Referandum üzerine (ABD modeli Başkanlık ve prangalar)

İklim öylesine değişti ve sertleşti ki, içimden ne kadar geçirsem geçireyim, özellikle de gündemle ilgili beynimdekini yazıya dökme konusunda ikilemler yaşıyorum.

Dost çevresini hadi anladım da, tanıyan tanımayan çok sayıda kimse “yazsana” deyip duruyor.

Cevabım hazır “yazıyorum ya”

Gerçekten büyük emeklerle, alın teri göz nuru iki yazı dizisini tamamladım son günlerde.

“Mersin ve Bankacılık” , “Mersinin Sellerle İmtihanı”

Çok zamanımı aldı, başlarken itiraf edeyim bu kadar kapsamlı olacağını ben de beklemiyordum..

Umarım, gelecekte her iki konuda araştırma yapanlara karınca kararınca katkıda bulunmuşumdur.

**

“Yazıyorum ya” cevabını verdiğim insanların beklentisi elbette çok daha farklı. Onlar içinden geçmekte olduğumuz süreçle ilgili konularda düşündüklerimi paylaşmamı, o konularda kalem oynatmamı istiyorlar.

Öylesine günlerden geçiyoruz ki, bir neslin okumakla bitiremediğini biz anı anına, günü gününe yaşıyoruz. Tarihe tanıklık etmekse, biz tanıklığın, izlemenin de ötesinde, canlı canlı bazı sahnelerine iştirak ettiğimiz trajikomik bir oyunun içindeyiz.

Gün gelir olağanüstü hallerimiz normale döner, günlük yaşama avdet edersek, yazılıp çizilecek epeyi mevzu dağarcığımızda bekleyedursun, şu yapılması artık kesinleşen anayasa referandumuyla ilgili evelemeden gevelemeden ve elbette ertelemeden mutlaka söyleyecek sözü olan herkesin görüşlerini ortaya koyması gerektiğine inanıyorum. İnanmanın da ötesinde tarihi sorumluluk taşıdığımızı düşünüyorum.

“Bugün değilse, ne zaman?” sorusu o nedenle anlamlı ve önemli…

Referandumda sadece bir anayasa değişikliğini onaylamayacağız.

Öyle olsa zaten yapıldığı günden beri yerden yere vurduğumuz, her fırsatta önüne gelenin eleştirdiği, üzerinde yapılan değişikliklerle yamalı bohçaya dönen ama halen hayaletiyle ülkenin üzerinde dolaşıp duran 82 anayasasındaki sayısız rötuşlardan biri der geçerdik.

Ama öyle değil.

**

Rejim değil, sistem değişiyor diye atılması planlanan radikal adımları çok fazla büyütmememiz gerektiğini söyleyenler de farkında ki, hangi tarihi temel alırsanız alın, ister ‘Meşrutiyetin Meclis-i Mebusan’ından, ister genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk meclisinden başlatın parlamenter sistemin yerine tüm kararları Parlamento alırken, artık onun yerine tek bir kişiye bırakan bir yeni dönem başlayacak eğer “evet” ağır basarsa…

Dünyada başkanlıkla yönetilen pek çok ülke var, kısaca iş bir model değişikliğinden ibaretse dünyanın sonu değil.

Ama o modelle başarıya ulaşan da var, yüzüne gözüne bulaştıran da…

Örneğin ABD başarmış ama orada denge/denetleme mekanizmaları çok iyi kurgulanmış, o nedenle hiç bir kurum dilediğini yapacak kadar kontrolsüz değil.

Başkan var ama yargı bağımsız ve acaba kim ne düşünür diye eli titreyerek değil, yasaları vicdanında tartarak karar veriyor.

Başkan var ama önemli atamaların neredeyse tamamı Kongre dediğimiz tümü halkın seçtiği temsilcilerin denetimi ve onayına tabi…

Eskilerden örnekler vermeye gerek yok.

Bugünlerde canlı olarak izliyoruz.

Yeni Başkan Trump 7 Müslüman ülke vatandaşına vize yasağı getiren kararname imzalayıp uygulanmasını emrediyor ama itiraz üzerine Mahkeme kararnameyi durduruyor.

Trump’ a da “kararnamem doğru, Mahkeme yanlış” gibisinden çocukları eğlendirecek bir açıklama düşüyor.

1929 krizinden ABD’ yi çekip çıkaran efsane Başkan Roosevelt’ in Yüksek Mahkeme ile didişmeleri, “elimi ayağımı bağlıyorlar” şikayetleri yeri göğü inletmiş, kitaplara konu olmuştur ama kendisi dışında kimsenin aklına “şu yargıyı başkanın dilediği biçimde düzenleyelim de prangalar çözülsün” gibisinden dahiyane formüller gelmemiştir.

Bu işin yargı ayağı ama Başkanın diğer icraatları da inanılmaz incelikte denetleme mekanizmalara tabidir. Örneğin Bakan, Büyükelçi atamaları her eyaletten iki isim olmak üzere yüz kişiden oluşan Senato onayıyla geçerli olabilir.

ABD’ de oyunun kuralları her durum ve koşul düşünülerek belirlenmiştir. Örneğin Başkanın her hangi bir nedenle koltuğunu bırakması/boşaltmaya zorlanması halinde yerine geçecek Başkan yardımcısı tıpkı kendisinin seçilme evrelerindeki tüm süreçlerden geçerek önceden belirlenmiştir.

Kongreyi oluşturan Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri yasama işlevini üstlenir ama dar bölge yöntemiyle seçildikleri için parti aidiyetiyle değil onlara oy veren seçmene göre hareket ederler, etmek zorundadırlar.

ABD tipi Başkanlıktan referandumda oylayacağımız Türkiye tipi Başkanlığa ya da düzenlemeyi savunanların deyimiyle “Türkiye’ye özgü partili Cumhurbaşkanlığı”  modeline gelince..

Onu da bir sonraki yazıda anlatmaya çalışayım, izninizle…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s