MESİAD’ ın Hamdi Akın’ a ödül vermesi, bilinmeyen gerçekler…

Mersin Sanayici İş Adamları Derneği bu kez Hamdi Akın’ ı ‘yılın iş adamı’ ödülüyle onurlandırdı.

Keyif onların değil mi bir araya gelip, kafalarına göre bir seçim yapmışlar diyenler olabilir.

Ama kazın ayağı öyle değil.

MESİAD’ ın kaç üyesi Hamdi Akın’ a o ödülün verilmesinin temel nedeni olan Mersin limanından yararlanıyor veya özelleştirme sonrası yaşanan artışlardan kaç üyesi rahatsız olmuştur gibi sorular da çok anlamlı değildir.

Önemli olan özelleştirme sonrası limandan hizmet alanların başına gelenler ve ortaya çıkan tablonun Mersin üzerindeki etkileridir. Bu hiç te küçümsenecek veya görmezden gelinecek bir mesele değildir.

MESİAD, Mersin limanının yarattığı istihdam ve kente katkıları yanında asıl fiyat artışıyla oradan hizmet alanların da haklarını korumak, en azından attığı adımlarda bu nedenle seçici olmak zorundadır.

Bunu yapmamak, o ödülün verildiği gün dile getirdiğim tanımla Stockholm Sendromudur ve mutlaka sorgulanmaya muhtaçtır.

Akın’ a ait AKFEN grubu Singapur’ lu PSA ile oluşturduğu ortaklıkla, 2006 sonunda Özelleştirme İdaresinden Mersin liman işletmeciliğini 36 yıllığına devraldı.

2007 Mayıs ayında da tüm işlemler tamamlandı ve liman yeni sahibine teslim edildi.

Elbette bu işletme hakkı devredilirken ‘al kafana, dilediğini dilediğin gibi yap’ denmedi. Özelleştirme İdaresi işletme hakkını verirken, denetim ve düzenleme işini de Ulaştırma Bakanlığına bağlı Liman İşletme Amirliğine bıraktı.

Dünyadaki benzeri uygulamaların tümünde benzer sistem geçerlidir. Devletin işletmecilikten çekilip piyasaları özel sektöre bırakmasıyla; işletmeleri alanların kullanıcı veya tüketiciyi kazıklamaması, rekabete engel olacak uygulamalardan kaçınması temel ilkedir.

Özellikle Türkiye büyümesinin en önemli dinamiği olan dış ticarete olan etkisi nedeniyle Mersin limanı bu düzenleme ve denetleme mekanizmaları açısından çok daha fazla dikkatle izlenmeye ve tarife başta olmak üzere her türlü hizmet nedeniyle çok daha sıkı gözaltına alınmaya, denetlemeye muhtaçtır.

Evrensel ilkeler ve imzalanan sözleşme; yukarıda dile getirdiğim denetleme, düzenleme zorunluluğunu ortaya koyarken süreç bakın nasıl işledi, limanı alan kurum tarifelerle ilgili neler yaptı?

MİP, Mersin limanını 11.5.2007 tarihinde resmen devraldı. Bu tarihte yürürlüğe giren sözleşme hükümlerine göre şirket, daha önce TCDD tarafından işletilen limanda devlete bağlı bu kurumun geçerli hizmet tarifesini uygulayacak ve devir tarihinden başlayarak 3 yıl boyunca herhangi bir zam yapamayacaktı.

Sözleşme ile devlet; ‘işletmecinin 3 yıl sonunda zam yapmasını, ancak haklı ve kabul edilir gerekçelere dayandırması ve bu gerekçelerin Ulaştırma Bakanlığınca kabul edilerek onaylanması’ şartına bağlamıştı.

Kâğıt üzerinde herşey yazılıydı ama pratikte süreç böyle mi gelişti?

