Arslanköy Kış Şenlikleri..

Arslanköy Kış Şenlikleri..

Mersinliler olarak çoğumuz farkına varmasak ta, Cennetten farksız bir kentte yaşıyoruz..

Onca işgal edilmişliğine, neredeyse tüm kıyılarının yağmalanmasına inat cennet koylarıyla halen doğu Akdeniz’ in önemli bir sahil kentine sahibiz..

Bu kadar da değil..

Yazın insanların nefes alacağı, nem ve sıcaktan bunaldıklarında kaçabilecekleri bilinen bilinmeyen pek çok yaylayı da barındırıyor Mersin..

Gözne, Soğucak, Ayvagediği gibi merkeze yakın ve neredeyse kentle birleşmiş yaylaları veya Tarsus’ un Namrun’ unu, Erdemli’ nin Sorgun’ unu anlatmama gerek yok..

Bir de nispeten uzak olduğu için günü birlik gidip gelmenin güç olduğu gerçek anlamda kış cennetlerimiz var..

Karboğazı gibi Anadolu bir yana Avrupa kış sporlarına kucak açan Alpleri kıskandıracak doğal pistlere sahip bir cenneti turizme açma girişimleri yıllardır ne yazık ki, düşünceden çıkıp fiiliyata geçirilmedi.

Her yıl rutin olarak heyetler toplar buraya seferler düzenleriz ama ‘incelemeler sonu’ verilen demeçlerle kalır her şey ve bir sonraki yıl düzenlenecek geziye kadar beklemeye alınır hayaller.

Bir de Arslanköy’ ümüz var..

Tek parti döneminde dayatmalara ve iradesinin çalınmasına karşı sandığı namus sayıp tehditlere, zindanlara boyun eğmeyen, kaleme aldığım araştırmaya konu olan ve gönül bağıyla sevdalandığım Arslanköy..

Köylerin mahalle yapılması ve en yakın ilçeye bağlanmasıyla onca uzaklığına karşı kent merkezindeki Toroslar ilçesine bağlanan Mersin’ in en kadim yerleşimlerinden biri…

1500 metre yüksekliğiyle Toroslar’ ın tepesinde yılın 6 ayı karın eksik olmadığı bu bozulmamış cennet geçtiğimiz günlerde Toroslar Belediyesinin kış etkinliklerine sahne oldu..

Kış festivali dense de, festival tanımı fazlaca sulanmaya yüz tuttuğundan ve neredeyse tüm etkinliklere festival denmeye başlanmasından dolayı ben kış şenliği daha yakışacaktır diye düşünüyorum.

**

Kış şenliklerinin Elazığ’ da meydana gelen deprem nedeniyle bir hafta ertelenmesine karşın, halkın yoğun ilgi göstermesi etkinliğin kamuoyunda benimsenmesinin de göstergesi.

Arslanköy’ ün hafta sonuna denk gelen iki gün boyunca ziyaretçi akınına uğraması Toroslar Belediyesi ve çiçeği burnunda başkanın ne kadar doğru bir projeye imza attığını da göstermesi bakımından kayda değer..

31 Mart seçimleri sonrasında sürekli dile getiriyorum.

Artık insanımız yerel yönetimlerden, rutin belediyeciliğin, hatta çılgın projelerin ötesine geçecek bir anlayış, farklı ve doğrudan insanı hedef alan küçük dokunuşlar bekliyor..

Bu arada etkinlikler gösterdi ki, Karboğazı ile yıllardır gündeme getirdiğimiz başta alt yapı, ulaşım ve doğaldır gelecek insanların konaklamasını sağlayacak tesislerle ilgili sorunların tümü Arslanköy için de geçerli.

Mütevazi bütçesi ve kıt kaynaklarıyla ilçe belediyesi şöyle dursun Büyükşehir’ in bile altından kalkamayacağı, merkezi hükümetin de pek umursamadığı bu insan odaklı ve geri kalmış yöreleri canlandırmayı amaçlayan yatırımları kim nasıl yapacak?

Gerçekten de iki gün boyunca ziyaretçilerin akın ettiği Arslanköy yolculuğu, dönüşte tek kelimeyle çileye dönüştü.

Oysa belli noktalarda yoğun trafik dikkate alınarak bazı önlemler, düzenlemeler yapılsa bu çile çekilmeyebilirdi..

Arslanköy kış şenlikleri Toroslar Belediyesine parasal anlamda dişe dokunur yük getirmediği gibi aksine başkan ve ekibine büyük puan kazandıran etkinlik olarak akıllarda kalacak..

Umarım bundan sonraki yıllar kazanılacak deneyimle daha başarılı biçimde hayata geçirilir.

Ve yine umarım Toroslar Belediyesi Arslanköy kış şenliklerinden aldığı cesaretle küçük dokunuşları benzer doğa cennetlerinde güz şenlikleri, bağ bozumları gibi mevsimlere göre çeşitlendirip çoğaltarak farklı bir yerel turizm faaliyetinin önünü açar..

 

Mersin metrosu.. Son gelişmeler ne anlatıyor?..

Mersin metrosu.. Son gelişmeler ne anlatıyor?..

“2020′ de kazmayı vuracağız, kısa zamanda Mersin’ in günlük yaşamını baştan aşağı değiştirecek” iddiasıyla başlayan heyecanlı süreç, ortaya çıkan ilk gelişmeyle önce tavsadı, ardından Kamu İhale Kurumundan çıkan “iptal” kararıyla heyecan ve umut dolu bekleyiş yerini hayal kırıklığı demeyeyim ama en azından belirsizliğe bırakmış bulunuyor..

Aslında son günlere baktığımızda metro ile ilgili ele alınması, irdelenmesi gereken üç gelişme yaşandı..

Bunlardan ilki 31.12.2019 tarihinde apar topar Kamu İhale Kurumu elektronik platformuna ihale ilanının girilmesinin nedeni ve amacı olan ‘Mersin Raylı Sistem İnşaat  işinin’ 2020 yatırım programında yer alması oldu..

Gerçekten de 12 Şubat 2020 günlü Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlanan 2020 yılı yatırım programında ilk kez Mersin Büyükşehir Belediyesinin “Serbest Bölge-Cumhuriyet Raylı Sistem Hattı 18,8 km raylı sistem inşaatı ve 76 adet metro aracı” projesi yer aldı.

