Her seçim tarihi! seçimdir…

Biliyorum, her seçimde tekrarlanan klişe cümledir bu “çok önemli seçim” nakaratı…

elbette her seçim ülkenin konjonktürüne, iktidarın halktan aldığı veya yitirdiği desteğe göre farklı anlamlar yüklense de önemlidir.

1946, kağıt üzerinde de olsa tek partili döneme son verme olanağı tanıdığı için önemliydi.

1950, o yıkılmaz sanılan tek parti hükümranlığına hatta tiranlığına son verme fırsatının yakalanması nedeniyle önemliydi. Öyle de oldu. Halk “yeter söz milletindir” iddiasıyla tek parti zulmüne son verip alaşağı etti. Mazlum ve mağdurları da çatısı altında toplayan Demokrat Partiye aktı, tüm baskılara inat sandıkları patlattı…

1954, Demokrat Partinin 4 yıllık iktidarının halk nezdindeki imtihan günüydü. Ülkeyi büyüten, çiftçinin karasabandan traktöre geçmesini sağlayan, jandarma dayağına, devletin haraca dönen vergilendirme yöntemlerini sağlayan kısaca nisbi büyüme ve refah getiren iktidarı baş tacı etti.

1950′ de sonuçları kendi lehine çevirme amacıyla oyunun kurallarını belirleyen ve ’tek dereceli liste usulü çoğunluk sistemini’ uygulayan CHP’ nin silahı ters tepmiş, sistem kurgulayan avcıyı yerle bir ederken tuzak kurulan av akıl almaz bir Milletvekili sayısıyla Meclisteki neredeyse tüm koltukları almıştı. Nasıl mı?

%52 oy alan Demokrat Parti 487 kişilik Mecliste 415 Milletvekili çıkararak Meclisteki sandalye sayısının %85′ ini alacaktı. Demokrat Partiden sadece %12 az oy alan CHP %40 oya karşı Mecliste ancak 30 Milletvekili ile temsil edilebildi.

Oyunun kurallarını adil bir dağılımdan çok kendi hesaplarına göre belirleyen CHP, kendi sisteminin kurbanı olunca, ilk iş olarak daha hakkaniyete yatkın yeni bir yöntem istemeye başladı.

Atı alan Üsküdar’ ı geçmişti…

Demokrat Parti seçim sistemini aynen korudu. 4 yıllık iktidarın geçmişe oranla halk üzerinde bıraktığı olumlu rüzgarı arkasına aldığı 1954 seçimlerinde gerçekten de seçmenden Cumhuriyet tarihinde bir daha eşine rastlanmayacak teveccüh gördü.

%58 oy aldığı 1954 seçimlerinde Demokrat Parti, 535 koltuklu Meclise kaç Milletvekiliyle girdi dersiniz?

Tam 505 Milletvekili…

Bir başka deyimle %58 oya karşı Meclisin %94′ ü DP’ lilerden oluşurken, 1950′ ye göre oyu %5 gerilese de, halen %35 oyu olan CHP 31 Milletvekilliğiyle yetinmek zorunda kalacaktı.

’tek dereceli liste usulü çoğunluk sistemi’ nin normal insan aklıyla anlatılması güç Milletvekili belirleme yöntemini anlamak için yine 1954′ ten bir iki örnek vereyim:

12 Milletvekili çıkaran Malatya’ da CHP %51, Demokrat Parti %41 oy almıştı. Günümüzdeki nispi temsile dayanan D’hondt sistemi uygulansa CHP 7, DP 5 Milletvekili çıkaracakken orana bakılmaksızın kazanının masadaki her şeyi alması misali İnönü’ nün kalesinde CHP 107 bin seçmenin oyuyla 12 Milletvekilliğinin tamamını alırken DP, 88 bin oyla havasını alır.

Tersine durumun genelde ve neredeyse tüm illerde DP’ ye yaradığını anlatmaya gerek yok ama yine de çarpıcılığı daha doğrusu sakatlığı anlatması niyetine Uşak tarihe geçecek örnektir:

Uşak’ ta o seçim, Demokrat Parti %42,5, CHP %40, CMP (Cumhuriyet Millet Partisi) %16,5 oy alır. Bir başka ifadeyle 70 bin geçerli oyun sayıldığı Uşak’ ta Demokrat Parti 30 bin, CHP 28 bin, CMP 11,7 oy alır ama 5 Milletvekilliğinin tamamı DP’ nindir…

Pek çok ilde benzer tablo çıkar ama en dramatik gelişmelerden biri Adana’ da yaşanır:

222 bin geçerli oyun sayıldığı Adana’ da Demokrat Parti 107 bin, CHP’ de 100 bin, Türkiye Köylü Partisi TKP 8 bin, CMP 2,6 oy alır. Sonuç? Sonuçta kazanan her şeyi alır dedik ya… Demokrat Parti 13 Milletvekilliğinin tamamını alıp Üsküdar’ ı geçmiştir. Oy çokluğunun oynadığı oyunun farkına varsa örneğin TKP 8 bin oyuna karşı CHP ile masaya oturup anlaşsa -ki ileride bu yöntem sürekli değerlendirilecektir- ve 8 bin oya karşı örneğin 2 Milletvekilliği istese, CHP 11, TKP 2 Milletvekili çıkarabilecekken, CHP’den sadece 7 bin oy fazla alan DP 13 Milletvekilliğinin tamamını alacaktır.