Mersin’ in değneksiz köy olduğu gerçeğini başkaları gibi Akın ve kurmayları da keşfetmiş olmalı ki, limanı aldıkları gün 50 dolar olarak uygulanan 20’lik kontayner doldurma, boşaltma ücretini üç yıllık zam yapmayacakları maddesini hiçe sayarak 8.2.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 89 dolara çıkardılar. (40′ lık kontayner için 85 dolar olan ücret te 143 dolara çıkarılmıştı)

Nereden mi biliyorum?

24 Haziran 2010 yılında yaptığım başvuruyu 1 Temmuz 2010 günü cevaplandıran TCDD Limanlar Daire Başkanlığının resmi yazısı şu bilgileri içeriyordu:

“İşleticinin limanı teslim tarihinden itibaren üçüncü yıl sonu olan 11.5.2010 tarihine kadar TCDD’ nin 31.12.2006 tarihinde ABD doları bazında uygulamakta olduğu tarifeden yüksek olmayacaktır. Söz konusu 31.12.2006 tarihinde 20 feetlik kontayner içini doldurma veya boşaltma ücreti 50 dolar ve 40 feetlik kontayner için 85 dolar olarak tespit edilmiştir.

Sözleşmenin 9.16.2 maddesi “işleticinin limanda teslim tarihinde TCDD tarafından verilmeyen bir hizmetin veya teknik zorunluluklarla uygulamak zorunda kaldığı ek fiyatlandırmaların miktarını belirlemekte ilk üç yıl içinde TCDD’ nin onayını almak suretiyle uygulamaya geçecektir” hükmüne istinaden işletici daha önce verilmeyen bazı hizmetleri vermek için talepte bulunmuştur.

Bu kapsamda kontayner içi yükleme boşaltma hizmeti ve soğuk hava tertibatlı kontayner izleme hizmeti ücretlerini kuruluşumuz oluruyla 8.2.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 20 feetlik kontayner için 89 ve 40 feetlik kontayner için 143 dolar olarak belirlenmiştir.”

Bırakın liman hizmeti alanları, cevabı dikkatle okuyan herkesin “vay be” diye havaya sıçratacak cinstenbilgiydi bu.

Çünkü TCDD tarifesinde yazılı ve fiyatı belirlenmiş bir hizmeti üçüncü yıl sonuna kadar zam yapılamaz ilkesini hiçe sayarak, hem de denetlemekle yükümlü olduğu yeni işletmecinin %78 oranındaki zammını Devlet adına tarifeyi düzenlemekle yükümlü kurumu onaylamakla kalmıyor ve bunu akıllara ziyan biçimde gerekçelendiriyordu.

Sadece 2010 yılında yaptığım yazışmalar ve gelen cevaplarla sınırlı değildi bu inanılmaz bilgiler.

Ocak 2008′ de dönemin AK Parti Mersin Milletvekili Ömer İnan 21 Ocak 2008 tarihinde Ulaştırma Bakanına hitaben kaleme aldığı ve Mersin liman işletmecisinin sözleşmeye aykırı biçimde 4 ayrı hizmet konusundaki uygulamalarına dikkat çektiği mektup şöyle sona eriyordu:

“Son olarak kontayner içi doldurma boşaltma ücreti daha önce kontayner başına 85 dolar iken şimdi izin alınmadan 143 dolara çıkarılmıştır.

Sayın Bakanım; Bu dört hususun imtiyaz sözleşmesine rağmen şirketin haksız kazanç temin etmesine yönelik şekilde uygulanmasının sebebini anlayamadığım için bu mektubu yazıyorum. Açıklığa kavuşturulursa sevinirim”

İnan’ ın o günlerde anlamakta zorlandığı derin mevzu, o mektuptan kısa süre sonra (muhtemelen o mektubun etkisiyle) resmiyet kazanacak ve sözleşmeye apaçık aykırı olan fahiş zam yürürlüğe girecekti.

Zamlar burada bitti mi?

%78′ lik zam yetmezmiş gibi Akın’ ın MİP’i 3 yıllık dönem içinde ve bir kaç kez daha fiyat arttırdı.

