Malezya krizi ve Başbakana bağışlanan 700 milyon dolar…

1MDB; hisselerinin tamamı Malezya Hükümetine ait stratejik geliştirme şirketinin tescilli kısa adı…

Devlet tarafından kurulan şirketin tanıtım sloganı, inovatif projeleri tahrik edici baştan çıkarıcı cinsten: “Cesur ve cesur olun…Farklı şeyler yapmak için yeni bir çığır açılıyor”

Peki kendisine 1MDB adı verilen bu şirket bugüne kadar ne yaptı bundan sonra ne yapacak?

Sorunun cevabı şirket için oluşturulan resmi sitenin amaçlar bölümünde şöyle tanımlanıyor;  “Malezya’ yı son derece rekabetçi, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı bir gelişmiş ülke yapmak ve bunun için hükümetin pazar odaklı girişimlerine yardımcı olmak”

Aslında yapılacakların özeti her ne kadar kutsal hedef olarak Kobilerin gelişimine yardımcı olmak, yeni fikirlerin yeşerdiği projelere kruvatörlük olarak belirlense de, işin pek çok gelişme sancısı yaşayan ülkelerdeki benzerlerinden pek te farkı yok ve özü de kısaca şu:

Kuala Lumpur’ u küresel finans ve yatırım merkezi yaparak, yabancı fonlara açmak, ılımlı yatırım iklimiyle dışarıdan kaynak çekip kenti o yeni düzenin “dünya kenti” şekeri içine buladığı vahşi rant paylaşımına açmak…

Tüm bu anlattıklarım aslında Hindistan’ dan Çin’i, Mısır’dan Ukrayna’ yı ve elbette Türkiye’ yi de içine çeken dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde izlediğimiz filmin bazen küçük nüanslarla farklı olsa da çoğu zaman birebir birbirine benzeyen versiyonu…

Gelelim Malezya’ daki muhalifleri sokağa döken ve Başbakan Necip Rezzak’ ı her geçen saat daha bir zora sokan protestoların temelinde ortaya çıkan akıl almaz ve Malezya gibi aslında muhafazakar bir ülkenin kolay kolay hazmedemeyeceği büyüklükte yolsuzluk iddiasına…

Ortaya çıkan belgeler ve Rezzak’ ın bazılarını sineye çekmek zorunda kaldığı suçlamalar izlemekte olduğumuz filmdeki olayların iddiadan öte ve gerçeğe yakın anlamlar taşıdığını gösteriyor.

Suçlamaların başında 2009′ da kurulan ve kötü yönetim nedeniyle batağa sürüklenmekte olan 1MDB adlı resmi şirket üzerinden Rezzak’ a 700 milyon dolar civarında bir paranın aktarılması geliyor.

Başkent Kuala Lumpur’ da toplanan binlerce kişinin arasında saygınlığından hiç bir şey kaybetmemiş eski başbakan Mahathir Muhammed’in yer alması konuyu siyasi boyutlarıyla daha ilginç kılıyor.

Ülke tarihinde en uzun süre başbakanlık yapmış olan ve bugün de gerek siyasi gerek ekonomi anlayışıyla Özal’ a benzetilen Mahathir, üyesi olduğu, emek verdiği iktidardaki kendi partisi tarafından çizgiyi aşmakla eleştirildi. Eleştirenler “kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışıyla tepkisini kapalı kapılar ardında seslendirmesini ve asla muhalif cepheye büyük destek anlamına gelen meydanlara taşımaması gerektiğini savunuyor.

Oysa eski lider tam aksine meydanları dolduran göstericiler gibi mevcut hükümetin gitmesi gerektiğini ilerlemiş yaşına inat, göstericilerle omuz omuza haykırıyor.

Mahathir, “Yolsuzluğu soruşturan Savcının görevden alındığı ülkede hangi hukuktan söz ediyorsunuz ki, hukukun üstünlüğünden dem vuracaksınız? Eski düzene geri dönebilmenin tek yolu bu başbakanın görevden alınmasıdır. Bunun olması için halk gücünü ortaya koymalıdır.” diyor.

Güvenlik güçlerinin tahminine göre hafta sonu yapılan gösterilere 25 bin kişi katıldı.

İktidardaki Birleşik Ulusal Malay Birliği, bu gösterilere tepki olarak, 10 Ekim’de bir milyon kişiyi meydanlarda toplamayı ve cılız! muhaliflere aynı meydanlarda cevap daha doğrusu tarihi ders vermeyi planlıyor.

Göstericilerse yılmayacaklarını şu ifadelerle dile getiriyor:

“Halkın ne kadar güçlü olduğunu sergilediğimize inanıyoruz. Yarın her şey değişecek diye bir şey yok belki ama en azından bu yolda bir başlangıç yapmış olduk.”