İlk kez diyorum çünkü, 2003 yılından beri Mer-Ay diye başlayan, yıllar içinde havaray, monoray, tramvay diye tartıştığımız Mersin toplu taşıma sistemi sonunda ete kemiğe bürünmüş haliyle ve devletin yatırım programında belli bir güzergah, sistem hatta uzunluk gibi pek çok detayın açıklığa kavuşmasıyla yeni bir evreye girmiş bulunuyor..

Fakat sürekli dikkat çektiğim projenin kendi içinde barındırdığı kafa karışıklığı Resmi Gazetede yer alan 2019E06-136189 nolu bu yatırım projesine de yansımış durumda..

2020 yatırım programında proje “Serbest Bölge- Cumhuriyet (mezitli batısındaki Kandak bölgesi) arasında yer alacak 18,8 km uzunluğunda raylı sistem” olarak geçerken, 31.12.2019 tarihinde Kamu İhale Kurumu elektronik platformunda yayınlanan ihale ” 13,4 km uzunluğunda, 11 istasyondan oluşan kent içi LRT Metro Hattı ve 15 adet (toplam 60 araç) dörtlü metro dizini temini, tüm sistemin montajı ve işletmeye alınması işi” olarak tanımlanıyor..

Uyumsuzluk bununla da sınırlı değil..

Büyükşehir Belediyesinin sunumunu tanıtımını yaptığı ve tanıtım kataloglarında yer verdiği projenin depolama alanı ve son istasyon olarak Eski Otogar gösterilirken aynı belediyenin ilan metnini hazırladığı devlet ihalelerinin resmi EKAP platformunda aynı ihale “TCDD GARI – MEZİTLİ ARASI LRT METRO HATTI İNŞAATI” olarak geçiyor..

Kısaca güzergahın batıdaki son kısmı üç aşağı beş yukarı belli de, doğuda Tren Garı, eski otogar ve Serbest Bölge’ de mi sona ereceği soruları yatırım programında ayrı, ihale ilanında ayrı, proje sunumunda ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanından projeyi hazırlayan Müşavirlik firma yetkilisinin anlatımında farklı noktada sona eriyor..

Bir başka kafa karışıklığı ön görülen proje tutarında ortaya çıkıyor..

Mersin HRS projesinin aynı danışmanlık şirketince hazırlanan ikiz kardeşi İzmir Buca HRS (iki proje aç-kapa ve tünel sistemleriyle birebir aynı) 19 km’ lik güzergah için yatırım programında 2019 sonu rayiç fiyatlarına göre belirlenen proje tutarı 7,6 milyar TL (km başına yaklaşık 70 milyon dolar) iken aynı yatırım programında Mersin HRS için ön görülen proje tutarı 3,8 milyar TL..* (km başına yaklaşık 36 milyon dolar.. Km başına rakamları veriyorum çünkü güzergah üzerinde değişiklikler ve mesafenin kısaltılması söz konusu)

Her ne kadar iki proje için henüz ihale teklifleri toplanmadığı için tam olarak kimin kaç paraya yapacağını bilmiyoruz ama bir projenin diğerine göre iki katı maliyet ön görülmesi yanıtlanması gereken soru olarak duruyor..

Gelelim Mersin HRS (danışmanın tanımıyla metro) iki diğer gelişmeye..

Yayınlanan şartnameye göre Mersin HRS için ön yeterlilik teklifleri 27 Şubat 2020 gününe kadar yapılacak, ardından kesin teklifler toplanacaktı.

Ancak süreç beklendiği gibi yürümedi.

12 şubat 2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan yıllık yatırım programından iki gün sonra 14 Şubat 2020 günü Mersin Büyükşehir Belediyesi EKAP’ ta yayınlanan revize ilanla ihalede ön yeterlilik tekliflerinin verileceği son tarih olan 27.2.2020′ yi 18.3.2020 tarihine erteledi.

Büyükşehir belediyesinden yapılan açıklamada 20 günlük ertelemeye ‘Çin’ de baş gösteren Korona virüsü nedeniyle başvurularda meydana gelebilecek aksamaların’ yol açtığı bilgisi yer aldı..

Daha önce yapılan sunum ve tanıtımlarda 10 civarında ve hepsi de sektörün iddia sahibi küresel oyuncuları olarak tanımlanan şirketin projeyle ilgilendiği iddia edilirken, bu kez Çin’ deki grip salgını nedeniyle 20 günlük erteleme açıkçası düşündürücü..

Kaldı ki, ihale ilanından sonra sürekli olarak zeyilnamelerle revize edilmeye çalışılan bir şartname metni olduğu da sır değil. (ilk ihale ilanının ardından 10.1.2020 ila 14.2.2020 tarihleri arasında 4 zeyilname yayınlandı)

2020 yatırım programına yetişsin diye apar topar hazırlanan ve içeriğinde pek çok (Su va kanalizasyon işleri için MESKİ deneceğine, İhale sanki İzmir’ de yapılacakmış gibi İZSU, doğal gaz bağlantıları için AKSA Gaz yerine İzmir Gaz, elektrik işleri için Toroslar Enerjisa yerine Gediz Elektrik ibareleri vs) hatanın yer alması nedeniyle süre uzatımı normal..

Ancak asıl beklenmedik gelişme 19 Şubat 2020 günü Kamu İhale Kurumu’ nun yapılan bir itirazı değerlendirme sonucu açıkladığı iptal kararıyla yaşandı.

KİK ihalenin iptaline karar verdi ancak iptalin hangi gerekçelere dayandığı, süreç olarak ihaleyi ne ölçüde etkileyeceği henüz açıklığa kavuşmuş değil..

Gelen iptalin ciddi anlamda projeyi etkileyip etkilemeyeceği, bundan sonra olacakları ön görmek ancak gerekçeli kararı gördükten sonra mümkün olacak.

*

Proje adı uzunluk Proje tut Dolar tut 2020 yat tutarı
İzmir Buca-Üçyol HRS hattı 19,30 km 7.573,783.000 1.334.600.000 289.766.000
Mersin Serb.bölge-Cumh. HRS 18,8 km 3,800,626.000    669.714.000 784.911.921
         

Not: projeyi dolar bazında hesaplarken 2019 ortalama dolar kurunu (5.675) esas aldım.

 

 

2020 yatırım programından Mersin’ e düşenler.. Ankara Mersin’ e nasıl bakıyor?

2020 yatırım programından Mersin’ e düşenler.. Ankara Mersin’ e nasıl bakıyor?

Diyelim ki ülke değil de bir holding yönetiyorsunuz..

