Küreselleşmeye karşı yerelleşme…

1970′ lerde ülkelerin dışına taşmaya başlayan sınır tanımaz sermayenin de tetiklemesiyle küreselleşme dalgası, bilişim ve iletişimin de  katkısıyla bugün akıl almaz biçimde tüm dünyayı etkisi altına almış bulunmakta.

ABD’ de maliyetlerin arttığını görünce Kanada’ ya göç eden, oradan da cazip bulduğu her coğrafyaya çadır kuran otomotiv sektörünün şu son 40 yıllık akıl almaz süreci bile nasıl bir devinim dalgasıyla karşı karşıya kaldığımızı anlatmaya yeter de artar…

Bir zamanlar dünya otomotiv üretimini sağlayan, teknolojileri yaratıp geliştiren, özetle oyunun kurucusu ve hakimi ABD şirketleri artık, başka coğrafyalarda başka rakiplerle başa çıkmak, çoğu zaman da gördüğümüz gibi ortak olma, işin marka, ar-ge gibi kaymağını alıp, üretim ve benzeri hamallık kısımlarını ucuz işgücüne sahip kimi ülke aktörlerine bırakmakta…

İlk otomobilin yollara çıkmasının üzerinden 100 bilemediniz 110 yıl geçti ama bugün artık sürücüsüz araçlarla başlamakta olan yeni çağa hazırlanıyor insan oğlu.

Beş yıl içinde ABD’ de 4,4, AB’ de 2 milyon kamyon şoförünün işsiz kalacağını öngörüyor uzmanlar.

Yaklaşık 825 milyonluk gelişmiş iki güç sonuçlarının nereye varacağını tam olarak kestiremediği neredeyse her yüz kişiden birinin işsizler ordusuna katılacağı yeni dönemi, tehdit ve fırsatlarıyla anlamaya, buna göre gelmekte olan dalgayı karşılamaya hazırlanıyor.

Otomotivle de sınırlı değil dünyayı sarsan, baştan aşağı değiştirmeye kararlı yeni çağ..

50 yaşındaki İntel, 40 yaşındaki Microsoft ve Apple gibi bilişim şirketleri bile artık yaşlılar kategorisinde.

Onların yerini 20′ lerindeki Amazon, Google, Netflix gibi tamamen sanal ortamda faaliyet gösteren platformlar doldurmakta…

Bir de “birilerinin taşıyla, birilerinin kuşunu vuran” Facebook, Twitter, Uber gibi en büyüğü 14 yaşında olan yeni yetmeler doldurmaya başladı hayatımızı…*

Ve küreselleşme, ülke sınırlarını aşan, kontrolü bugünkü dünya düzeniyle gittikçe olanaksızlaşan, ulus devletleri aşan bambaşka boyutlara ulaşmakta…

Yaygınlaşması bile 20 yılı bulmayan internet ağları sayesinde sanal ortamda ürün pazarlamaya başlayan Amazon bu makale kaleme alındığında 1 trilyon dolara dayanan piyasa değerine erişmek üzereydi.

21 yıl önce hisselerini 18 dolardan borsaya süren ve o günkü fiyatla 438 milyon dolar eden Amazon 20 yıl içinde iki bin kat değer kazandı…

Amazon bu değeriyle kurucusu ve bugün de başında yer alan Jeff Bezos’ u da dünyanın en zengin insanı koltuğuna taşıdı.

Bir zamanlar Ford’ u tahtından eden Bill Gates’ lerin de pabucu dama atıldı.

20 yıl önce hisseleri halka arz ettiğinde o fiyatlandırmalarla 1,5 milyar dolar varlığa sahip olan Bezos 2008′ de 8 milyar, 2013′ te 29 milyar, 2016′ da 45, bir yıl önce 73, bugün ise 150 milyar dolarlık varlıkla açık ara dünyanın en varlıklısı durumunda.

Pazarladığı ürünlerin hiç biri Amazon’ a ait değil, Wallmart gibi sınırsız depolama alanlarına, uçsuz bucaksız mağazalara, milyonlarca çalışanı (son rakamlara göre yaklaşık 2,5 milyon personeli var Wallmart’ ın) da yok ama gösterdiği performans bu…

Küreselleşmenin nasıl kontrolden çıktığına ve ulus devletleri aştığına ve dünyanın başına nasıl büyük belalar açmaya hazırlandığına dair bir iki çarpıcı rakam daha vereyim:

Gelir dağılımı araştırmaları yapan bağımsız Oxfam’ ın son raporuna göre 2017 yılında dünya nüfusunun yarısını meydana getiren 3,7 milyar insanın serveti, en zengin 42 kişiye eşit…

Oysa 2009′ da bile dünyanın yarısının servetiyle aynı servete sahip zenginlerin sayısı 380 kişiydi.

2006-2015 arasındaki 10 yılda dolar milyarderlerinin serveti ortalama her yıl %13 arttı. Aynı zaman diliminde çalışanların maaşlarındaki artışın 6 katını aşan sürdürülemez adaletsizlik söz konusu…

Gelir dağılımı her gün biraz daha bozuluyor ve bilişimin hayatın her alanını doldurmaya başlamasıyla hızlanacak bozulma yetmezmiş gibi robotların da çoğu işi üstlenmeye başlamasıyla dünya bambaşka bir evreye geçecek.

Baş döndürücü gelişmelere karşın, ne demokrasi, ne hukuk, ne gelir dağılımı ne de göz ardı ettiğimiz çevresel yağma boyutuyla tükettiğimiz doğa, tüm dünyayı yok etmeye aday bu küreselleşme dalgasıyla baş edecek durumda değil…

Bu kadar kötü tabloya karşı çaresiz miyiz?

“Umudu öldüremeyeceğimize” göre elbette değiliz…

Küreselleşmenin panzehiri yerelleşmeyi içselleştirerek, katılımcı demokrasiyi, her konuda ortaklaşa karar mekanizmalarını ve birlikte yürüme iradesini ortaya koyabilmekte…

Nasıl mı yapacağız?

Bir sonraki makalede de ona değinmeye çalışayım…

* Dünyanın önemli markaları

marka yaşı
İntel 50
Microsoft 43
Apple 42
Amazon 24
Netflix 21
Google 20
Tesla 15
Facebook 14
Twitter 12
Uber  9

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s