Üç yılın sonunda karşımıza çıkacak yeni tarifeyi peşinen öğrenmek amacıyla 16.7.2010 tarihinde başvurduğum TCDD Limanlar Daire Başkanlığının 28.7.2010 tarihinde verdiği yanıt pes dedirtecek cinstendi.

1.7.2010 tarihinde verdiği cevapta 20 feetlik kontayner için 50 dolar olan doldurma-boşaltma tarifesinin 8.2.2008 tarihinde 85 dolara çıkarıldığını bildiren Kurum, daha o yazının mürekkebi kurumadan aynı ay içinde ve 28.7.2010 tarihinde üç yıl içindeki fiyat değişim tablosunu şöyle verecekti:

“MİP tarafından işletilmekte olan Mersin limanında 11.5.2007 tarihinden bugüne kadar 20 feet’ lik kontayner doldurma ücretleri aşağıda belirtilmiştir:

11.5.2007  89 dolar

15.4.2008  95 dolar

01.6.2010 115 dolar (ekipmanlı)

135 dolar (işçi ekipmanlı)

Kafaların karıştığını biliyorum. Koca Devletin kurumunun aynı ay içinde gönderdiği iki bilgilendirme yazısında ortaya koyduğu tarife bilgileri arasındaki çelişki ve çarpıklığa mı yanarsınız?

Yoksa yasal hükümlere açıkça aykırı olan ve denetleyicinin kullanıcıyı yakıp, işletmeciye yüz milyonlarca dolar haksız kazanç anlamına gelen zamlara mı?

Akın’ ın MİP’i 550 bin olan yıllık kontayner elleçleme miktarını kısa zamanda 1,2 milyona çıkardı. Rakamı ortalama bir milyon kontayner olarak alırsak, sadece ilk üç yıl toplamında cebimizden haksız olarak alınan para 100 milyon doların üstünde…

MİP’ in liman hizmetinden aldığı paralardan, olağan işletme kazancından söz etmiyorum. Sözleşmeye açıkça aykırı olan ve bunun Devlet adına denetlemekle yükümlü olan Kurum resmi yazıları yetmez gibi iktidara mensup bir Milletvekilinin Bakanına şikayet ettiği biçimiyle haksız alınan yüzlerce trilyonluk bir kazanımdan söz ediyorum. (2010-13 arası üç yıl içinde de yeni zamlarla yine ve en az bir ilave yüz milyon dolar daha girmiş kasaya)

Ağlanası tablo ortadayken MESİAD kalkıp böylesi tablonun yaratıcı dehasına yılın iş adamı ödülünü veriyor.

Çaresiz kaldığım anlar vardır, şiir yetişir imdadıma…

Yine öyle oldu, ne diyordu Nazım: “Kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni”

Akın’ ın başına konan talih kuşu bundan ibaret te değil. Mersin’i orta gelir tuzağından kurtaracak ve kişi başı geliri ikiye katlayacak tek sihirli proje olan Kontayner Terminal liman projesi de rafa kalkmış görünüyor.

MESİAD’ ın ödülünü elleriyle Akın’a veren Ekonomi Bakanı Çağlayan, yaptığı konuşmalarda artık kontayner terminal limanının adını bile anmazken, eylül ayında mevcut liman rıhtımının uzatılıp, genişletileceğini ve büyük kontayner gemilerinin yanaşacağı yatırımın müjdesini veriyor.

Oysa aynı Çağlayan’ ın başında olduğu Bakanlığın 2023 vizyonunu günümüzdeki ihracat ve dış ticaretin üçe katlanacağı 500 milyar dolarlık ihracat, 1,2 trilyon dolarlık dış ticaret hayali süslüyor.

O hayalin gerçekleşmesiyse yıllık 15 milyon kontayner elleçleme kapasitesine sahip HUB olarak tanımlanan bölgesel aktarma limanıyla mümkün…

13 Haziran 2013 Mersin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s