Her yıl sonunda yetkililerinizden gelecek yılla ilgili planlar yapmasını, hangi yatırımların öncelikle gerçekleştirilmesi gerektiğini dinler, buradan yola çıkarak önceliklerine göre belli bir strateji çerçevesinde planlarsınız..

Planlarken de gözeteceğiniz en önemli şey, yatırımlara aktaracağınız kaynakların bütçenizle uyumlu olmasıdır. Bunu sağlıklı biçimde yapmazsanız, başladığınız tüm işler yarım kalır. Yeni iş alanlarına atılayım derken olanı da yitirirsiniz..

Bu kişiden başlayarak aileye, küçük esnaftan dev holdinge, yerel yönetimlerden devletin yürütmesini üstlenen hükümetlere kadar böyledir.

Arada bir fark var: Hükümetler ve bir yere kadar yerel yönetimler dışında kalan tüm kurumlar genelde rasyonel davranır, ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar. Bunu yapmayan krize sürüklenir, iflas eder..

Peki hükümetler ne yapar?

Önceki makalede örneğini verdim..

Sürekli göç veren ve son 2019 sayım sonuçlarına göre nüfusu 340 bine gerileyen Rize’ ye iki yıl içinde bulabildiğiniz ne kadar kaynak varsa aktarır başlamış olan havalimanının bir an önce bitirilmesi için canınızı dişinize takarsınız..

Peki Rize’ nin gerçekten böyle bir yatırıma mı, yoksa ekmeğini kent dışında aramak zorunda kalan ve demografik olarak ta her gün eriyen kente istihdam sağlayacak akıllı projelere mi ihtiyacı var?

Halka kulak vermeyince ve her şeyi onların yerine düşünüp, onlardan daha sağlıklı kararlar verdiğinize inanmaya başladığınızda böylesi tercihleri yaparsınız..

Hadi yaptınız diyelim.. Yine iktidarın sözünden çıkmayacak THY veya Anadolu Jet gibi şirketlerden birinin de Rize’ ye uçmasını sağladınız. Haftada kaç sefer yapacaklar? Rize’ nin yolcu kapasitesi bu havalimanının rantabl olarak işletilmesine yetecek mi?

Kaldı ki, Rize’ nin yanıbaşında ve günde pek çok uçuş seferine ev sahipliği yapan Trabzon havalimanı var, Rize-Trabzon karayolu mesafesi bir saat. Trabzon’ dan Rize’ ye günün her saatinde Havaş seferleriyle ulaşmanız mümkün..

Ekonomik hatta uzun vadeli düşünülürse siyasi rasyonalite, zaten kriz yaşayan ülkenin sınırlı kaynaklarını optimum biçimde harcanmasını, paranın mümkün olduğunca sağlam fizibiliteye sahip projelere aktarılmasını söyler..

Bu gerçeklikten uzaklaşılırsa bir süre sonra ölü yatırımlar mezarlığına döner ülke..

Anımsıyorum da 2001 krizi sonrasında tüm televizyon haberleri ineklerin otladığı hava alanları görüntüleriyle yürekleri sızlatırdı.

Bugün de durum çok farklı değil..

Örneğin Kütahya’ da yaptırılan ve devletin cebinden bir kuruş çıkmayacak denilerek YİD yöntemiyle hayata geçirilen Zafer Havalimanı..

Henüz inekler otlamıyor ama ‘cebimizden para çıkmayacak’ denilen havalimanı, verilen yolcu sayısına ulaşılmayınca, taahhüt edilen yolcunun parası ‘uçsun, uçmasın’ hazine tarafından karşılanıyor.

2019’da 1 milyon 232 bin yolcu garantisi verilen havalimanının hizmet verdiği yolcu sayısı 82 binde kaldı. Bir başka ifadeyle verilen garantinin %6′ sı kadar yolcu binmiş, geri kalanın parasını (işletme süresi sonuna kadar her yıl yaklaşık 2 milyon dolar) hazine bir başka ifadeyle tüm vatandaşlar el birliğiyle ödeyecek..

2020 yatırım programını inceledikçe iktidarın tercihleriyle halkın beklentileri arasındaki uçurum özellikle de Mersin açısından çok daha net anlaşılıyor..

Yıllardır istihdama açılan en önemli kapıların başında Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gelir.

Başta OSB’ de faaliyet gösteren kuruluşlar olmak üzere tüm kent dinamikleri yıllardır bölgenin otoyol bağlantısının tamamlanması konusunu dile getirir, siyasetçilerin kapısını aşındırırlar. Özellikle iktidar temsilcileri her seçim arifesinde OSB’ nin hayat damarı bağlantı yoluyla ilgili vaatlerde bulunurlar..

Vaatler iyi de gerçek durum ne?

Sorunun cevabını hem de çarpıcı karşılaştırmayla 2020 programından vereyim:

2018 yılı yatırım programından başlanarak bugüne kadar 11,1 km uzunluğundaki yol için harcanan toplam para 4 milyon 635 bin lira..

2020 hesaplarıyla yolun proje tutarı 246 milyon 515 bin lira..

Önceki yatırım programına göre 2021′ de bitirilmesi ön görülen  proje için 2020 programında 2022 tarihi veriliyor..

2021, 2022 tarihleri veriliyor da, kaynak olarak ne aktarılıyor? Öyle ya, her şeyde olduğu burada da işi yapmanın en önemli ayağı kaç para harcayacağınız..

İster inanın ister inanmayın 2018E040590 numaralı Mersin-Tarsus OSB bağlantı yolu için 2020 yatırım programında yer alan miktar 1 milyon lira..

Öncelik demişken, kaç Mersinlinin umurundadır bilemem ama hükümet Mersin özelinde hangi yol projesini önemsemiş dersiniz?

Akkuyu Nükleer Santral bağlantı yolu çok acil görülmüş olmalı ki, proje tutarı 98 milyon TL olan 1600 metre uzunluğundaki yol için bugüne kadar 40 milyon harcanmış, 2020 için ayrılan kaynak ise 29 milyon 399 bin lira..

Geçen yıl yapımına başlanan yol 2020′ de bitirilecek. (belki de bitirilmek üzeredir)

Peki OSB bağlantı yolu ne olacak?

Bir milyonla ne yapılırsa o yapılacak..

Ama merak etmeyin nasılsa her yıl olduğu gibi bu yıl da bir seçim çıkar karşımıza, siyasetçiler arz-ı endam eder, bitirileceğine dair vaatlerde bulunur, oy isterler..

