Mersinin balık çiftlikleriyle imtihanı… (On yıl önce, on yıl sonra)

Arapçada “acayib ve garayib” diye bir söz var.

Hem garip hem tuhaf bazı durumları tanımlamak, anlatmak güçleştiğinde kullanılır.

Bu söze bir örnek ver deseler, birinci sıraya Mersin’ i oturturum.

Gerçekten de acayip ve ilginçlikten öte tuhaf bir kent burası…

Evet toplumsal hafıza dünyanın her yerinde zayıftır ama Mersin bu konuda tümüyle sorunlu. Hatta tedaviye muhtaç…

Son yıllarda yer yer güçlü mücadelelere de dönüşen kimi tartışmalara bakınca ciddi bir demans sorunuyla karşı karşıya mıyız diye sormadan edemiyor insan…

Toplasanız son gelişim tarihinin tümü 150 yıla sığacak bir kentin, şu son on yılda yaşamak zorunda kaldığı ve her tekrarında sanki ilk kez karşılaşıyor gibi tepki vermesinin başka adı var mı?

Bu konuda öylesine çok ve her biri başlı başına bu kentte yaşayan herkesi derinden etkileyen mesele var ki, oturup yazmaya  ne yürek dayanır, ne kalem…

Kendi adıma; yirmi yıldır kavgasını verdiğim, tekrara düşme pahasına, bıkmadan usanmadan ele aldığım sorunları şurada bir çırpıda sıralasam, aklı başında herkesin eksiği var, fazlası yok diyeceğinden adım kadar eminim.

Örnek mi? doğuda; Karaduvar sahillerini işgal eden akaryakıt depoları, 1,5 milyon ton kanserojen atıklarıyla Kazanlı sahilini tehdit eden Kromsan… Batıda; her gün gerçekleşirse halimiz ne olur diye ölüp dirildiğimiz Akkuyu Nükleer Santrali, kimi tamamlanan, kimisinin de gün saydığı çimento fabrikaları, kömür santralleri ve daha nice çevre katliamına yol açacak proje…

O çok övündüğümüz doğa cenneti diye yere göğe sığdıramadığımız 323 kilometrelik sahilin tüm koylarına hançer gibi saplanan çirkinlik timsali ucube beton yığınlarını saymıyorum bile…

Mersin sanki yangın yeri ve bir avuç duyarlı insan elinde hortum, ölümü göze almış itfaiyeciler gibi bir yeri söndürdük derken, başka yerde yükselen alevlere koşturmaktan bitap düşmüş durumda.

Son olarak 100. yıl plajıyla ilgili yaşananlar o kadar taze ki, yeniden hatırlatıp sabırları taşırmayayım.

Daha beteri ne olabilir diye düşünürken, bürokrasi bu kez sihirbaz misali şapkadan “yok canım, o kadarı da olmaz” dedirtecek öylesine bir tavşan çıkardı ki, gerçekten pes…

2008 yılında, Mersin il genelinde ilk kez iş insanları ile emek ve meslek örgütlerinin, sağdan sola her türlü siyasi görüşün, iktidarından muhalefetine tüm siyasi partilerin bir araya gelerek tek ses, tek yumruk halde karşı çıktığımız balık çiftlikleri konusunun ısıtılıp, on yıl sonra önümüze getirilebilmesini aklım almıyor.

Çamlıyayla’ dan Tarsus’ a, Erdemli’ den Anamur’ a yaklaşık 400 civarında örgütün oluşturduğu Platformu’ ndan söz ediyorum.

O güçlü birlikteliğin sergilediği duruş ve ortaya koyduğu tavır sayesinde denizlerimizde ileride telafisi imkansız tahribat yaratacak tehlikeyi püskürttük.

Bugün ortaya çıkan yeni duruma bakıyorum da, o gün püskürttüğümüzü sandığımız tehdit meğer yok olmamış, sadece günü geldiğinde iki adım sıçramak üzere geri çekilmiş…

Ve şimdi balık çiftliklerine karşı çıkılırken tutturulan söylemlere bakıldığında, sanki geçmişte hiç böyle bir sorunla karşılaşılmamış, o günlerde kimse kılını kıpırdatmamış gibi bir tavır var. İşte bu, başta ifade ettiğim hafıza kaybının tipik yansıması.

Oysa geçmişte yaşananları bilmek, onlardan dersler çıkararak, mücadeleyi kaldığı yerden sürdürmenin ilk ve şaşmaz koşulu…

Mersin balık çiftliklerine 2008′ de hangi argümanlarla karşı çıktıysa, bugün de aynı gerekçeler geçerli.