İlk 4 yılda ülkenin kalkınmasına ve büyümesine büyük katkı veren DP’ de 1954 seçimlerinden sonra iktidarı muhaliflere karşı baskı aracı olarak kullanma, sürekli hükümet etme aşkı depreşir. Tüm dünya örneklerinde olduğu gibi hastalıkları da içinde barındıran bu tutku kısa sürede baskı ve zulme dönüşmekle kalmaz. Ekonomi de de ciddi sıkıntılar baş gösterir.

Kan kaybetmekte olduğunu gören Demokrat Parti ilk iş olarak basını ve beğenmediği sesleri susturmaya, devlet radyosunu borazanı haline getirmeye girişir. Rum azınlıklara karşı girişilen 6-7 Eylül olayları, Kıbrıs gösterileri derken işlerin çığırından çıkmasıyla normal seçimlerin yapılmasına henüz bir yıl varken erken seçim kararını alır DP…

Doğaldır! 1950′ de yasakları kaldırma vaadiyle iktidar olan DP, 1957 seçimlerinden önce tüm gösterileri yasaklar. Yargıtay iktidara yakın isimlerle dizayn edilmeye başlanır. Üniversitelere rektör atamalarıyla ayar verilir. Hal ve gidişi beğenilmeyen Üniversite Rektörleri, Fakülte dekanları görevden alınır. Ve elbette seçim yasalarına da el atılır. Örneğin yukarıdaki Adana örneği DP kurmaylarının da dikkatinden kaçmamış olmalı ki, seçimlerde partilerin ittifak yapmaları yasaklanır. Sayısal üstünlüğün her şeyin üstünde olduğu, çoğunlukçuluğun her şeyin önüne geçtiği, “ya bizdensin ya düşman” anlayışıyla halkın kamplara bölündüğü, bununla da yetinilmeyerek, kurulan “Vatan Cepheleri” ile kendi yandaşlarına neredeyse resmi sıfat kazandırılan bir acayip iklim hakim olur ülkeye.

Bu kadar da değil…

Seçmen listelerinin yer aldığı kütüklerle de oynar iktidar ve ona bağlı devlet kurumları. Örneğin on binlerce seçmen oy kullanmanın temel şartı olan kütüklere kayıt edilmediklerini görecek, iradesini ortaya koyacak olan oyunu kullanamadan dönecektir evine…

Ve o iklimde halkın gittiği sandıktan ne mi çıkar?

1954′ te %58 oranında oy alarak eşine az rastlanır rekora imza atan Demokrat Parti tam 10 puanlık kayıpla %47,8′ e geriler. CHP ise %35’e gerilemiş oyunu yeniden %41′ e yükseltir. İki parti arasındaki oy farkı 600 bine düşer. Düşer düşmesine de yine adaletsiz seçim sisteminin azizliğiyle oranlar partilerin meclisteki koltuk sayılarına çok farklı yansır.

Milletvekili sayılarıyla da oynanan ve 602 sandalyeye sahip hale getirilen Millet Meclisinde DP 424, CHP 178 ve iki küçük parti 4′ er Milletvekili çıkaracaktır. %48 oya sahip DP Meclisteki koltukların %78’ine sahiptir ama Menderes dahil Partinin lider kadrosu altlarındaki zeminin kaydığının farkındadır.

Güleriz ağlanacak halimize misali son zamanlarda benzerine tanık olduğumuz bir başka anekdotla noktalayayım, “tarihi seçimler” öyküsünün birinci perdesini…

1957′ nin belki de en inanılması zor olaylarından biri, daha seçmen oy kullanırken, sonuçların devlet radyosundan ilan edilmesidir.

Henüz çoğu seçmen oy kuyruğunda iken ve oy kullanma süresi 17′ de sona erecekken, Devlet Radyosu daha saat 14′ te tek sandığın açılmadığı ülkede, seçimleri Demokrat Partinin ezici çoğunlukla kazandığını ilan edecektir…

yıl TBMM MV Sayı CHP DP
1950 487 (%39,9)  69 MV (%53,5)  416 MV
1954 505 (%35,36) 31 MV (%57,61) 503 MV
1957 602 (%41) 178 MV (47,88)    414 MV

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s