8 yıldır her seçim dönemi ‘yakında uçacaksınız’ söylemleriyle hayallere daldığımız gibi bir süre daha oyalanır, avunur gideriz.. Hepsi bu…

 

Çukurova, Rize havalimanı projeleri üzerinden Ankara’ nın Mersin’ e bakışı..

Çukurova, Rize havalimanı projeleri üzerinden Ankara’ nın Mersin’ e bakışı..

Yıllık yatırım programları devletin yürütme organı olarak tanımlanan hükümetlerin hazırlayıp TBMM’ den geçirdikleri bütçelerin ışığında yürütülmekte olan projelere aktarılacak kaynakları gösterir.

Yatırım programı aslında devletin uygun gördüğü projelerin hangisinin ne kadar önemsendiğinin de temel ölçütlerinden biridir.

Biridir çünkü, o yıl için ön görülen ödenekle yıllar süren projelerin yapım süresi, hal ve gidişi, stratejik önemi aktarılacak kaynağa bağlıdır.

Bu nedenledir ki, yatırım programlarında her projenin kaç paraya çıkacağı, o güne kadar harcanan meblağ ve o yıl için ön görülen iç ve dış kaynak tutarı yer alır..

Örneğin bir ilin yıllar süren kara veya demiryolu, havalimanı, deniz ulaşımı gibi önemli projelerinin yatırım programlarında yer alması elbette önemlidir. Ama bu önemin en ciddi ve elle tutulur göstergesi projelere o yıl için ayrılan kaynakların miktarıdır.

Gelin o halde 2020 yatırım programından yola çıkarak iktidarın Mersin’ in bekleyen projelerine nasıl baktığına, ön görülen ödenek tutarlarını temel alıp anlamaya çalışalım..

Mersin’ de yaşayan herkes için Çukurova Havalimanı sadece tamamlanması sabırsızlıkla beklenen bir yatırımdan ibaret değildir. İktidara mensup siyasetçilerin sekiz yıldır sürekli verdikleri ve durmadan öteledikleri artık sembolik anlamda prestij projesidir.

Siyaseten de Mersin seçmeninin AK Parti iktidarına bakışını etkileyecek önemdedir.

Böylesine ağırlığı olan ve siyaseten de iktidarı, iktidara mensup temsilcilerin halka vaatlerini, söylemlerini etkileyecek, gerektiğinde belirleyecek projeye 2020 yatırım programında ayrılan kaynak ne kadardır dersiniz?

38 milyon 189 bin TL..

2015′ ten itibaren yatırım programlarında yer alan ve 2023′ te tamamlanması ön görülen (yatırım programında başlangıç ve bitiş tarihleri 2015-2023 olarak gösterildiği için aynı takvimi esas aldım. Aslında Çukurova havalimanı,her yıl yayınlanan yatırım programlarında bitim tarihinin bir yıl sarkması gibi özelliğe de sahip. Örneğin 2018 yatırım programında 2021′ de bitirilmesi öngörülürken 2019′ da 2022 ve 2020 programında proje bitim tarihi 2023 olarak gösteriliyor) 406 milyon 462 bin lira tutarındaki alt yapı tesisleri için bugüne kadar 259 milyon 93 bin lira harcandığı vurgulanırken 2020′ de projeye 38 milyon 189 bin lira daha ayrıldığını görüyoruz.

2019′ da da farklı değildi.

Proje için 2019 yatırım programına 42 milyon 10 bin TL koyulmuştu..

Peki bu ödenek ne anlama geliyor?

Anlamı açık ama yıllık program çok daha iyi özetliyor durumu: 2019 programında 2015-2022 yapım ve bitim tarihleri, bu yıl 2015-2023 olarak revize edildiğine ve kısıtlı kaynak koyulduğuna göre şimdiden bir yıllık gecikme söz konusu..

Ulaştırma Alt Yapı Bakanlığının yaptığı dağılıma göre örneğin Rize Havalimanına 2019′ da 325 milyon lira ayrılırken 2020′ de ön görülen yatırım tutarı 235 milyon 998 bin lira..

Son iki yılda Rize havalimanı apron, pist ve terminal bina yapımı için toplam 560 milyon TL ayrılırken Çukurova havalimanı  için 2019′ da 42 milyon 10 bin ve 2020′ de 38 milyon 189 bin TL olmak üzere son iki yıl toplamında 80 milyon 199 bin lira…*

Bu kaynak aktarımıyla Çukurova Havalimanının alt yapısı tam olarak ne zaman tamamlanır?

Rize havalimanı üst yapısını yani terminal binasının yapımını üstlenen devlet neden iş Mersin’ e gelince alt yapıyla yetinip üst yapı için YİD yöntemiyle üstlenici arayışına girer?

Ekonomik kriz, kaynak yetersizliği, finansman güçlüğü gibi gerekçeleri istediğiniz kadar sıralayın..

Bakın çıplak gerçek neyi gösteriyor:

Rize’ nin 2019 yılı genelinde merkezi idareye aktardığı vergi vs. tutarı 1 milyar 441 milyon 423 bin lira iken Mersin’ in aktardığı 15 milyar 440 milyon 884 bin TL..**

334 bin nüfuslu Rize ile 1 milyon 840 bin nüfuslu Mersin’ e iktidarın havalimanları üzerinden bakışını özetleyen tablo bu..

Derdim Rize’ ye neden yatırım yapıldığı değil..

Sonuçta iktidarın elbette tercihleri olacaktır.

Ama Rize’ ye kepçeyle verilen neden sıra Mersin’ e gelince esirgeniyor..

Gözü olanın  gözü çıksın da elinizi vicdanınıza koyup yanıt verin, bu işte bir terslik yok mu?

Sadece havalimanı yatırımında mı sorun?

Bu yıl aslında Mersin il olarak Akkuyu nükleer santral özelinde devletten aktarılan kaynağa boğulacak gibi duruyor..

2020 yatırım programında Akkuyu eksenli hangi yatırımların ön görüldüğünü ve öncelikleri de bir sonraki makalede ele alayım…

*

  2018 ödenek 2019 2020 2020 itib. proje tutarı 2019 sonu aktarıl.toplam
Çukurova (alt yapı) 72.500 42.010 38.189    406.462 259.093
Rize-Artvin 66.510 325.000 235.198 2.330.500 639.694
Bayburt-G.Hane 11.000 17.001 70.000 420.042   58.306
Tokat 18.500 37.000 52.125 287.278 214.836

Not: Çukurova dışında kalan havalimanları projeleri (alt ve üst yapı) devletçe karşılanmakta. Çukurova’ da alt yapıyı devlet üstlenirken üst yapı için YİD modeli seçilmiştir.

