Balık şenliklerinden kimyasal tesis girişimlerine, yol ayrımındaki Karaduvar…

Önceki makalede Toroslar Belediyesinin ‘sıfır’ maliyetle gerçekleştirdiği Arslanköy Kış Şenliklerine değinmiş, neredeyse para harcanmadan yapılan etkinliklerin kamuoyunda çok daha büyük bütçelere mal olan pek çok ‘festivalden’ daha büyük ses getirdiğini ifade etmeye çalışmıştım.

Makale; “umarım Toroslar Belediyesi Arslanköy kış şenliklerinden aldığı cesaretle küçük dokunuşları benzer doğa cennetlerinde güz şenlikleri, bağ bozumları gibi mevsimlere göre çeşitlendirip çoğaltarak farklı bir yerel turizm faaliyetinin önünü açar..” dileğiyle son buluyordu.

Aslında Toroslar Belediyesi ‘az parayla büyük etki yaratan etkinlikler’ düzenleme çabasında yalnız değil.

Akdeniz Belediyesi Toroslar refikinden de önce Karaduvar Balık Festivali ile gündem yaratmayı başardı, başarmakla da kalmadı. İki gün boyunca yeni ve farklı bir şey arayan binlerce Mersinli belediyenin çağrısına uydu, Karaduvar’ a akın etti.

Karaduvar “kent içinde kalan ama bir o kadar da uzak” diye tanımlanacak ilginç ve otantik bir köy..

Doğusu kanserojen atık dağını koynunda barındıran Kromsan , batısı yıllarca sarı ölüm saçan Azot Gübre ile kuşatılmış, koynunda Akaryakıt çiftliklerinin yer aldığı bir bölge olmasına karşı, tüm tehditlere meydan okuyan tipik bir balıkçı köyü..

Salaş ama bir o kadar da doğal balıkçı lokantaları, avladıkları ürünleri teknelerinin önünde satmaya çalışan balıkçılar, kış mevsiminde bile tarlalardan toplanan her türlü yeşilliğin tüm tazeliğiyle masaları süslediği huzur dolu bir cennet..

Yıllardır yerel yönetimlerin ilgisini çekmeye çalıştığım Karaduvar’ ı yeniden keşfetmek yeni Akdeniz Belediye Başkanı Gültak dostuma kısmet oldu..

Aralık sonlarında Akdeniz Belediyesinin düzenlediği Balık Ekmek Festivali aslında pek çok Karadeniz hatta İstanbul ilçe belediyelerinin yıllardır gerçekleştirdiği ve oldukça ilgi çeken etkinlikler..

Mersin için yeni olan yıllardır festival adı altında kendi çalıp kendi oynayan, halkı bir türlü çekemeyen etkinliklerin yerine halkın yoğun ilgisine yol açan küçük dokunuşlar..

Küçük dokunuşlar demişken, Akdeniz Belediyesini tam bu noktada eleştirmeden geçemeyeceğim. Halk orayı solumaya, balığı keşfetmeye, kış ortası bahar yeşillikleriyle Karaduvar’ ın damgasını taşıyan taze nane, rokayı tatmaya gelmişken para harcayıp dışarıdan sanatçı getirmenin ve avuç dolusu para vermenin ne anlamı var?

Bu tür gereksiz ve halkın artık gına getirdiği konserler yerine farklı,  her çeşit balığın ve Karaduvar’ a özgü otlarla yapılacak pek çok mezenin, yemeğin yer aldığı amatör yarışmalar, gösteriler düzenlenebilirdi, bunun için geç kalınmış değil. Balık av yasağının başlamasına yakın ve Karaduvar doğasının tüm çevresel tehditlere inat çıldırdığı mart sonlarında ‘balık mevsimine veda, bahara merhaba’ babından yeni bir hafta sonu etkinliği de düzenlenebilir.

Bu vesileyle Akdeniz Belediye başkanı Gültak’ ı ve meclis üyelerini taşıdıkları sorumluluk gereği uyarmak boynumun borcu..

Karaduvar’ ı yeniden keşfetme gibisinden başta mağdur ve masum Karaduvar insanı olmak üzere tüm Mersin halkının desteğini arkanıza alacak küçük dokunuşlu projeleri hayata geçirmeye çalışırken, Karaduvar başta olmak üzere kentin tabutuna son çivi anlamına gelecek Polipropilen tesisine onay veremezsiniz..

Bugüne kadar üzerine salınan tüm tehlikelere inat ayakta durmaya çabalayan Karaduvar korkarım ki, bu kimyasal tesis hayata geçerse, koruduğu tüm doğal zenginlikleri yitirir ve o sanayi tesislerinin varoşu bir yerleşim haline gelir.

Doğal plajları, yılın her günü sadece Mersin’ i değil ülkenin tüm sofralarını süsleyen çok sayıda otları, tüm deniz ürünlerini kendine özgü yöntemleriyle pişiren salaş ama bir o kadar da doğal lokantalarıyla kendini her türlü saldırıya karşı koruyan Karaduvar’ ı bir yandan çeşitli etkinliklerle tanıtıp, halkla buluştururken, bir yandan da istihdam yalanları, büyüme masallarıyla kirleten sanayi tesislerine açmayın..

Karaduvar’ a sarılın, sahipsiz insanının sesine kulak verin.

Polipropilen tesislerini her yere kurabilirsiniz ama kaybedersek ikinci bir Karaduvar’ ımız yok..

Aslında Atatürk parkından başlayıp Mezitli’ ye uzanan sahil düzenlemesinin benzerini, oradaki katliamdan da dersler çıkararak, betona boğulmamış, kumsalların canına okumayacak bir yeni ve çevreye duyarlı projeyle Karaduvar-Adanalıoğlu-Kazanlı sahilinde hayata geçirmek mümkün..

Denize sıfır konumda yer alma zorunlulukları varmış gibi Kromsan, Soda sanayi ve akaryakıt çiftliklerinin işgal ettiği sahilleri de kurtarıp halka açmak, böylece o tesislerden kaynaklı olası kirliliği doğrudan insanımızın denetlemesini sağlamak inanın zor değil..

İzmir İnciraltı, İstanbul’ un iki yakasındaki Anadolu ve Rumeli Kavakları gibi kent içinde ama kentin gürültüsünden uzak bölgeler yeni cazibe merkezleri olarak farklı ve yerel kültür dokuları sayesinde yeni tür turizmle refaha kavuşurken, bizim bu saldırılara inat el değmemişliğini korumaya çalışan beldelerimizin değerini bilmememiz, birkaç yıllık rant uğruna kirlenmelerine yol açacak girişimlere karşı yanlarında durmamamız çok acı..

Umarım yanlıştan dönülür..

Umarım Karaduvar cennetini bu kez gelmekte olan saldırıya karşı hep birlikte korumayı başarırız…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s