Nisan 2008′ de bıkmadan usanmadan yazıp durduğum ve tehlikeye dikkat çeken makalelerden birinde şöyle diyordum:

“(…)

2007 yılında Antalya’daki bir toplantıda Başbakanla bir araya gelen turizm yatırımcıları Erdoğan’ın “bu bölge doldu” görüşlerine katıldıklarını ancak yeni yatırım bölgesi olarak doğu Akdeniz yerine Ege’ye gitmek istediklerini söylediler…

Tüm gelişmeleri alt alta topladığımızda Antalya’ nın yerine yeni cazibe merkezi olarak Mersin eksenli doğu Akdeniz’den çok, Ege’yi öne çıkaran bir planın farklı ama geniş eksenli bir lobi tarafından yürütüldüğünü anlamak çok ta zor değildi…

‘Tuhaf tesadüflerin!’ arkası kesilmedi…

Yıllardır göz yumulan –özellikle Muğla’daki– balık çiftliklerinin bulundukları yeri terk etmeleri için o güne kadar pek te anımsanmayan yasal koşullar, yönetmelikler, genelgeler raflardan indirildi…

Örneğin Çevre ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz yıl Muğla’da konuşlanmış balık çiftliklerini uyararak 13 Mayıs 2007 tarihine kadar kıyılardan açığa taşınmalarını talep etti..

Bu kararın ardından o güne kadar işin peşine düşmeyen Muğla Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, kıyıda bulunan ve ÇED raporu bulunmayan 126 balık çiftliği hakkında kapatma kararını aldı…

Muğla’daki balık çiftliklerine gönderilen tebligatların ardından çiftlik sahipleriyle, bürokrasi arasında mahkemelere taşan hukuk savaşı başladı böylece…

Başlangıçta balık çiftlik sahiplerini sevindiren gelişmeler yaşandı yargı sürecinde…

Danıştay 6. Dairesi’ne yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı dava sonunda mahkeme, bakanlığın aldığı kararı durdurdu.

Ama Bakanlık yetkilileri işin peşini bırakmadı ve Danıştay Daire Üst Kurulu’na 6. dairenin kararının iptali amacıyla başvurdu…

Daire Üst Kurulu da Danıştay 6. Dairesi’nin aldığı yürütmeyi durdurma kararını bozdu.

Karar üzerine kıyıda bulunan ve gerekli kriterlere uymayan 126 balık çiftliğinin idam fermanı anlamına gelen kapatma kararları Muğla Çevre ve Orman İl Müdürlüğünce işletmelere tebliğ edildi…

Muğla Valiliği kıyıdaki balık çiftliklerinin yerlerini terk edip açığa çıkmasıyla da sorunun çözülmeyeceğini, açıktaki yeni alanlarda faaliyet gösterebilmeleri için ÇED raporu almaları gerektiğini duyurdu…

Nitekim Muğla Valiliği, balık çiftliklerinin bulundukları bölgelerden kesinlikle kaldırılacağını belirterek, “Balık çiftlikleri sahipleri, açıktaki yerler için de ÇED raporu başvurusu yapmazlarsa faaliyetten men ederiz” açıklamasını yaptı yakın zamanda…

Son günlerde ortaya çıkan balık ölümleri gerekçesiyle yeniden gündeme gelen çiftlikler konusunda da son derece kararlı…

Vali soruları yanıtlarken şöyle diyor:

“Bu çiftliklerin kıyıya çok yakın olması zaten mevzuata aykırıydı. Bununla ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, ‘Balık çiftliklerinin kurallara uygun bir şekilde 1100 metre ileriye 30 metre derinliğe ve akıntı olan bölgeye’ taşınması için tedbir alınmıştı. Taşınmayı turizm sezonundan önce yapacağız.”

Gelişmeler ışığında filmi başa saracak olursak…

Antalya yerine önceleri kendilerine adres gösterilen Mersin’e pek te sıcak bakmayan turizm yatırımcıları, alt yapısı hazır Ege’de canlarını sıkan balık çiftliklerinin kaldırılacak olmasıyla yeni projelerini hayata geçirmek için kolları sıvadılar…

Zaten hukuki süreç nedeniyle geciken Mersin’in payına ise 2. turizm dalgasının merkezi olma yerine balık çiftliklerinin yeni adresi olma bahtsızlığı düştü…

Muğla’nın kararlı tavrı karşısında tüm balık çiftlikleri soluğu Mersin’de aldılar…

Her birinin elinde projesi, arkalarında Tarım’dan Çevre’ ye Bakanlıkların kılavuz bürokratları, gözlerine kestirdikleri güzelim bâkir kıyılarımıza bakıp, ellerini ovuşturuyor, hayaller kuruyorlar…

İyi de Mersin Türkiye dışında kendine özgü yasaları olan farklı bir bölge mi?

Yoksa turizmle kalkınan, köşeyi dönmüş başta Muğla olmak üzere Ege’ nin çöplüğü mü?

Muğla’ da, Antalya’da, Bodrum’da yasak, Mersin’de serbest…

Onlara sevdanın yolları, bu kente kurşunlar…”*

(…)

 

Ve yazı bu minval üzerine sürüp gidiyor…

 

Hazır sorun önümüze yeniden getirildiğine, canavar hortladığına göre, birilerinin “nerede kalmıştık?” diye ellerini ovuşturmasına karşı, tam da “işte biz o gün orada noktalamıştık” demek, umutsuz da olsa hafızaları canlandırmak için…

 

*9 Nisan 2008 tarihli, ‘Mersin birilerinin çöplüğü mü?’ başlıklı makalenin tümüne https://abdullahayan.wordpress.com/2008/04/19/mersin-birilerinin-coplugu-mu/  linkinden ulaşılabilir.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s