** Mersin ve Rize 2019 sonu nüfus, 2019 yıl geneli merkezi idareye aktarılan vergi vs.

  nüfus 2019 yılı Merkezi idar.aktarılan tahsilat
Mersin 1.840.000 15.440.884.000
Rize 343.000   1.441.423.000

 

 

 

Balık şenliklerinden kimyasal tesis girişimlerine, yol ayrımındaki Karaduvar…

Balık şenliklerinden kimyasal tesis girişimlerine, yol ayrımındaki Karaduvar…

Önceki makalede Toroslar Belediyesinin ‘sıfır’ maliyetle gerçekleştirdiği Arslanköy Kış Şenliklerine değinmiş, neredeyse para harcanmadan yapılan etkinliklerin kamuoyunda çok daha büyük bütçelere mal olan pek çok ‘festivalden’ daha büyük ses getirdiğini ifade etmeye çalışmıştım.

Makale; “umarım Toroslar Belediyesi Arslanköy kış şenliklerinden aldığı cesaretle küçük dokunuşları benzer doğa cennetlerinde güz şenlikleri, bağ bozumları gibi mevsimlere göre çeşitlendirip çoğaltarak farklı bir yerel turizm faaliyetinin önünü açar..” dileğiyle son buluyordu.

Aslında Toroslar Belediyesi ‘az parayla büyük etki yaratan etkinlikler’ düzenleme çabasında yalnız değil.

Akdeniz Belediyesi Toroslar refikinden de önce Karaduvar Balık Festivali ile gündem yaratmayı başardı, başarmakla da kalmadı. İki gün boyunca yeni ve farklı bir şey arayan binlerce Mersinli belediyenin çağrısına uydu, Karaduvar’ a akın etti.

Karaduvar “kent içinde kalan ama bir o kadar da uzak” diye tanımlanacak ilginç ve otantik bir köy..

Doğusu kanserojen atık dağını koynunda barındıran Kromsan , batısı yıllarca sarı ölüm saçan Azot Gübre ile kuşatılmış, koynunda Akaryakıt çiftliklerinin yer aldığı bir bölge olmasına karşı, tüm tehditlere meydan okuyan tipik bir balıkçı köyü..

Salaş ama bir o kadar da doğal balıkçı lokantaları, avladıkları ürünleri teknelerinin önünde satmaya çalışan balıkçılar, kış mevsiminde bile tarlalardan toplanan her türlü yeşilliğin tüm tazeliğiyle masaları süslediği huzur dolu bir cennet..

Yıllardır yerel yönetimlerin ilgisini çekmeye çalıştığım Karaduvar’ ı yeniden keşfetmek yeni Akdeniz Belediye Başkanı Gültak dostuma kısmet oldu..

Aralık sonlarında Akdeniz Belediyesinin düzenlediği Balık Ekmek Festivali aslında pek çok Karadeniz hatta İstanbul ilçe belediyelerinin yıllardır gerçekleştirdiği ve oldukça ilgi çeken etkinlikler..

Mersin için yeni olan yıllardır festival adı altında kendi çalıp kendi oynayan, halkı bir türlü çekemeyen etkinliklerin yerine halkın yoğun ilgisine yol açan küçük dokunuşlar..

Küçük dokunuşlar demişken, Akdeniz Belediyesini tam bu noktada eleştirmeden geçemeyeceğim. Halk orayı solumaya, balığı keşfetmeye, kış ortası bahar yeşillikleriyle Karaduvar’ ın damgasını taşıyan taze nane, rokayı tatmaya gelmişken para harcayıp dışarıdan sanatçı getirmenin ve avuç dolusu para vermenin ne anlamı var?

Bu tür gereksiz ve halkın artık gına getirdiği konserler yerine farklı,  her çeşit balığın ve Karaduvar’ a özgü otlarla yapılacak pek çok mezenin, yemeğin yer aldığı amatör yarışmalar, gösteriler düzenlenebilirdi, bunun için geç kalınmış değil. Balık av yasağının başlamasına yakın ve Karaduvar doğasının tüm çevresel tehditlere inat çıldırdığı mart sonlarında ‘balık mevsimine veda, bahara merhaba’ babından yeni bir hafta sonu etkinliği de düzenlenebilir.

Bu vesileyle Akdeniz Belediye başkanı Gültak’ ı ve meclis üyelerini taşıdıkları sorumluluk gereği uyarmak boynumun borcu..

Karaduvar’ ı yeniden keşfetme gibisinden başta mağdur ve masum Karaduvar insanı olmak üzere tüm Mersin halkının desteğini arkanıza alacak küçük dokunuşlu projeleri hayata geçirmeye çalışırken, Karaduvar başta olmak üzere kentin tabutuna son çivi anlamına gelecek Polipropilen tesisine onay veremezsiniz..

Bugüne kadar üzerine salınan tüm tehlikelere inat ayakta durmaya çabalayan Karaduvar korkarım ki, bu kimyasal tesis hayata geçerse, koruduğu tüm doğal zenginlikleri yitirir ve o sanayi tesislerinin varoşu bir yerleşim haline gelir.

Doğal plajları, yılın her günü sadece Mersin’ i değil ülkenin tüm sofralarını süsleyen çok sayıda otları, tüm deniz ürünlerini kendine özgü yöntemleriyle pişiren salaş ama bir o kadar da doğal lokantalarıyla kendini her türlü saldırıya karşı koruyan Karaduvar’ ı bir yandan çeşitli etkinliklerle tanıtıp, halkla buluştururken, bir yandan da istihdam yalanları, büyüme masallarıyla kirleten sanayi tesislerine açmayın..

Karaduvar’ a sarılın, sahipsiz insanının sesine kulak verin.

Polipropilen tesislerini her yere kurabilirsiniz ama kaybedersek ikinci bir Karaduvar’ ımız yok..

Aslında Atatürk parkından başlayıp Mezitli’ ye uzanan sahil düzenlemesinin benzerini, oradaki katliamdan da dersler çıkararak, betona boğulmamış, kumsalların canına okumayacak bir yeni ve çevreye duyarlı projeyle Karaduvar-Adanalıoğlu-Kazanlı sahilinde hayata geçirmek mümkün..

