Mersin’ in sellerle imtihanı -6- (1936′ da Seyhan’ın Adana’ yı yutması)

Mersin ile aynı gün Eferenk benzeri aşırı yağmurla deliren Seyhan nehri 400 metre genişlikte bir alanı kaplayıp önüne çıkan ne varsa yutarak denize atar.

Adana’ nın üçte ikisi selden etkilenir, suların altında kaybolan taş köprünün yıkılma tehlikesine karşı ulaşım durdurulur.

Caddelerde suyun yüksekliği yer yer 1,5 metreyi aşar.

Sel tehlikesini başlangıçta ciddiye almayan halk kısa süre sonra evlerin alt katlarından üst katlarına oradan da damlara çıkıp silah sıkarak yardım ister ama küçük kıyamette herkes kendi canının derdine düşmüştür.

Telefon, telgraf direkleri devrildiği için Ankara’ dan yardım istenmesi bile bir kaç günü almış, Toros ekspresinin Pozantı’ da, Ankara ekspresinin de Yenice’ de mahsur kalmasıyla Adana’ nın çığlığını duyurması bir gün sonra 6 Aralık pazar günü Seyhan’ ın sularının bir nebze alçalmasıyla mümkün olur.

En trajik tablolardan biri Asri Sinemanın gündüz matinesini sel sularının basmasıyla ortaya çıkar. 6.12.1936 tarihli Türk Sözü gazetesi “anne babasını arayan çocuklarla, evlatlarını arayan anne babaların feryatlarına” yer verir “Adana büyük felakete uğradı” manşeti altındaki haberinde…

9 Aralık 1936 tarihli Yeni Mersin gazetesi  “Seyhanın tuğyanı Adanada büyük facia meydana getirdi. 300′ den fazla ölü var” manşeti altında sel felaketini ayrıntılı biçimde haberleştirir ancak suların çekilmesiyle belirlenen resmi veriler ışığında Adana’ da yayınlanan Türk Sözü gazetesi aynı gün yayınlanan nüshasında daha farklı bir bilançoya yer verir: buna göre o afetten 30 bin kişi etkilenmiş, 1500 ev yıkılmış, 5 milyon liralık maddi hasar meydana gelmiş olsa da can kaybı 39′ dur.

7 Aralık 1936 günü toplanan Büyük Millet Meclisinde dönemin Sağlık Bakanı Refik Saydam’ ın verdiği bilgiye göre ise “40 kadar boğulan vardır”

Yurdun dört yanından yardım yağan Adana’ ya Mustafa Kemal 10 bin lira gönderir.

Mersin’ de de yardım amaçlı ilginç kampanyalar başlar.

Adana’ da yayınlanan Türk Sözü gazetesinin 13 Aralık 1936 tarihli nüshasında Mersin Belediyesinin afetin hemen ardından 5 ton kömür yardımı yaptığı haberi yer alır.

Örneğin Halk Sineması işletmecisi Halil Eser 2 Şubat 1937 gecesi elde edilecek hasılatın yaralarını sarmakta zorlanan Adana felaketzedelerine gönderileceğini duyurur.

Çıkarılan derslerle Seyhan’ ın bir daha böylesi sellerle kenti istila etmemesi için riskli görülen yerlerde tahkimi, evlerini kaybedenlere yeni evler yapılması projeleri masaya yatırılır ama bir süre sonra tümü unutulur.

Selden zarar görenler için yeni evlerle oluşturulacağı duyurulan Atatürk Mahallesi de, o günlerde Adana-Mersin şehir planlarını yapmakta olan Jansen’ in yeni baştan Adana imarıyla ilgili önerileri de yaraların kabuk bağlamasıyla uyutulur ama Seyhan uyumadığını bir yıl sonra 1937 seliyle bir kez daha hatırlatacaktır.

Oysa 1936 büyük felaketinin ardından incelemelerde bulunmak üzere Hükümetçe bölgeye gönderilen Milletvekilleri Hasan Reşit Tankut, Dr. Kemâli Bayazıt ve Emin Sosyal bir daha benzer afetlerin yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin de dile getirildiği çok önemli bir rapor hazırlar.