Başbakan Necip Rezzak’ın hesabına yatırılan 700 milyon Dolar’a gelince…

İşte bu konu epeyi tartışmaya açık ve gün geçtikçe daha bir ilginç hale gelecek cinsten.

Örneğin böylesine önemli tutarda paranın nereden geldiğini tespit etmek zor değil, ama kimin veya kimlerin gönderdiği yani gerçek kaynağı meçhul…

Ülkedeki kara parayı kovalayan bizdeki MASAK’ a benzer Yolsuzlukla Mücadele Kurumu paranın kaynağını Orta Doğu’dan biri veya birilerinin yaptığı bağış olarak belirlemiş. (kaynak BBC)

Kendisine yöneltilen iddiaları reddeden başbakan Rezzak ise koltuğunu bırakmayacağını sert dille açıklarken 700 milyon dolarlık yolsuzluk iddialarının, eski başbakan Mahathir kaynaklı olduğunu ve kendisine siyasi komplo kurulduğunu savunuyor.

Hatta Necip Rezzak bir adım öteye de gidip taraftarlarına; Mahathir Muhammed’in “ülkenin demokratik yollarla seçilmiş başbakanını devirmek için siyasi bir sabotaj kampanyası” yürüttüğünü bu nedenle uygun zamanda yapacağı destek gösterilerine en büyük cevabın meydanlarda verilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu arada Malezya’ da muhalif gösteriler yanında hayli ilginç ve bazı yanlarıyla aşina olduğumuz gelişmeler yaşanmakta…

Örneğin ülkede yaşayan herkesin birinci sınıf vatandaş kabul edileceği ve ulusal birliğin ancak böyle sağlanacağı vaadiyle iş başına gelen Rezzak’ ın bir süre sonra kendisine oy  vermedikleri gerekçesiyle Çin’ li azınlığa yönelik ayrımcı dili…

Örneğin skandalı irdeleyen bakanlar görevden alınırken, yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcıya da dosyadan el çektirilip yerine yeni bir Savcı atanması…

Ve aşırı müsrif eşine yönelik her gün artan tepki… (Tartışma konusu 700 milyon doların bir kısmının müsrif eş hesabına aktarıldığının tespit edilmesi yetmezmiş gibi aynı eşin eve çağırdığı kuaföre 400 dolar ödediğini hayıflanarak anlatması gibi bardağı taşıran damlalar da cabası)

Asıl merak edilen soru ise şu:

Yolsuzlukların ardından başlayan ve yasaklanmasına rağmen Kuala Lumpur dışındaki kentlere de sıçrayan muhalif gösteriler genişler ve önü alınmazsa ne olur?

Tarafsız gözlemciler; Necip Rezzak ile Mahathir Muhammed arasındaki kavganın sokağa taşması ve taraflar arasında şiddetin boy göstermesi halinde bir askeri müdahalenin söz konusu olabileceği görüşünü ileri sürüyor ve “kurtarıcı! ordunun” çatışmaları gerekçe göstererek iktidara el koyabileceği iddialarını dillendiriyor…

Oysa “yükte ağır, pahada hafif” ucuz ürün ihracatıyla bir yere varılmayacağını gören Malezya’ da Rezzak’ ın en büyük hedefi, yüksek teknoloji ürün ihracatını sağlayacak inovatif yatırımların önünü açmak, ülkeyi orta gelir tuzağından çekip çıkarmaktı. Bu hayalin ancak yabancı yatırımla gerçekleşebileceği, darbenin kendisi bir yana söylentisinin bile rüyayı kabusa çevireceği sır değil.

İşin sonu nereye mi varır?

Müneccim olmadığımıza göre bekleyip görmekten başka yapacağımız fazla şey yok…

Ama bugünlerde komplo teorisyenliğine soyunan kimi araştırmacıların peşinde koştuğu soru, meydanlara inen muhaliflerden ziyade yangının fitilini ateşleyen 700 milyon dolarlık bağışın hangi Ortadoğulu ülkeden ve kimden geldiği…

Hangi ülke? Hangi lider ve ne için bir başka ülkenin bir yatırım şirketi üzerinden güçlü başbakanının kontrolüne geçecek böylesi dudak uçuklatan rakamı öder ki?

Sanırım İsviçre de aynı soruların peşinde farklı bir soruşturma yürütmekte…

Bu yüzyılın en önemli özelliklerinden biri, hiç bir şeyin gizli kalmaması…

O nedenle başbakan ve şürekası istediği kadar savcı değiştirsin, ülkesindeki medyayı baskı altına alsın, Malezya’ daki 700 milyon doların da kokusu çıkar yakında…

Hiç şüpheniz olmasın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s