Denize sıfır konumda yer alma zorunlulukları varmış gibi Kromsan, Soda sanayi ve akaryakıt çiftliklerinin işgal ettiği sahilleri de kurtarıp halka açmak, böylece o tesislerden kaynaklı olası kirliliği doğrudan insanımızın denetlemesini sağlamak inanın zor değil..

İzmir İnciraltı, İstanbul’ un iki yakasındaki Anadolu ve Rumeli Kavakları gibi kent içinde ama kentin gürültüsünden uzak bölgeler yeni cazibe merkezleri olarak farklı ve yerel kültür dokuları sayesinde yeni tür turizmle refaha kavuşurken, bizim bu saldırılara inat el değmemişliğini korumaya çalışan beldelerimizin değerini bilmememiz, birkaç yıllık rant uğruna kirlenmelerine yol açacak girişimlere karşı yanlarında durmamamız çok acı..

Umarım yanlıştan dönülür..

Umarım Karaduvar cennetini bu kez gelmekte olan saldırıya karşı hep birlikte korumayı başarırız…

 

Arslanköy Kış Şenlikleri..

Arslanköy Kış Şenlikleri..

Mersinliler olarak çoğumuz farkına varmasak ta, Cennetten farksız bir kentte yaşıyoruz..

Onca işgal edilmişliğine, neredeyse tüm kıyılarının yağmalanmasına inat cennet koylarıyla halen doğu Akdeniz’ in önemli bir sahil kentine sahibiz..

Bu kadar da değil..

Yazın insanların nefes alacağı, nem ve sıcaktan bunaldıklarında kaçabilecekleri bilinen bilinmeyen pek çok yaylayı da barındırıyor Mersin..

Gözne, Soğucak, Ayvagediği gibi merkeze yakın ve neredeyse kentle birleşmiş yaylaları veya Tarsus’ un Namrun’ unu, Erdemli’ nin Sorgun’ unu anlatmama gerek yok..

Bir de nispeten uzak olduğu için günü birlik gidip gelmenin güç olduğu gerçek anlamda kış cennetlerimiz var..

Karboğazı gibi Anadolu bir yana Avrupa kış sporlarına kucak açan Alpleri kıskandıracak doğal pistlere sahip bir cenneti turizme açma girişimleri yıllardır ne yazık ki, düşünceden çıkıp fiiliyata geçirilmedi.

Her yıl rutin olarak heyetler toplar buraya seferler düzenleriz ama ‘incelemeler sonu’ verilen demeçlerle kalır her şey ve bir sonraki yıl düzenlenecek geziye kadar beklemeye alınır hayaller.

Bir de Arslanköy’ ümüz var..

Tek parti döneminde dayatmalara ve iradesinin çalınmasına karşı sandığı namus sayıp tehditlere, zindanlara boyun eğmeyen, kaleme aldığım araştırmaya konu olan ve gönül bağıyla sevdalandığım Arslanköy..

Köylerin mahalle yapılması ve en yakın ilçeye bağlanmasıyla onca uzaklığına karşı kent merkezindeki Toroslar ilçesine bağlanan Mersin’ in en kadim yerleşimlerinden biri…

1500 metre yüksekliğiyle Toroslar’ ın tepesinde yılın 6 ayı karın eksik olmadığı bu bozulmamış cennet geçtiğimiz günlerde Toroslar Belediyesinin kış etkinliklerine sahne oldu..

Kış festivali dense de, festival tanımı fazlaca sulanmaya yüz tuttuğundan ve neredeyse tüm etkinliklere festival denmeye başlanmasından dolayı ben kış şenliği daha yakışacaktır diye düşünüyorum.

**

Kış şenliklerinin Elazığ’ da meydana gelen deprem nedeniyle bir hafta ertelenmesine karşın, halkın yoğun ilgi göstermesi etkinliğin kamuoyunda benimsenmesinin de göstergesi.

Arslanköy’ ün hafta sonuna denk gelen iki gün boyunca ziyaretçi akınına uğraması Toroslar Belediyesi ve çiçeği burnunda başkanın ne kadar doğru bir projeye imza attığını da göstermesi bakımından kayda değer..

31 Mart seçimleri sonrasında sürekli dile getiriyorum.

Artık insanımız yerel yönetimlerden, rutin belediyeciliğin, hatta çılgın projelerin ötesine geçecek bir anlayış, farklı ve doğrudan insanı hedef alan küçük dokunuşlar bekliyor..

Bu arada etkinlikler gösterdi ki, Karboğazı ile yıllardır gündeme getirdiğimiz başta alt yapı, ulaşım ve doğaldır gelecek insanların konaklamasını sağlayacak tesislerle ilgili sorunların tümü Arslanköy için de geçerli.

Mütevazi bütçesi ve kıt kaynaklarıyla ilçe belediyesi şöyle dursun Büyükşehir’ in bile altından kalkamayacağı, merkezi hükümetin de pek umursamadığı bu insan odaklı ve geri kalmış yöreleri canlandırmayı amaçlayan yatırımları kim nasıl yapacak?

Gerçekten de iki gün boyunca ziyaretçilerin akın ettiği Arslanköy yolculuğu, dönüşte tek kelimeyle çileye dönüştü.

Oysa belli noktalarda yoğun trafik dikkate alınarak bazı önlemler, düzenlemeler yapılsa bu çile çekilmeyebilirdi..

Arslanköy kış şenlikleri Toroslar Belediyesine parasal anlamda dişe dokunur yük getirmediği gibi aksine başkan ve ekibine büyük puan kazandıran etkinlik olarak akıllarda kalacak..

Umarım bundan sonraki yıllar kazanılacak deneyimle daha başarılı biçimde hayata geçirilir.

Ve yine umarım Toroslar Belediyesi Arslanköy kış şenliklerinden aldığı cesaretle küçük dokunuşları benzer doğa cennetlerinde güz şenlikleri, bağ bozumları gibi mevsimlere göre çeşitlendirip çoğaltarak farklı bir yerel turizm faaliyetinin önünü açar..

 

Mersin HRS (Metro) projesinin kredi takvimi, borcun tasfiye süreci nasıl işleyecek?

Mersin HRS (Metro) projesinin kredi takvimi, borcun tasfiye süreci nasıl işleyecek?

Mersin HRS (metro) projesinin hayata geçirilmesinin pek çok güçlüğü, aşılması gereken sorunu var ama bunların hiç biri finansman gerekliliği kadar öne çıkmıyor..

Öyle ya, her şeyin başı para..

