ nin Washington ziyareti, Obama ile kendisinin şahsen ve karşılıklı heyetlerin verdiği pozlar ve hepsinden önemlisi Obama görüşmesi sonrası katıldığı düşünce kulübündeki toplantı sonrası yaptığı “Bağımsız kürdistan kurulacak” açıklaması…

Hiç kimse o itinayla kurulmuş ve her kelimesi dikkatle seçilmiş o cümlenin öyle “laf olsun, küp dolsun” cinsinden bir cümle olduğunu sanmasın.

Hele cümle ABD’ de ve kravat renklerinin, oturulan sandalyenin, ayak ayak üstüne atma görüntülerinin her birinin derin analizler gerektiren mesajlar anlamına geldiğini biliyorsa, o cümle daha bir anlam kazanacaktır.

Peki Irak’ın bugün yani 24 Mayıs 2015 itibariyle ölüm mesajı anlamına gelen ABD açıklamasından sonra Kürtler böylesi bir Irak merkezi hükümetini ne kadar ciddiye alır.

Sakın ABD’ nin bugün Ramadi düşüşü ardından “ırak ordusunun savaşma iradesi yok” açıklamasının 15 gün önceki Barzani’ nin “kürdistan devleti geliyor”

Açıklamasıyla nasıl bağlantısı olabilir gibisinden hem kör hem sersem sorusunu sormaya kalkmasın. Aynı ABD’ de ve bu Irak’ın ölüm ilanı anlamına gelen ABD savunma bakanlığı açıklamasıyla Barzani’ nin Kürt devleti duyurusu aynı stratejik derinliğin birbirini takip eden hızlandırılmış adımlarıdır.

Ve bizim stratejik derinlik kavramını sahiplenen hatta ortaya atılan her fikir, düşünce, projeye “onun da patenti bize aittir” gibisinden cümlelerle, her icadın sahibi ve fikir babası olduğunu iddia eden “seyyar tayyar”ı çağrıştıran “büyük ustaları çıktıkları yeni Türkiye yolculuğunda bu derin kırılmanın, bölgede başlayan küresel yangının neresindeler?

Hiç ilgisi olmayabilir ama ben en çok “Türkiye hiç bir ülkeye silah göndermemiştir” açıklamasını yapan Ak-Saray yarı başkan-yarı CB’ sinin sözcüsü Kalın’ ın altı kalın çizgilerle çizilmiş açıklamasını duyunca derin düşüncelere ve yeise kapıldım. İbrahim Kalın’ a taşıdığı sorumlu mevkiye saygı gereği hadi inanalım da “silah taşıyan MİT TIR’ larını Adana’ da çevirip arayan, suç üstü halinin en önemli belgesi silahlarla ilgili tutanakları tutan güvenlik güçleriyle, o tutanak gereğince yasal soruşturma başlatan savcıları tutuklayan savcılar gerçeğini” nereye koyacağız.

Ve son dikkatinizi çekeceğim, gelecek geri dönüşleri de mutlaka göz önüne alacağım, ilerideki makalelelerde mutlaka değerlendireceğim nedense gündemin gölgesinde kalan çok daha ciddi bir gelişme daha oldu ki, yazmadan geçersem olmaz…

Bunca hengame arasında yine hafta sonu ABD’ ye giden ve IMF ile anlaşmaya çalışırken kendisini kapının önünde bulan Yunanistan ekonomi Bakanının şu sözleri: “Yunanistan bugün itibariyle IMF’ e borcunun tek sentini ödemeyecek durumdadır”

Şu yukarıda anlattığın Ortadoğu gelişmelerini, gelmekte olduğuna dikkat çektiğin mezhep savaşları ile Yunanistan’ ın IMF’ e borcunu ödememesi arasında nasıl bir bağ kurdun da, böylesi birbiriyle ilgisi olmayan iki ayrı ve iki farklı konuyu nasıl birleştirip buraya bağladın?

Soruyu duydum cevabını bir başka yazıda ele almaya çalışacağım…

Ama belki de o soruyu soranlar haklıdır, belki de hiç ilgisi yoktur. Benimkisi sadece Türkiye’den kaynaklı bir hüsn’ü kuruntudur,…

Acaba öyle midir? Tanık olduğumuz bunca gelişme biribirinden kopuk ve ayrı mıdır?

O soruların cevabına da gelecek sıra, ama başka bir yazıda…

iki haritadan birincisi Mehdi Eker de sahada boy göstermek üzere Mersin’ de… Eker’i aslında en iyi M.Dengir Fırat bilir de, o varken şimdi ne söylesem bilmem ki?

Eker zaten bakanlığının uzatmalarının uzatmalarını oynuyor. 8 haziran günü ne Eker kalacak sahnede, ne de onunla büyüyen serpilenler… Çıkacak sonuca göre GDO dosyaları yeniden açılır mı? Bekleyip görelim mevlam neyler.. nin Irak için ne anlama geldiğini, ikincisi 21 mayıs 2015 itibariyle IŞİD’ in Irak ve Suriye’de kontrol ettiği bölgeleri göstermektedir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s