Dağdan denize yollarını arayan akarsuların Çukurova’ ya özgü özellikleriyle yaşattığı sorunlar şöyle özetlenecektir:

“… Genel olarak Mersin’ den Kozan’ a kadar Çukurova’ nın su durumu için geleceğe mal olmak üzere gördüğümüz, düşündüğümüz şudur:

(…) Bölgedeki Seyhan ve Berdan genç sulardandır. Yeryüzüne yakın aktıkları ve yukarı kısımları ağaçsız olduğu için birden kabarır, ovaya dağılırlar. Yatak değiştirmeleri de çok kabildir. Nitekim bugün Seyhan’ ın Tarsus’a doğru taşan sularının yeni bir yatak yaparak o tarafa dönebileceği söylenmektedir. Bugün olmasa bile herhangi bir gün böyle bir yatak değiştirmenin mümkün olduğunu biz de mülahaza ediyoruz.Bu uğurda milyonlar harcanmıştır. Fakat setlerle takviye işi bir çırpıda yapılmadığı için bazı köylülerin ve geniş toprak sahiplerinin şahsi kaygı ile set istikametlerini tayinde müessir (etkili) olmak, bazen de kendiliklerinden set yapmak gibi genel davayı yolundan çıkaran hareketlerde bulunduğu söyleniyor. Bu sözlerin ne dereceye kadar doğru olduğunu kestirmek kabil olmamıştır. Fakat bu dedikoduların büyük infial uyandırmış olduğunu çok yakından müşahede ettik.  Hele Tarsus bölgesindeki kanalları koruma maksadıyla kazılmış olan toplayıcı kanaldaki geçit yerlerinin berkitilmemiş olması ve kanal ayağının kendi suyunu boşaltamayacak kadar dolmuş olan Berdan ırmağına verilmiş olması infialin başlıca sebeplerindendir.

Seyhan ve Berdan çayları çok kıvrımlıdır. Yatakları dolmuştur. Bu yüzden sular  daima taşmaktadır. Her iki çayın kıvrımlarındaki yarım adaları kesmek ve böylece nehir yatağını düz hat haline getirmek, deltalardan başlayarak yatağı önce esaslı sonra da her yıl devamlı surette taramak en pratik tedbir olur. Ova çok feyizli ve bu ovadaki toprak sahipleri gelirli olduğu için bu işlere onların sahip çıkması ve dönüm başına bir miktar para ile masrafa ortak olmaları da düşünülebilir.”

Bölgenin her yıl tekrarlanan bu en ciddi sorununa yönelik çözüm raporla da belgelenir ama adım atılır mı? Bir süre sonra yaşananlar unutulacak ve yenisi can yakıncaya kadar mesele kapanacaktır.

1940, 1941 Ocak aylarında Toroslardaki karın da erimesiyle neredeyse birebir benzerlikte iki ayrı sele maruz kalır Adana…

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin göle çevirdiği Çukurova’ da 1941 selinin sular altında bıraktığı arazi miktarı 300 bin dönümden fazladır ve zarar milyonlarla ifade edilmektedir.

Şubat 1941′ de kar erimesiyle yukarıdaki raporda resmedilen tablo olduğu gibi ovaya yansır. Seyhan Tarsus-Adana arasındaki tüm bölgeyi kaplar. Tarsus’ a bağlı Kefeli, Çöplü, Kocabucak ve Baharlı köyleri başta olmak üzere Tarsus-Adana yoluyla deniz arasında kalan tüm bereketli ova sular altında kalır.

Her yıl benzer sel görüntüleri ortaya çıksa da, 1936′ dan sonraki en büyük afet 1948′ de yaşanacak ve dönemin güçlü lideri Milli Şef İsmet İnönü’ nün durumu yerinde görmek üzere Adana’ ya gelmesine yol açacaktır.

1948 afetinde azgınlaşan Seyhan nehri Hadırlı köyü civarında yapılmış olan seddi yıkarak bir kez daha Tarsus’a doğru yayılır, Berdan ırmağının yatağına ulaşıp taşkının çok daha büyük tahribatına yol açar.

1949 Mart,1950 Mayıs aylarında benzer sellerle devam eder çile, 1953 ve 54′ te çok daha geniş alanı ve sayısı zamanla artan insanı etkiler. Ta ki 1953 yılında ABD’ li Morrison’ un Dünya Bankası finansman desteğiyle Seyhan üzerine baraj inşaatına başlayıp 1956′ da tamamlamasına kadar sürer her yıl durmadan tekrarlanan trajedi.

Seyhan barajının yapılması sürecinde Devlet Su İşlerinin başında ve henüz 30 yaşına basmamış genel müdür kim miydi?

60 darbesinden sonra Adalet Partisinin başına geçecek ve siyaset tarihimizin en uzun soluklu aktörlerinden Süleyman Demirel veya gençliğimizde sloganlaştırdığımız unvanıyla “Morrison Sülüman”

Adana’ nın yaşadıklarını noktalayıp Mersin’ e dönecek ve 1951 selini anlatacağım ama bir sonraki yazıda…

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s