Paranız varsa günümüz teknolojisiyle gerçekleştirilmeyecek proje az bulunur.

Bütün mesele ayağınızı yorganınıza göre uzatmanız, taşıyamayacağınız yükün altına girmemeniz..

Bakın İstanbul’ a..

Pendik- Kaynarca Tuzla (bir bağlantıyla da Sabiha Gökçen havaalanı) arasındaki metro işi bir yılda tamamlanacak diye yola çıkılmıştı, 4 yıldır karınca misali bile olsa santim ilerlemiyor. Projenin gerçekleşme oranı %1′ ler civarında..

2015′ te projesi tamamlanan, 2016′ da ihaleye çıkılan, 2017′ de yer teslimi yapılıp, dualarla temeli atıldığında 2018′ de hizmete girmesi ön görülen metro aynı yıl açılan çukurun ortada bırakılmasından öteye gidemedi, kaynak yetersizliği nedeniyle uyutulan yatırımlar arasındaki yerini aldı.

Son günlerde yeni İstanbul BŞ başkanı İmamoğlu’ nun girişimleri sonrasında Fransız Kalkınma Ajansı’ndan sağlanan yaklaşık 100 milyon dolar (86 milyon avro) kredi desteğiyle yapım işi kaldığı yerden devam edecek..

100 milyon dolarla projenin tamamlanması elbet mümkün değil. Ama en azından canlandırılmasına çalışılacak..

Türkiye’ ye kaynakların bolca aktığı dönemde devreye alınanlar dışında bugün tüm ister metro ister diğer taşıma sistemleri tüm projeler yıllar alan sarkmalarla karşı karşıya.

Örnek mi?

Yine İstanbul, yine metropolün en önemli güzergahlarından biri olan Mahmutbey-Esenyurt hattı..

Bu projenin de temeli 2017′ de atıldı ancak temelin ötesinde ilerleme sağlanmadı, inşaatın gerçekleşme oranı neredeyse sıfır..

Bakın projeyle ilgili İstanbul’ un çiçeği burnunda yeni BŞ başkanı İmamoğlu ne diyor?:

“Mahmutbey-Esenyurt Hattı gibi yüksek maliyetli bir hattımızdır. Bundan sonraki sürecin tüm teknolojik gelişimlere rağmen, 3 ila 4 yıl süreceğini düşündüğümüzde, İstanbul’un kaybettiği zamanı da, 2017’de yapılan ihalelerden bu yana kaybedilmiş ve bundan sonra da yapımıyla ilgili düzenli bir şekilde süreci organize ettiğinizde, bir hattın bitimi yaklaşık 7-8 yılı bulmasına sebep olunuyor. Bütün bunlar aslında sürecin planlanmasıyla ilgili derin yanlışlar.”

Gelelim Mersine..

İster proje müellifi ve danışmanlığını üstlenen şirketin sahibi ister BŞ başkanı finansman konusunda sıkıntı bir yana, yabancı finans kurumlarının kredi vermek için adeta kuyruğa girdiği havasında…

Kanaat bu olunca, ihale şartnamesinin kredi hükümleri de bu havanın etkisiyle hazırlanmış..

Örneğin yapımı üstlenecek firmanın sağlayacağı kredi işin %20 fiyat artışı ve KDV dahil toplamının %85′ inden az olmayacak.

Kredi kullanım süresi projenin gerçekleşme takvimiyle uyumlu biçimde 3,5 yıl (42 ay) süreli olma yanında Belediyenin 6 ay uzatma opsiyonu da teklifte yer alacak.

Gelelim işin hepimizi, gelecek nesli ilgilendiren can alıcı kısmına..

Kredinin ana para ödemesi kredi kullanım süresinin (42 ay+6 ay) yani 4 yılın bitiminden bir yıl sonra, faiz geri ödemesi ise kredinin ilk kullanımından 24 ay sonra başlayacak. Ana para ve faiz ödemeleriyle ilgili ön görülen takvim, kredi bulunduğunu varsaysak bile umarım ileride sıkıntılara yol açmaz.

Faiz ve ana para geri ödemelerini örnekle anlatırsam sanırım kaygılanma nedenim daha kolay anlaşılacak:

Diyelim ki her şey yolunda girdi, ön değerlendirme hızla yapıldı, ihalenin itirazlar da dahil yasal süreçleri tümüyle zamanında yerine getirildi. Ve kredi 1 Haziran 2020 günü kullanılmaya başlandı. Bu durumda 1 Haziran 2022′ de faiz, 31.12.2024′ te de ana para geri ödemeleri başlayacak.

Peki kredi faizi+ana para ödemesi kaç yılda tamamlanacak?..

İhale dokümanına göre kredinin tasfiye planı 42 aylık kullanım süresinin sonundan (1 Haziran 2020′ de kullanılmaya başlanırsa 31 Aralık 2024 tarihini gösteriyor) itibaren 11 yıldan az olmayacak.

Bu ise, 31 Aralık 2035 tarihinde borcun kapatılması anlamına geliyor..

Kullanım süresinin sonundan itibaren 11 yıl ve daha fazlasını kapsamayan geri ödemeli kredileri içeren teklifler ise kabul edilmeyecek..

2035′ e kadar borç ödememiz ön görülen metro yapım süreci nasıl işleyecek?

İlk kazma nerede vurulacak?

İnşaat kaç etapta ilerleyecek?

Ve projeyi üstlenene hangi periyotlarda, hangi oranda ödeme yapılacak?

Mersin’ de yaşayan herkesin merak ettiği bu sorulara da başka makalede yanıt vermeye çalışacağım..

 

 

 

Mersin metrosunun finansmanını kim sağlayacak?

Mersin metrosunun finansmanını kim sağlayacak?

Önceki makalenin sonunda Mersin metrosunun kilometre başına 20-25 milyon dolara çıkacağını iddia eden proje müellifinin ortaya koyduğu hayli iyimser tabloyla, yapım yöntemi olarak aynı sisteme sahip iki ayrı yerde sürdürülmeye çalışılan ve birinin ihale süreci tamamlandığı için kesinleşen maliyetleri arasındaki uçurumu ele alacağımı söyledim, kaldığım yerden devam edeyim…

Mersin HRS ( veya danışmanın tanımıyla metro) proje müellifi Kubin’ in; yine firmasınca hazırlanan, üstelik uzunluk, istasyon sayısı, raylı sistemi ve depolarla atölyeyi yer altına alma yöntemi dahil bire bir benzeri olan Buca-Üçyol metro projesi Cumhurbaşkanlığınca ‘2019 yılı yatırım programı revizyon cetveline’ dahil edilirken projenin finansmanı için ön görülen hazine garantisiz dış finansman gereksinimi 6 milyar 165 milyon 852 bin lira olarak ön görüldü. Onay tarihindeki dolar kuruyla yaklaşık 1,1 milyar dolar. Vurgulamakta yarar var: Dış finansman ihtiyacı için Kilometre başına 80 milyon dolar..

İzmir Buca HRS için öngörülen dış finansman ihtiyacı şimdilik beklenti düzeyinde diyelim peki kesinleşmiş bir ihale var mı? O ihalede ortaya çıkan fiyat ne?

Önceki makalelerden birinde değinmiştim ama yeniden anımsatmakta yarar var:

Mersin ve Buca gibi (aç kapa) yöntemiyle yapılacak Konya Erbakan Üniversitesi-şehir merkezi arasındaki raylı sistem ihalesi 4 ekim 2019 günü sonuçlandı. 21,1 km uzunluğundaki ihale 1,2 milyar Euro (1 milyar 320 milyon dolarlık) teklif veren China National Machinery corp (CMC) ile Taşyapı ortaklığına verildi. Üstelik ihale belediye tarafından değil, Ulaştırma Bakanlığınca yapıldı ve ortaya çıkan fiyat kilometre başına 60-65 milyon dolar civarı..

İki ihale, Mersin ile neredeyse yapım modeli bire bir aynı olan, biri kesinleşen diğeri de başlamak için gün sayılan iki proje ve iki proje ile Mersin BŞ’ in beklentiye girdiği fiyatlar arasındaki uçurumlar…

Tablo bu iken Mersin metrosuna kilometre başına 20-25 milyon dolarlık teklifler gelecek mi?

Mersin metro ihale şartnamesine baktığımızda bu veya daha farklı fiyatın ihalede ortaya çıkması da yetmiyor.

Yetmiyor çünkü, ihaleye katılacak kuruluş ve oluşumlardan, ihale teklifiyle birlikte ‘KDV dahil proje tutarının yüzde 85′ i tutarında dış kredi bulduklarına dair kreditörün onayladığı taahhüt mektubu’ vermeleri isteniyor. Dış kredi bulduğuna dair garanti mektubunu sunamayanlar ihaleye giremeyecek..

Tanınırlıkları ve ödeme kapasiteleri yüksek Türk Bankalarının bile dış kredi bulmakta zorlandığı krizdeki Türkiyenin yatırım ikliminde Mersin, benzerlerinin yarı fiyatından çok aşağıya ve dış kredisini de kendisi bulmuş üstlenicilerin kapıyı çalacağı tekliflerle karşılaşacak mı gerçekten?

İzmir BŞ’ in Buca metrosu için şimdilik bulabildiği tek kaynak 11 Aralık 2019 günü törenlerle imzalanan ve Avrupa İmar Bankası’ nın (EBRD) sağladığı 4 yılı ödemesiz 12 yıl vadeli 80 milyon Euro’ luk kredi. Yeni İzmir BŞ belediyesi şimdi bu krediyi ve İzmir’ in rayting’ ini referans göstererek uluslar arası piyasada kredi arayışına girmiş bulunuyor..

Toparlamaya çalıştığım tablo maliyetler açısından tam olarak böyle…

Mersin projesine, İzmir’ in dörtte biri, Konya’ nın yarı fiyatına dış kredisini cebinde taşıyan talipli çıkar mı?

Projeye talip olacakları ve ortaya çıkacak tekliflerini değerlendirmek çok zor..

Hele ön görülen, beklentiye girilen proje maliyet tahminlerini gördükten sonra soru işaretleri deyim yerindeyse muammaya dönüşmekte..

Aynı zamanda dış kredisini de bulması istenen proje üstlenicilerinin nasıl tekliflerle ortaya çıkacaklarını görmek için ön değerlendirme dosyalarının toplanacağı 27 Şubat gününü beklememiz gerekiyor..

Peki,  işi yaptıracak olan Mersin Büyükşehir Belediyesinin projenin hayata geçirilme süreci ve finansmanı ile ilgili beklentilerini biliyor muyuz?

Elimizde bir ihale şartnamesi olduğuna göre, üç aşağı beş yukarı da olsa şimdiden sorulara yanıtlar vermek mümkün…

Önce aranan kredi koşullarını ve finansman olarak üstlenicilerden nelerin istendiğini, ihale dosyasında yer alan koşullardan yola çıkarak derlemeye çalışacağım…

Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) ta yayınlanarak resmiyet kazanan şartname metni herkesin merak ettiği soruya yanıtı tek cümleyle veriyor: “Mersin HRS (metro) işi kredi ile finanse edilecektir”

Kredi konusu şöyle tanımlanıyor:

“İstekli yapım teklifi ile birlikte kredi teklifini de yapacak. İdare en uygun yapım teklifini veren yüklenicinin kredi teklifini inceleyecek. Kredi piyasa şartlarına uygun bulursa kullanacak. Daha uygun şartlarda kredi bulursa yüklenicinin getirdiği krediyi kullanmama, öz kaynakla işi yaptırma hakkına sahip olacak”

Demek ki, üstlenici kuruluşun en uygun yapım teklifini vermesi yeterli olmayacak. Aynı zamanda en iyi piyasa koşullarına uygun krediyi bulması da isteniyor…

Yapıma talip olan, proje finansmanı için gerekli krediyi bulmak zorunda ama idare bu çerçevede angaje olmaktansa alternatifleri değerlendirme yolunu seçmiş görünüyor.

Akıllıca hamle ancak günümüz koşullarında ve Türkiye’ deki yatırım iklimi, hazinenin garanti verme konusundaki çekimserliği düşünüldüğünde Mersin BŞ Belediyesinin proje finansmanı için kendi başına hangi kanallardan kredi bulacağı, bulsa da bunun maliyeti ve geri ödeme koşulları başlı başına yanıtlanması gerekli ama hayli zor sorular olarak karşımızda duruyor..

Bununla da bitmiyor, şartnamede yer alan kredi koşulları..

Resmi metinden derlediğim hayli ilginç ve sonunda hep birlikte ortaya çıkacak borcu ödeyeceğimize göre tüm Mersinlileri ve hatta gelecek nesli ilgilendiren ‘finansman detaylarını’ tüm detaylarıyla ele alacağım ama bir sonraki makalede…